HİSARÖNÜ KÖRFEZİ’NDE TUNÇ ÇAĞI BATIĞI

Bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan izin ve Kalkınma Bakanlığı tarafından verilen destek ile “Türkiye Batık Envanteri” projesi kapsamında Bodrum’dan Finike’ye kadar olan bölgede çeşitli çalışmalar gerçekleştirildi. Toplam 35 farklı alanda yapılan yüzün üzerinde dalışta, Hellenistik Dönemden Bizans Dönemine kadar, farklı yüzyıllara ait 10 adet yeni batığın yeri tespit edildi. Bu projenin en önemli bulgusuna Hisarönü Körfezi’nde rastlandı.

Bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan izin ve Kalkınma Bakanlığı tarafından verilen destek ile “Türkiye Batık Envanteri” projesi kapsamında Bodrum’dan Finike’ye kadar olan bölgede çeşitli çalışmalar gerçekleştirildi. Toplam 35 farklı alanda yapılan yüzün üzerinde dalışta, Hellenistik Dönemden Bizans Dönemine kadar, farklı yüzyıllara ait 10 adet yeni batığın yeri tespit edildi. Bu projenin en önemli bulgusuna Hisarönü Körfezi’nde rastlandı.
2014 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilen sualtı araştırmalarında, özellikle Hisarönü Körfezi’ne yoğunlaşıldı.
2011 yılında, keşif-dalış ekibinden Hüseyin Vural bir adet gaga ağızlı testi görmüş, testi kayaya kaynamış durumda olduğundan çıkaramamış, araştırmanın son gününe ve gün batımına denk düşmesi nedeniyle bölgeye inceleme dalışı yapılamamıştı. Bu yılki araştırmanın son gününde, aynı bölgede Nilhan Kızıldağ ve Onok Bozkurt’tan oluşan bir keşif ekibi, dalışları esnasında gaga ağızlı sürahinin yanı sıra gövdeden kulplu amphoralar gördüklerini söylediklerinde bütün ekip çok heyecanlandı. Gaga ağızlı testilerin Tunç Çağı malzemesi olduğunu biliyorduk, gövdeden kulplu amphoralar ise çok nadir olup denizden bu güne kadar sadece 4 adet örnek bulunabilmişti.
Bunlar da Tunç Çağına tarihlenmekteydi. Büyük bir heyecanla yaptığım dalışta, yer yer kayalık ve kumluk zeminde karşıma gaga ağızlı sürahiler, tek kulplu bir maşrapa ve diğer küçük seramik eserlerin yanı sıra gövdeden kulplu amphoralar çıkmıştı. Yukarı çıktığımda, 7 yıla yayılan uzun uğraşlardan sonra bir Tunç Çağı batığı bulduğumuzu söyleyince, ekipte büyük bir sevinç dalgası yayıldı. Bizim için çok önemli bir andı. Sualtı Arkeolojisine Kaş-Uluburun’da, MÖ 14. yüzyıl Tunç Çağı Kazısı’nda başlamış, daha sonra 2010 yılı Gelidonya Tunç Çağı Batığı Kazısı’na bilimsel başkanlık yapmış biri olarak, bu batığın bulunması benim için son derece mutluluk verici bir olaydı. Bölgede yapılan dalışlarda, bir adet sağlam amphora ile bir adet gaga ağızlı sürahi çıkarılarak Bodrum Müzesine teslim edildi.
 
Hem batık alanındaki incelemeler, hem de çıkarılan eserlerin genel form özellikleri ile bu alanda uzman bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda batığı şimdilik MÖ 2. binin ilk yarısına tarihlemenin doğru olacağı kanısındayım. Ayrıca, buluntuların benzerlerine Girit’teki Knossos saraylarında rastlandığından, batığın Girit-Minos kültürü ile bir ilişkisi olduğu izlenimi doğmaktadır. Kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta, dik bir eğime sahip zeminde yer alan kalıntılar, 45 metre derinliğe kadar devam etmekte olup, yüzeyde bulunan eserlerden yola çıkarak daha fazla şey söylemek doğru olmayacaktır. 2015 yılında yapılacak kazı sonrasında, geminin ahşaplarına ait buluntulara
rastlandığı takdirde bugüne kadar bulunan en eski gemilerden birinin yapımı hakkında önemli bilgilere ulaşılacaktır. Anadolu kıyılarında seyahat eden ilk denizcilere ait
kalıntılarına ulaştığımız batık, süngerci, balıkçı ya da herhangi bir kılavuzun yardımıyla değil, konusunda uzman Türk bilim insanlarının çalışmalarının sonucunda ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki yıllarda yapılması planlanan kazı çalışmaları sonrasında gemiyle ilgili bilgilerin haricinde, az bilinen bir dönem olan Tunç Çağıyla ilgili detaylara da ulaşılacaktır.

Yrd. Doç. Dr. Harun ÖZDAŞ