MÖSYÖ HUMANN

Bergama birinci resmi kazısı 9 Eylül 1878’de başlayarak Nisan 1880’e kadar devam etmiş, ikincisi 24 Ağustos 1880’den Aralık 1881’e kadar, üçüncüsü ise 18 Nisan 1883’den 15 Aralık 1886’ya dek sürmüştür.

1878-79

Humann’ın Birinci Bergama Kazı Raporu

İnşaat  mühendisliği  eğitimi  gören  Carl  Humann,  henüz  22  yaşındayken  Kuşadası’nın önündeki  Sisam  (Samos)  Adası’na  gelmişti. C. Humann’ın Almanya’dan doktor tavsiyesiyle güneye gelmesinin nedeni o zamanlar yaygın olan verem hastalığıydı. C. Humann, Sisam Adası’nda Hera Tapınağı’nı kazan Alman mühendis Strack’la karşılaştı. Bu mühendis, tapınak kazısına gönüllü olarak yardım etmesini istedi, Humann da kabul etti. Humann, üniversite yıllarında müzelere giderek tarihi eser çizimlerini yaptığı için konuya çok yabancı değildi. Bir müddet sonra buradan kendi deyimiyle “El değmemiş olan Efes’e”, İzmir’e oradan da İstanbul’a gitti. Fuat Paşa yoluyla Osmanlı çalışma hayatına teknik eleman olarak katıldı. İzmir İstanbul arasındaki karayolu inşaatında görev aldı. 1864 -65 kışında seyahatlerinden birinde Midilli (Lesbos) Adası’na ve oradan Ayvalık’a (Kydonias) geçti. Burada 25 bin Rum (Doğu Roma yerli halkı) yaşıyorken, güneyindeki Dikili ise 20 haneli küçük bir yerdi. Humann, 27 kilometre ilerideki Bergama’ya yöneldi. Bergama’da, Atina’da diş hekimliği okumuş Rum Nicolas Rallis’in konukseverliği ile karşılaştı. Bergama’da yaklaşık 12 bin Türk, 4 bin Rum, bin Ermeni ve Musevi yaşıyordu. İzmir - İstanbul arasındaki en kısa ve ekonomik karayolu bağlantısı üzerinde çalışma yaparken 1866’da tarihi eser cenneti olan yamaçtaki çalıların arasından tarihi eser fışkıran Bergama’yı kendisine şantiye yönetim merkezi olarak seçti. Osmanlı’nın sözleşmeli memuru durumundaydı. Diş hekimi Rallis, tarihi eserlerle ilgileniyor ve tarihi eser topluyordu.

Ünlü Zeus Sunağı’nın bir parçası olduğu sonradan anlaşılan büyük bir mermer kabartma Rallis tarafından Konstantinopolis’teki (İstanbul’da) Karatheodori Paşa’ya gönderilmiş, eser yıllarca ilgisiz kalmış, sonradan Syllogos (Antik Grek Kulübü)’ne verilmişti. Bu eserin 1879’da Bergama’dan çıkarılan diğer eserlerin bir parçası olduğu anlaşılınca Almanlar tarafından Berlin’e gönderildi. Humann, emrinde bulunan yol inşaatı işçilerinden bir bölümünü kişisel tutkusu yönünde Bergama’daki tarihi eser araştırmasında çalıştırıyordu ve çıkan eserleri depoluyordu. Bir gün kalede bir tanrıyı betimleyen yüksek bir kabartma (rölyef ) bulmuşlardı. İki gün sonra onu bir merdiven basamağında gizlemeye çalışan bir işçiyi öteki işçilere örnek olsun diye hapse koydu. Başına buyruktu, kimse denetlemiyordu. 1871 yazında Konstantinopolis’te rastlantı eseri, Anadolu’da bir inceleme seferine hazırlanan Prof. Ernst Curtius’la tanıştı. Onu Bergama’ya davet etti. Bergama’nın tarihi eser yönünden ilginçliğini anlatıp ziyarete ikna etti. Daha sonra Dikili’ye vapurla gelen Prof. Curtius, Prof. Adler ve Prof. Gelzer’i Dikili’de karşılayarak birkaç gün konuk edeceği Bergama’ya getirdi. Onların Bergama konusuna ilgisini  çekmek,  onları  etkilemek  için  çabaladı.

