MÖ 7. BİN YILDA KURAKLIĞIN ETKİSİ

MÖ 7. binyıl bir çöküş veya duraklama dönemi değil, mukavemet sayesinde toplumsal karmaşıklığın artış gösterdiği bir dönemdir.

Yakın Doğu’da besin üretiminin ilk adımlarının atıldığı dönem, ÇanakÇömleksiz Neolitik A (PPNA) olarak adlandırılır. İnsan, Çanak Çömleksiz Neolitik A’da orta cüsseli hayvanların, tahılların ve baklagillerin habitatına müdahale ederek besin kaynaklarını kendine yakın tutmuş ve onlar üzerinde denetim kurabilmiştir. Yerleşikleşme daha önceleri başlamış olsa da, bazı Çanak Çömleksiz Neolitik A köyleri 150-300 kişiyi barındırabilecek genişliktedir. Çanak Çömleksiz Neolitik A’da Yakın Doğu toplumlarının kültürel/teknolojik açıdan birbirlerine yakınlaştığını gözlemliyoruz, bunun nedeni büyük olasılıkla takas ağlarının yaygınlaşmasıdır. Toplumlar sahip olmadıkları doğal kaynakları (tuz, bitüm/asfalt, deniz kabukları ve hepsinden önemlisi obsidiyeni) başka toplumlardan almaya başlamıştır. “Yiyecek üretimi”nin bu erken safhasında Yakın Doğu’da savaş izine rastlanmaz. Anlaşılan erken yerleşimler arasında bir barış havası hüküm sürmektedir. Çanak Çömleksiz Neolitik A toplumlarının mimari açıdan ilk büyük atılımı, Wadi Feynan yerleşiminde (Ürdün) toprağa yarı gömülü olarak inşa edilen geniş kamusal yapıdır. Oval odaların toplamından oluşan bu yapının “ritüel merkezi” olarak işlev gördüğü sanılıyor. Bu tip kamusal alanların ikincisi Güneydoğu Anadolu’dadır. Göbekli Tepe’de (Urfa) dev sütunlar üzerine kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürleri vardır. Höyük, Çanak Çömleksiz Neolitik A’da (MÖ 10. binyıl sonları) kurulmuş; Çanak Çömleksiz Neolitik B’de (Çanak-Çömleksiz Neolitik B: MÖ 8.800-7.000) de ayakta kalmıştır. Göbekli Tepe’de kabartma figürlü sütunların bir tapınma/ritüel alanı oluşturduğu şüphesiz görünüyor. Oraya yakın mesafedeki Nevalı Çori’de ise, MÖ 8.600-8.000 arasında tapınak olarak inşa edildiği sanılan dört duvarlı bir yapı bulunmuştur. Demek avcı-toplayıcı gruplar anıtsal binalar yapmayı öğrenmişlerdi ve (bunları hayvan figürleriyle süslediklerine göre) karmaşık bir simgeler sistemi oluşturmak üzereydiler. Bazı yazarlar, Yakın Doğu’daki bu tip yapılar ile Avrupa’da Alt Paleolitik Dönem (MÖ 35.000-12.000) mağaralarındaki “mabet”leri karşılaştırırlar. Çünkü sözü edilen mağara-mabetlerde de pek çok hayvan ikonuna (ikon: dini resim/heykel) rastlanmıştır.

 

Ancak unutulmamalıdır ki Avrupa Paleolitiğinde mabet olarak kullanılan mağara doğanın bir uzantısıydı. Yakın Doğu’daki törensel alanlar ise insan eliyle yapılmışlardır, doğal değil kültürel mekânlardır. Göbekli Tepe başta olmak üzere Yakın Doğu’nun pek çok noktasında inşa edilen kült merkezleri avcı-toplayıcıların eseri olup çiftçiliği ve çobanlığı öncelemektedir. Bazı yazarlar, Göbekli Tepe gibi muazzam tapınak alanlarının hiyerarşik bir toplumsal örgütlenme olmaksızın inşa edilemeyeceğine inanırlar. Acaba Neolitik kültür sanıldığı kadar eşitlikçi değil miydi? “Toplumsal tabakalaşma” çiftçi-otlatıcılıktan bile eski miydi?

 

Göbekli Tepe ve onun çağdaşı diğer yerleşimlerde keşfedilen hayvan figürleri (yaban öküzleri, yaban domuzları, yırtıcı hayvanlar) ne anlama geliyor? Simgesel bir “evcilleştirme” ya da “hâkimiyet altına alma” düşüncesinin mi ürünü bunlar? İlk zamanlarda hayvan figürlerine karışmış insanlar göremiyoruz. İnsan kendini resmetmeye 9. binyılın 2. yarısında başlıyor. Bu figürlere sahip merkezler içinde Urfa’daki Nevalı Çori yerleşimi öne çıkıyor.

 

Jerf el-Ahmar’da (Kuzey Suriye’de, Fırat üzerinde) oluklu taşlar bulunmuş, bunlara ek olarak simgeler ve hayvan figürleriyle bezeli levhalar keşfedilmiştir. Arkeologlar, bunları yazının öncüsü olan piktogramlar ile karşılaştırmaktadır. Jerf el-Ahmar, yuvarlak planlı yapılardan dörtgen planlı mimariye geçişin ilk örneklerindendir. Erken evrelerinde birkaç yüz kişiyi barındıran Eriha ise (Batı Şeria’da, Lût Gölü yakınları), MÖ 9.000’den sonra kurulmuş; MÖ 7.000’e uzanan geç evrelerinde 3 hektar büyüklüğe erişmiş, ayrıca surlar ve 9 metre uzunluğunda bir burç ile korunmuştur. İçeriden merdivenli burcun taban çapı 8 metredir. Demek PPNA boyunca insan kalabalık ve örgütlü topluluklar halinde yaşamaya başlamış. Bu eğilimi en iyi yansıtan unsurlar, mimari alandaki yeniliklerdir.

