İnsanın ünlü atası Lucy yalnız değildi: “Little Foot (Küçük Ayak)” ile Tanışın

Görünüşe göre Little Foot olarak adlandırılan insanlığın gizemli antik akrabası, ünlü Lucy ile aynı zamanlarda dünyada geziniyordu. Araştırmacılara göre bu durum, insanın atalarının Afrika’nın büyük bir kısmına yayılmış ve kendi arasında gözle görülür bir çeşitliliğe sahip olduklarını göstermesi bakımından oldukça önemli bir buluş.

Görünüşe göre Little Foot olarak adlandırılan insanlığın gizemli antik akrabası, ünlü Lucy ile aynı zamanlarda dünyada geziniyordu. Araştırmacılara göre bu durum, insanın atalarının Afrika’nın büyük bir kısmına yayılmış ve kendi arasında gözle görülür bir çeşitliliğe sahip olduklarını göstermesi bakımından oldukça önemli bir buluş.

Bu buluş, gizemli akrabamızın düşünülenden daha yakın bir zamanda yaklaşık 3.7 milyon yıl önce gömüldüğünü göstermekte. Bilim adamlarına göre bu yeni tarih bir gün hangi bölgenin ve hangi türün insanın evriminde daha çok rol aldığını gösterebilmesi açısından oldukça önemli.

3.2 milyon yıl yaşındaki Lucy’i de içeren Australopithecus afarensis, modern insanın bilinen en eski akrabaları arasında iki ayak üzerinde yürüyebilen tür olarak biliniyor. Modern insanın direk atası olma açısından öne çıkan adaylardan biri olan Australopithecines, yaklaşık olarak 2.9 milyon yıl ila 4.1 milyon yıl önce yaşadı (Modern insanın kökeni  “Homo” ‘nun yaklaşık 2 milyon yıl yaşında olduğu düşünülüyor).

Australopithecus afarensis’in Doğu Afrika’da yaşadığı bilinirken, Little Foot takma adına sahip bir başka australopithecine’in, kemiklerinin küçük doğasına bağlı olarak, Güney Afrika’da yaşadığı anlaşıldı. Yaklaşık 20 yıl önce, Güney Afrika’da bulunan Wirwatersrand Üniversitesi’ndeki paleoantropolog Ronald Clarke tarafından bulunan ve insan evrimi açısından oldukça önemli olacak bütün bir iskelete sahip Little Foot, Sterkfontein Mağarası’ndaki dar bir bölümde bulunmuştu.

Little Foot’un ne tür bir australopithecine olduğu tartışıyor. Birçok bilimadamı Little Foot’un Lucy’den ve diğer Australopithecus afarensis’lerden daha büyük bir beyni koruyan daha yuvarlağımsı bir kafatası ve daha küçük dişlere sahip olması nedeniyle Australopithecus africanus ailesinin bir parçası olduğunu düşünürken, Clarke ve diğerleri Little Foot’un Australopithecus africanus’tan daha uzun ve düz bir yüze ve daha büyük çene dişlerine sahip olmasından dolayı Australopithecus prometheus olarak bilinen bir diğer australopithecine ailesine ait olduğunu düşünüyor.

Batı Lafayette, Indiana’da bulunan Purdue üniversitesi’nden geokronolog Darryl Granger,  Little Foot’u insan aile ağacına kesin bir şekilde eklenmesinin imkansız olduğunu ve bunun nedeninin bulunduğu andan itibaren Little Foot’un yaşının tartışmalı olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Eğer araştırmacılar Little Foot’u tarihleyebilirlerse hangi Australopithecus türünün ve Afrika’nın hangi bölgesinin Homo’nun ortaya çıkışına ön ayak olduğunu belirlemeye bir adım daha yaklaşabilecekler.

Şu anda, Granger ve meslektaşları Little Foot’un hemen hemen Lucy ile aynı zamanlarda yaşadığının kanıtlarını bulmuş durumdalar. Buna rağmen bulunan fosilin Little Foot’un ait olduğu türe dair kesin bilgiler veremediği de biliniyor.

Granger Live Science’a yaptığı açıklamada “Little Foot’u tarihlemenin en önemli kısmı australopithecines’in evriminin başlarında Güney Afrika’da bulunduğunu anlamak olmuştur” diye belirtiyor ve bunun “Güney Afrika ile Doğu Afrika arasında, Little Foot bazında ve australopithecine türünün yayılması için gerekli zamanın varlığı açısından, evrim açısından bir bağlanın varlığını işaret ettiğini” düşündüklerini ekliyor.

Clarke’a göre bu durum diğer australopithecines ve daha sonrasında insanların sadece  Australopithecus afarensis’ten evrimleşmiş olmak zorunda olmadığını gösteriyor ve”Afrika’nın daha geniş alanlarına yayılmış birçok  Australopithecus türü olabilir” diye ekliyor.  

Araştırmacılar Little Foot’u ilk olarak bir on yıl önce tarihlemeyi denediler ve Granger’in de açıkladığı gibi sonuç olarak Little Foot’u  australopithecines türünün en yaşlıları arasına sokan 4 milyon yıl gibi bir yaşa ulaştılar.

Bütün bunlara rağmen, mağaralardan bulunan fosillerin tarihlenmesi, fosilin başka bir yerden mağaraya sürüklenmiş olması ihtimali de barındırdığı için oldukça sorunlu ve karmaşık bir durumda. Little Foot’un yanında ve etrafında bulunan minerallerin tarihlendirilmesi bu mağara oluşumunun yaklaşık olarak 2.2 milyon yıl önce gerçekleştiğini gösterdi. Granger bu durumun onu hayal kırıklığına uğrattığını fakat tarihleme sonuçlarına inanmak zorunda olduğunu belirtiyor.

Yapılan yeni bir araştırma ise tarihlemesi yapılan minerallerin Little Foot’un bulunduğu katmandan daha erken bir katmana ait olduğunu ve dolayısıyla Little Foot’un üzerinde bulunduğu tabaka ile analizi yapılan tabakanın başka zaman dilimlerinde oluştuğunu gösterdi. Yeni analizde, Granger ve meslektaşları fosilin yaşını fosilin üzerinde bulunduğu tabakadan alınan kuartzın içinde bulunan aliminyum ve berilyum izotoplarını ölçerek belirliyor.

Araştırmacılar aynı mağara içinde 2.2 milyon yıl öncesine ait olduğu anlaşılan taş aletler de buldular. Bu tarih doğu ve güney Afrika’da bulunan diğer taş aletlerle aynı zaman dilimini işaret ediyor. Granger’a göre bu Güney Afrika ile Doğu Afrika arasındaki bağlantının taş aletlerin ortaya çıkmasından hemen sonra gerçekleştiğinin işareti.

Araştırmacılar dünyanın diğer bölgelerindeki alanların da kendi metotlarını kullanarak tarihlenmesini umuyorlar. Bunun metodun güçlü ve zayıf noktalarını ortaya çıkarmak açısından oldukça kullanışlı olduğunu düşünüyorlar.

Kaynak: http://www.livescience.com/50336-little-foot-human-ancestor-dated.html