Kendisinin amatör çabalarını Berlin’deki yetkililerin ilgisine sunmak istiyordu. Daha önceden açıp kapattırdığı bir grup eserin üstünü açtırarak onlara buranın verimli bir kazı alanı olacağı konusunda sunum yaptı. Önceden yaptığı kazılarından bildiği Doğu Roma (Bizans) duvarının içinde yapı malzemesi olarak kullanılmış tarihi eserleri, emrindeki işçilere hemen açtırarak onların önüne serdi. Bu eserlerin Berlin’e gönderilmesi gerektiğini onlarla paylaştı. Sonuçtan memnundu. Ziyaretçiler ayrılırken Curtius, Humann’dan Bergama’nın planını çizmesini istedi. Bu çalışma, sonraki araştırmacılara yol gösterdi. “Duvarın  içinden  çıkan  kabartmalardan  birinde, ölmek üzere yere kapanmış bir genç oğlanı ve ikincisinde de, anladığım kadarıyla, Herakles’in topuzuyla vuruşlarına karşı kalkanıyla kendini korumak için eğilen yaşlı bir devi simgeliyordu. Bu iki rölyef parçaları ve Bergama’dan başkaca topla- dığım eserler yanında, birbirine geçmeli muhteşem bir friz, birkaç yazılı plaka vs.yi İzmir’deki konsolos Dr. Lührsen’e gönderdim. Lührsen’in evinde bizim daha önce gönderdiğimiz antika eserler de korunuyordu. O yıllarda buraya gelen tüm gezginler Dr. Lührsen ve eşinin gösterdikleri konukseverlikten nasiplerini almışlardı. Eserler konsolosluktan Berlin’e  gönderilirdi.  Böylece  tohum  ekilmişti  ve geç de olsa Curtiusvâri çalışmalar yardımcı olmaya başlamıştı”. Humann bir yandan Osmanlının sözleşmeli memuru olarak yol çalışmasındaki görevine devam ediyor, öte yandan da Bergama’dan çıkarttığı  eserlerle  Berlin’deki  yetkilileri  etkilemeye çalışıyordu. 1873 baharında işçileri büyük bir denizatı kabartmasını çıkartıp evinin deposuna koymuşlardı. Sonbaharda Prof. Curtius’u Wiesbaden’de ziyaret ederek Bergama’nın eserleri konusunu hatırlattı. Doğu Roma duvarının içinde yerini tespit ettiği eserleri şimdilik çıkartmıyor, gelecek önemli ziyaretçileri etkilemek için saklıyordu. Nitekim 1874 yazında Bergama’yı ziyaret eden  Dr.  Gustav  Herrschfield’in  önünde  daha önce çıkarılan ölmekte olan gencin kabartmasının devamını çıkartıverdi. Olympos kazılarının sorumlusu olan Dr. Herrschfield’in ilgisini de Bergama’ya çekmek istiyordu. Bu arada Konstantinopolis’teki Alman Büyükelçiliğine Bergama’da kazı izni konusu iletilmişti. 1871’de Bergama’yı ziyaret eden elçilik tercümanı Dr. Schröder, Bergama’nın tarihi eser verimliliğine ikna olmuş ama henüz kazı izni alınmamıştı. Humann 1877 güzünde İzmir’de kiraladığı evinde, çevreden ve Efes’ten topladığı eserleri biriktiriyordu. Prof. Curtius, ona  Berlin’de müze müdürü Dr. Alexander Conze’ye başvurmasını salık veriyordu. “Bu durum, Conze’yle yazışmamıza neden oldu ve bunlardan birinde Conze, benim denizatını ve henüz Bergama’da duran plakalardan birinin üst bölümünü müzeye göndermemi rica etti. Bergama’dan getirttiklerimle birlikte hepsini 1878’de amirallerin izniyle ‘Gazelle’nin bordasına, bana çok yardımı dokunan kumandan Graf Hacke’nin nezaretinde yüklettirdim. Bu sebeple Conze’ye, Bergama kazısı tutkumu açmış oldum; nihayet kendisinden çözüm bulmuştum. Daha geniş bir rapor hazırlamamı, kendisinin konuyla yakından ilgileneceğini, elinden geleni yapacağını ve bir ay içinde kendisine bizzat getirmemi rica etti, tabii ki kabul ettim. Gittiğim Konstantinopolis’te Dr. Schröder ve Prens Reuss’un da izin konusuyla ilgilendiklerini öğrendim. Mart ayında hemen bir ferman edinmek için resmi kanallara başvuruldu.” İzin verilmişti; İzmir valiliğine 6 Ağustos’ta Eğitim Bakanı Münif Efendi’nin gönderdiği yazıda Bergama’nın devlet arazisi olduğunu, kazı izninin üçte bir yasasına göre yürütüleceği belirtiliyordu. Şimdi Humann yeterli miktarda kazma, kürek, balta, el arabası, vinç, zincirler, balyozlar, tren raylarının yanında mermer ocağında çalışan deneyli 2 işçi, uşağı, aşçısı, kazı denetçisi Ali Rıza Efendi’yle eylül ayında Bergama’ya gitti. Artık keyfince kazıya başlayacaktı. 9 Eylül 1878 Pazartesi günü 14 işçiyle tepeye kazı yerine çıktı,  açılış konuşmasında: “Kraliyet Müzelerinin Koruyucusu, dünyanın en güzel tahtının varisi, sevgili, mutlu insan veliahdımız adına kazılarımız bereketli ve şansı bol olsun.”  diyerek kazıyı başlattı. Humann bir inşaat mühendisi olarak arkeolojik kazı disiplininden uzak, daha hızlı bir yöntemle; inşaat kazısı olarak çalışmasını sürdürüyordu. En küçük eser parçalarını ayırttırıyor, bunların değerlendirilmesini Berlin’deki uzman arkeologlara bırakıyordu. Bir yol inşaatında uygulanan kazı gibi hızlı çalışma nedeniyle sonraki yıllarda; Magnesia’dan, Priene’den, Zincirli’den, Milet’ten eserleri bol bol Berlin’e akıtıyordu.

Yazar.  Yaşar  YILMAZ