 

Neolitiğin asıl başlangıcı olan Çanak Çömleksiz Neolitik B’de Anadolu- Suriye’nin Güney Levant’tan daha büyük ilerleme kaydederek besin üretiminin öncelikli merkezi haline geldiğini görürüz. 8 bitki (siyez ve gernik buğdayı, arpa, mercimek, bezelye, nohut, burçak, keten), 4 hayvandan (keçi, koyun, sığır, domuz) oluşan besin paketinin tamamına yakını orada evcilleştirilmiştir. Çanak Çömleksiz Neolitik B’de insanoğlu (yeni ihtiyaçlarına uygun olarak) çakmaktaşından oraklar ve büyük ok uçları üretecektir. Çanak Çömleksiz Neolitik B sıçrayışını mümkün kılan gelişme, Holosen Çağının getirdiği ılıman-yağışlı iklimdir:

 

Dönemin ortalarında, iklimsel değişimin etkisiyle bazı yerleşimlerde besicilik ve ekimin başladığını kanıtlayan tahıl ve hayvan kalıntılarına rastlanır. Dönemin sonunda diğer Yakın Doğu yerleşimleri de aynı uygulamaları öğrenir. Çanak Çömleksiz Neolitik A’da ortaya çıkan “arkaik köyler” Çanak Çömleksiz Neolitik B’de genişlemiş (“erken köyler”); tarihte ilk kez 10-15 hektarlık yerleşimler kurulmuştur. Dönemin yerleşikleşme, ekim ve besicilik dışındaki diğer önemli gelişmeleri, dört duvarlı yapı planlarının mimariye hâkim olması; öğütme taşları, cilalı taştan heykel ve tokmaklar ile insan/hayvan biçimli kil figürinlerin yaygınlaşmasıdır. Değirmen ya da ezgi taşları, Çanak Çömleksiz Neolitik B’de çoğunlukla bazalt ve kum taşından imal edilmiştir.

 

Çanak Çömleksiz Neolitik B’de Yakın Doğu’nun tamamında yerleşim sayısı ve nüfus artar; besin üretimi ile avcı-toplayıcılık birbirlerini tamamlayan geçim stratejileri olarak bir arada yürütülür. MÖ 7.000’de tarım ve hayvancılığa eşlik eden avcı-toplayıcı pratikler artık geri plana düştüğü için neolitik toplum daha olgundur. MÖ 7. binyıl iki dönemde incelenir: Çanak-Çömleksiz Neolitik C (PPNC: 7000-6500) ve Çanak-Çömlekli Neolitik (PN: 6.500-6.000). Taş kapların yerini çömleğin aldığı ve yiyecek saklamanın kolaylaştığı Çanak-Çömleksiz Neolitik C - Çanak-Çömlekli Neolitik geçişinde, evcil hayvanlar ve bitkiler Yakın Doğu’nun bütününe yayılmış; avcı-toplayıcılıktan gelen yiyeceklerin toplamdaki payı azalmıştır. Artık beslenme rejimi hemen tamamen yerleşimde yetiştirilen/beslenen bitki ve hayvanlardan oluşmak üzeredir. Kuzeybatı Ürdün’de kurulan Ain Ghazal, Çanak-Çömleksiz Neolitik B’de yaşanan büyük dönüşümü en iyi yansıtan yerleşimlerin başında gelir. Orta Çanak-Çömleksiz Neolitik B’de (MÖ 8.200-7.500), yerleşim halkının tükettiği etin %50’sini av hayvanları oluşturuyordu. Geç Çanak-Çömleksiz Neolitik B’de ise (MÖ 7.500-7.000), kesilen hayvanların %75’i evcil koyun-keçidir. Ama avcılık bu yerleşim ile Akdeniz arasındaki geniş bölgede MÖ 7.000’den sonra bile öncelikli geçim kaynağı olarak kalmıştır. Yahudan ve Necef çöllerinde, bu devre ait pek çok avcı kampının bulunduğunu belirtelim.

 

Çanak-Çömleksiz Neolitik B boyunca, içinde mezarlık barındıran yerleşme sayısı ve yerleşim nüfusları artmış; bazı bölgelerde defin usulleri değişmiştir. Ölülerin bir mekânda toplanması, kuyu mezarların ortaya çıkışı, insan ve hayvanların birlikte gömülmesi, ölünün hasırla sarmalanması ya da hasır üzerine yatırılması ve kafataslarının özel işlemlerden geçirilmesi yeni usullerden bazılarıdır. Mezar hediyeleri azdır, ama mezarlıklar yaşam alanının dışına çıkarılmıştır. Çanak-Çömleksiz Neolitik B’de yalnız ölüleri koymak için özel yapılar inşa edilir. En ilginç örnek, Çayönü’ndeki Kafataslı Bina’dır.

 

Yakın Doğu toplumları (Orta Anadolu dâhil), Çanak-Çömleksiz Neolitik B boyunca kendilerinde bulunmayan doğal kaynaklara (obsidyen, bakır filizi, deniz kabuğu, bitüm, türkuaz, Dabba mermeri) ulaşabilmişlerdir. Bu kaynakların çevreye yayılımı genelde down-the-line denen yöntemle olur: İlk elde edildiği yerlerden uzaklaşıldıkça hammaddenin toplam buluntu içindeki oranı azalır.

 

Yazı : İzzet Çıvgın

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 58. sayısı ile ulaşabilir, okuyabilirsiniz.