MOZAİKLERİN GELİŞİM HİKAYESİ

En erken örnek olarak, eski bir Sümer kenti olan Uruk (Arapça “Warka” olarak bilinir) saray duvarlarının küçük pişmiş toprak (terrakotta) konik parçalarla oluşturulan yüzeyleri gösterilebilir.

Latince “musivum opus” kelimelerinden türetilmiş olan mozaik, farklı özellikteki malzemelerin bir araya getirilmesiyle bir desen oluşturan döşeme, duvar, tavan kaplamasıdır. Mozaik sanatının nasıl ortaya çıktığı günümüzde hala çok açık değildir. Aslında en erken örnek olarak, eski bir Sümer kenti olan Uruk (Arapça “Warka” olarak bilinir) saray duvarlarının küçük pişmiş toprak (terrakotta) konik parçalarla oluşturulan yüzeyleri gösterilebilir. MÖ yaklaşık 3100 yıllarına tarihlenen yüzeylerde, birbiri ardına devam eden zigzaglar ve eşkenar dörtgenler oluşturulmuştur. Konik pişmiş toprakların renkleri kırmızı, be yaz ve siyah olarak planlanmıştır. Bu renk farklılığı adeta tuğla duvar örgü tekniği ile yapılan yüzeylerin sonradan boyanması ya da pişmiş toprak parçaların farklı pişirme derecelerine maruz kalması neticesinde elde edilmiştir.
Mozaikle ilgili klasik birçok literatürde, Uruk mozaiklerini kısmen farklı bir yere koyarsak, uzunca bir süre mozaiğin temel malzemesinin çakıl taşları olduğu görülmektedir. Bu tür mozaiklere en güzel örnek olarak Tyrins, Gordion, Til-Barsip, Altıntepe ve Aslantaş mozaikleri gösterilebilir. Gordion Megaron II yapısında bulunan ve bugün Gordion Müzesinde sergilenen çakıl taşı mozaik, bilinen en iyi örnekler arasındadır. MÖ 8. yüzyılın ortalarına tarihlenen döşeme, 1952 yılında Amerikalı arkeologlar tarafından bulunduğunda oldukça önemsenmiş hatta tarihinin MÖ 5. yüzyıldan daha erken olamayacağı üzerinde şiddetle durulmuştur. Zira o güne kadar Olynthos’ta bulunan çakıl taşı örnekler, bilinenen erken mozaikler olarak tanıtılmaktaydı