İKİZTEPE

Doğuda Yeşilırmak ve Batıda Kızılırmak

İkiztepe Örenyeri, doğuda Yeşilırmak ve batıda Kızılırmak tarafından sınırlanan ve diğer bir tanımla Samsun ve Ordu illerinin sınırlarını kapsayan coğrafya olarak kabul edilen Orta Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesiminde yer alır. Antik Çağda Pontus olarak adlandırılan bölgenin batı kesiminin, Paphlagonia Bölgesi’nin doğusuyla birleştiği sınırda ve Kızılırmak Nehri’nin hemen batısında yer alan bu örenyerinin bir zamanlar Kızılırmak Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü noktada yer aldığı jeolojik veriler ile saptanmıştır. İkiztepe, 1940 yılından itibaren Orta Karadeniz Bölgesi kıyı kesiminde geziler yapan merhum Kılıç Kökten ve meslektaşları Nimet Özgüç ile merhum Tahsin Özgüç tarafından, 1940 ve 1941 yıllarında Dündartepe, Tekkeköy ve Kavak-Kaledoruğu kazılarının gerçekleştirildiği sırada keşfedilmiştir. Orta Karadeniz Bölgesi’nde 1970’li yıllarda başlatılmış olan bilinçli ve kapsamlı araştırmalar sonrasında, İstanbul Üniversitesi’nden merhum Prof. Dr. Bahadır Alkım başkanlığındaki bir heyet, Türk Tarih Kurumu adına İkiztepe Örenyeri’nde kazı çalışmalarına girişmiştir. Bu araştırma ve kazılar, İkiztepe’nin Geç Kalkolitik, İlk ve Orta Tunç Çağları ile Geç Demir ve hemen onu takip eden Hellenistik Çağda yoğun olarak iskân edilmiş olduğunu göstermiştir. Klasik Çağ öncesi Orta Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesiminin, İkiztepe’de 1974 yılından beri 37 yıldır geliştirilen kazılarda ortaya çıkartılan mimari tabakalar ile mezarlardan elde edilen ve yazı öncesi döneme ait olan 11.493 adet maddi kültür kalıntısına dayanarak değerlendirmek mümkün olmuştur. Örenyeri’ne İkiztepe adının verilmesine rağmen, yerleşme alanı 2 büyük, 2 de küçük tepeden oluşur. 66 dönümlük bir alanı kaplayan değişik büyüklükteki bu tepeler, farklı kültür katlarından oluşmuştur. 2010 yılının sonuna kadar İkiztepe Örenyeri’nde gerçekleştirilen kazılarda elde edilen sonuçlara göre: Tepe I’de İlk Tunç Çağı I ve II ile Geçiş Çağı; Tepe II’de Geç Kalkolitik Çağ, İlk Tunç Çağı I ve II ile Geçiş Çağı; Tepe III’ de İlk Tunç Çağı II ve III, Geçiş, yani Orta Tunç Çağı ile Geç Demir Çağı ve Hellenistik Çağ; Tepe IV’de Geçiş Çağının izleri saptanmıştır. Geçiş Çağı sonunda tamamen terk edilmesinden sonra, İkiztepe’nin Geç Demir Çağında bir kez daha iskân edilmiş olduğu Tepe III’ de ortaya çıkartılan Geç Frig Dönemi boyalı çanak-çömlek örneklerinden saptanmıştır. Geç Demir Çağ iskânı, yerini zamanla Hellenistik Dönem yerleşmesine bırakmıştır. İkiztepe’de Hellenistik Döneme ait, ayrıca, Tepe I’de tümülüs tipi 2 odalı ve dromoslu bir anıt mezar bulunmuştur. Kesme taşlardan inşa edilmiş olan mezarın dromosunda (koridorunda), Byzantion’da Trakya kralı Lysimakhos (MÖ 306-281) adına basılmış Hellenistik Döneme (MÖ 330-30) ait altın bir sikke ele geçmiştir. Antik Çağda soyulmuş olmasından dolayı mezarın kimin için yapıldığı saptanamamıştır. Sonuç olarak, İkiztepe Örenyeri’nde Geç Kalkolitik Çağdan Eski Hitit Devleti’nin kuruluşuna kadar, yani MÖ 4300 yılından MÖ 1700 yılına ve MÖ 650 yılından MÖ 30 yılına kadar kesintisiz yerleşmeler bulunduğu anlaşılmıştır. Prof. Dr. Önder BİLGİ İkiztepe Kazı Başkanı