MURADİYE

1299 yılında tarih sahnesine çıkarak 1923 yılına kadar varlığını sürdüren Osmanlı hanedanına ait en büyük türbe topluluğu, ilk payitaht şehir olan Bursa’da, Muradiye Külliyesi’nin haziresinde yer almaktadır.

Burada toplam 13 türbe yapısı mevcuttur ve bu türbelerin içinde hanedana mensup 40 kişinin defnedilmiş olduğu tespit edilmiştir. Muradiye Camii’nin haziresine ilk olarak külliyenin bânîsi Sultan II. Murat’ın türbesi inşa edilmiş ve daha sonra II. Selim dönemine kadar, zaman içinde diğer türbeler de eklenerek burası bir hanedan kabristanı halini almıştır. Buradaki ilk anıt mezar II. Murat türbesi, ikinci yapı ise 1442’de vefat eden oğlu Şehzade Alaaddin’in bu türbeye bitişik inşa edilen türbesidir. Külliyenin son türbesinin ise; Kanuni’nin oğlu Şehzade Mustafa için Sultan II. Selim’in 1573 yılında inşa ettirdiği türbe olduğu bilinmektedir.

 

Osmanlı ruhunun sadeliği ile zarafetini aynı anda gösteren Muradiye Külliyesi’nde Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları, heyecan verici gelişmelere sahne oldu. Restorasyon esnasında, barok desenlerle süslü sıvanın hareketli olduğunun fark edilmesiyle; mevcut sıvanın altında Osmanlı erken dönem tezyinatının olduğu, kubbelerin aslında Osmanlı motifleriyle süslü oldukları, ancak 19. yüzyıl sonlarına doğru bu motiflerin kapatılarak üzerine o günün modası olan barok desenler işlendiği anlaşıldı ve böylece 150 yıllık sıvanın altından 550 yıllık tarih ve medeniyet ortaya çıkarıldı.

 

Batı etkisinde kalan, batı hayranı mimar ve yöneticilerin 150 yıl önce yaptığı tahribat, 2015 yılında tamamlanan restorasyon çalışmasıyla giderilmiş oldu.

 

Nasıl Başladı?

 

Büyükşehir Belediyesi, Bursa’daki diğer anıtsal yapılar gibi Muradiye külliyelerini de ilgili kurumlardan talep etti. Dönemin Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerinin konuya olumlu bakması sonucu; Osmangazi-Orhangazi türbeleri ve şehirdeki Selatin Camileriyle birlikte Muradiye Külliyesi de, bakım, onarım ve restorasyonu yapılmak üzere Bursa Büyükşehir Belediyesine devredildi. Bursa’daki anıtsal yapılarda kapsamlı restorasyon çalışması da böylece başlatılmış oldu.

 

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de ifade ettiği üzere tahribata uğramış, tahrip edilmiş olan ecdadımızın yüzlerce yıllık göz nuru eserlerinin tüm ihtişamıyla ortaya çıkarılarak gelecek kuşaklara aktarılmasının insani bir görev olduğunu hatırlatmak ve paylaşmak istiyorum. Tanpınar’ın “sabrın acı meyvesi” olarak nitelendirdiği Muradiye ve çevresinde görünen, görünmeyen, var olan ve kaybolan manevi zenginliklerin ortaya çıkarılması için Bursa Büyükşehir Belediyesi çok önemli bir çalışma başlattı.

 

2014 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine giren, yani, “Üstün Evrensel

 

Değere Sahip Dünya Mirası” unvanını kazanan Muradiye Külliyeleri’nde restorasyon çalışmalarının tamamlandığı bilgisi kuşkusuz sevindiricidir. Çünkü Muradiye, bir insanlık mirasıdır. Çünkü Muradiye’nin düşler bahçesinde, bütün mukaddes kitapların vadettiği cennetin küçük bir örneğini görmek mümkündür. Muradiye; külliye sınırları dışında kalan imareti, medresesi, hamamı, Osmanlı Evi, Uluumay ve Hüsnü Züber Evi Müzeleri de dahil edilerek bu bölgenin Bursa’nın en önemli kültür turizmi noktasına dönüştürülmesi, hem tarihimize hem de Bursa’ya yapılmış en hayırlı iş olacaktır. Çünkü Muradiye, sadece bir mezar alanı, kabristan değil aynı zamanda bir hafızadır; ecdadın bu dünyaya ve öteki dünyaya bakışıdır.

 

Yazı: Saffet YILMAZ

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 57. sayısında bulabilirsiniz.