KAFATASI ŞEKİLLENDİRİLMESİ İLE İLGİLİ YENİ BİR ÇALIŞMA

Bugün bir bebeğin kafasını bağlayarak şekil vermenin rahatsız edici bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, And Dağları bölgesinde MS 1100-1450 yılları arasında yaşamış topluluklar için kafatası şekillendirmek çok moda bir davranıştı.

Çin’de görülen ayak bağlama geleneği gibi bu uygulamayı da bir grubun göstergesi olarak kabul edebiliriz. Günümüz Peru topraklarında, İnka İmparatorluğu’nun gelişmesinden önce, siyasi karışıklıklar, ekolojik gerginlik ve yeni kültürel uygulamaların ortaya çıkmaya başladığı bir dönem hakimdi.

 

Şubat ayında Current Archaeology Dergisi’nde Yrd. Doç. Matthew Velasco’nun  ,“Andlardaki Geç ve Orta Dönemde (MS 1100-1450) Etnik Köken ve Sosyal Farklılıklar” başlıklı, Peru’daki Colca Vadisi’nde kafatası şekillendirilmesi ile ilgili biyoarkeolojik bir çalışması yayımlandı. Çalışma, kafa şekillendirme uygulamalarının bölgedeki toplumsal eşitsizliği geliştirirken siyasi dayanışmayı da nasıl sağladığını araştırıyor.

 

Velasco, araştırmasında Colca Vadisi’nde çoklu mezarlarda yüzlerce insan iskeleti üzerinde analiz yaptı ve sonuç olarak MS 1300’den önce insanların çoğunda kafa şekillendirme uygulamasının yapılmadığını gördü. Bu çalışmalarla birlikte, kafa şekillendirmenin Geç Orta dönemin Geç dönemine kadar zaman içinde %39.2’den %73.7’ye arttığı tespit edildi.

 

İskelet örneklerini inceleyen araştırmacılar, 2 ana etnik gruptan biri olan Collaguas’ların kafataslarının daha uzun ve daha dar bir şekil alması için çeşitli yöntemler uygularken Canavas’lar kafaların daha dar ve kısa göstermeye çalışıyordu.

 

En sonunda Collaguas’ların uzun kafa şekilleri Colca Vadisi’nde baskın bir biçim haline geldi. Vesaco’ya göre; bir kimliğin paylaşılmasına yönelik olan bu değişim İnka’larda dahil olmak üzere yabancılara karşı çatışma yaşayan gruplar arasındaki bağları güçlendirebilir.

 

Velasco, “Kafa şekillendirme uygulamaları ile artan homojen biçimin kolektif kimliğin yaratılmasında önemli rol oynadığını ve ortaya çıkan toplumsal farklılıkların daha da artmış olabileceğini gösterebileceğini ifade etti. Velasco aynı zamanda; kafa şeklinin toplum üyeliğinin önemli bir belirleyicisi olduğunu ve seçkinler arasında da birliği sağlamak amacıyla teşvik edilmiş ve politik işbirliğini de arttırmış olabileceğini de sözlerine ekledi.

 

Velasco “Çeşitliliği yerel düzeyde buluyorum: Kafa şekillendirilmiş kafataslarını müdahale edilmemiş kafatasları ile aynı mezarda bulduk. Kafataslarındaki bu fark kesinlikle etnik köken ile ilgili değildir.” dedi.

 

Kafatası şekillendirilme uygulamasının yüksek statü kazanan kişileri uygulanıp uygulanmadığı henüz net olmamakla birlikte, şekillendirilmiş kadın kafataslarının, daha fazla yiyecek seçeneğine ulaşabildikleri ve şiddete maruz kalma olasılıklarının daha az olduğu görüldü. Velasco, kafatası şekillendirmenin toplumsal eşitsizliğe yol açtığı görüşünde.

 

Cornell Enstitüsü Sosyal Bilimler enstitüsü desteği ile yapılan bu çalışma Valasco’nun seçilmiş çocukların toplumsal ve çevresel faktörlerle kafatası şekillendirilmesine maruz kaldıklarını ortaya koydu.  

 

Kaynak: http://as.cornell.edu