NYSA

Şarap Tanrısı Dionysos’ un Kenti

Aydın İli, Sultanhisar İlçesi’nin hemen kuzeyinde bulunan Nysa Antik Kenti ile yaklaşık 4 kilometre batısında yer alan Salâvatlı beldesinin kuzeydoğusunda bulunan Akharaka Ören yeri, günümüzde turistik yönden çok önemli olan arkeolojik yapı kalıntılarına sahiptir. MÖ 3. yüzyılda bir Seleukos yerleşmesi olarak kurulan Nysa Antik Kenti, ününü ve zenginliğini bir eğitim kenti olmasının yanı sıra, üzerinde bulunduğu Büyük Menderes Ovası’nın tarımı ile yakınındaki kutsal yeri olan Pluto (Hades) - Persephone (Kore) Tapınağı’nın bulunduğu Akharaka’daki (bugün Salâvatlı) gizemli kültle ilgili tedavi merkezine borçludur. Akharaka (Salâvatlı) eski çağlarda bir termal tedavi merkezi olarak kullanılmış olmasıyla da ünlüdür. Bugün buradaki Sarısu olarak adlandırılan derenin suyunun içerdiği kükürt ile yeraltındaki kükürtlü gazın varlığı, eski çağlarda bu antik yerleşimin çok önemli ve gizemli (mistik) bir tedavi merkezi olmasını sağlamıştır. Ayrıca burada yapılan tedavi yöntemleri arasında kuluçka ve şok edavisinin de olduğu antik kaynaklarca bildirilmektedir. Bunun sonucunda da dinsel bir hüviyet kazanan Akharaka, tanrılara şükran için yapılan çeşitli dinsel törenlerin de yeri olmuştur. Milet’in kutsal alanı Didyma’da olduğu gibi, Akharaka’daki kutsal yerleşim de Nysa antik kentine kutsal bir yol ile bağlanmıştır.  Salâvatlı, bu jeotermal ve dinsel özellikleri nedeniyle, özellikle Hellenistik Dönem’den (yaklaşık MÖ 330-30) Roma İmparatorluk Dönemi ve onu takip eden yıllardaki Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri’nde hastane, büyükküçük havuzlar ve şifa hamamlarına gelen konuklar için yapılan evlerle iskân edilmiştir. Böylece önemli bir sağlık merkezi olan ören yeri, ayrıca buradaki Pluto (Hades) – Persephone (Kore) Tapınağı ile de Hellenistik ve Roma dönemlerinde bu antik yerleşimdeki tedavi merkezinin yanı sıra, onunla ilişkili olan dinsel merkez olarak da gelişmiş ve kente sosyal ve eğitim alanında büyük katkılarda bulunmuştur. Ayrıca Nysa Antik Kenti’nin önemli yöneticilerinin Roma ile iyi ilişkileri ve prokonsülde olan kişilerin zenginlikleri de kentin ünlenmesinde büyük rol oynamıştır. Büyük Menderes Nysası’nın en parlak dönemi, MS 1. ve 2. yüzyıllar olmuştur. Bizans Dönemi’nden sonra Nysa’nın 1402 yılında Timurlenk tarafından ele geçirilişi de, kentin yavaş yavaş gerilemesine neden olmuştur.