ÖZGEN ACAR´DAN SEMPOZYUM DEĞERLENDİRMESİ

Bu “sempozyumun (çalıştay)” dünyada bir başka benzeri yoktur! Türkiye dahil, çeşitli ülkelerde değişik konularda arkeolojik toplantılar düzenlenir. Ama yalnızca bir ülkenin tüm uygarlıklarını araştıran dünyadaki tek “uluslararası çalıştay” budur.

KAVŞAK

 

Lavrence ve Mikasa!

            Arkeoloji profesörü Işın Yalçınkaya “36. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu’nu” açış konuşmasında “Anadolu her dönemdeki uygarlıklarla bağlantılı bir kilittir.” dedi.

            Bu “sempozyumun (çalıştay)” dünyada bir başka benzeri yoktur! Türkiye dahil, çeşitli ülkelerde değişik konularda arkeolojik toplantılar düzenlenir. Ama yalnızca bir ülkenin tüm uygarlıklarını araştıran dünyadaki tek “uluslararası çalıştay” budur. Bu yılki çalıştay 2-6 Haziran tarihleri arasında Gaziantep’te Zeugma Müzesinde toplandı.  Çalıştaya Türk ve yabancı bilim insanları Anadolu’nun tarihi hakkında yaklaşık 500 bildiri sundular.

Kültür ve Turizm Bakanları da çalıştayda konuşma yaparlar. Geçen yılki gibi bu yıl da Bakan Ömer Çelik yoktu. Bakanın bir başka uluslararası toplantıya katılacağı söylendi. Çünkü o “kültür” bakanı değil “gölge dışişleri bakanı” idi. Bakanlığın internet sitesinde o gün hangi toplantıya katıldığı haberi de yer almamıştı!

Cumartesi günü Hıncal Uluç da köşesinde “Hiçbir kültürel etkinlikte karşılaşmadığı Çelik’in 24 Ocak 2013’ten bu yana bakan olarak izlediği oyun, opera, bale ve konserlerin listesini” istedi…

Ben bir kez 27 Nisan’da Japon İmparatoru Akihito’nun kuzeni Prens Tomohito Mikasa’nın anısı için düzenlenen, bu amaçla Ankara’ya gelen kızı Akiko Mikasa’nın onur konuğu olduğu konsere katıldığına tanık oldum. Öteki katılımlarını Uluç’a gönderilecek listeden öğreneceğiz!

***

Konu, Prens Mikasa’dan açılmışken anımsayalım. Yılda iki kez zengin Japonları Türkiye’ye getirip çeşitli arkeolojik alanlarda rehberlik yaptıktan sonra konuklarına “pamuk eller cebe” diyerek sağladığı gelirlerle Kaman Höyük kazısını ve müzesini görkemleştirirdi. Ne yazık ki iki yıl önce yitirdik…

Konuşmacılardan biri de eski Gaziantep Milletvekili, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, şimdi de bu ilimizin Büyükşehir Belediye Başkanı olan Fatma Şahin idi ve şu ilginç itirafta bulundu: “İlimizdeki Karkamış Höyüğünün varlığını Japon Prensi Mikasa’dan öğrendiğim için üzgünüm…”

            Karkamış höyüğünün 55 hektarı Türkiye’de, 35 hektarı ise Suriye topraklarındadır. Yakın tarihte mayınlardan temizlendi, İtalyan arkeolog Nicola Marchetti başkanlığında kazılara başlandı.

            Burada ilk kazıları Sir Charles Vooley’in yanında, ünlü “Lavrence of Arabia” filmine de konu olan İngiliz casusu Yarbay Thomas Edvard Lavrence, “arkeolog!” kimliği ile yapmıştı. Görkemli buluntuları Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesinin orta salonunu süslüyor.

            Sümerlerin ünlü “Gılgamış Destanının” burada yazıldığı, Mısırlılar ile Hititler arasındaki Kadeş Barış Anlaşmasının burada imzalandığı anlatılır. Gaziantep milletvekili, eski bakan, yeni belediye başkanı Karkamış’ı ilk kez Japon prensten duymuştu!

            ***

            Toplantının kapanış konuşmasında Prens Mikasa bir daha anıldı! Çalıştayın geleneği olarak açılışı Türk, kapanışı yabancı arkeolog yaparlar, düşünce ve dileklerini paylaşırlar.

            Kapanış konuşmasını Alman arkeolog Rainer M. Czichon yaptı. Kazılara “manevi destek” bulunmasını şöyle önerdi:

            “Prens Mikasa, Türkiye’deki Japon kazısına kendisi her hangi bir maddi katkıda bulunmuyordu. Ancak onun ‘manevi desteğine’ inanan Japonlar kazılara maddi olanak sağlıyorlardı. Acaba öteki ülkeler de Japon Prensi Mikasa gibi manevi destek sağlayacak adlarla işbirliği yapamazlar mı?”

            Başka ülkeleri bilmiyorum. Bize gelince bizde prens yok… Ama bu “manevi desteği” uygulayan İmam Efendinin prensi olan Bilal oğlan var. Acaba Bilal oğlan bu alanda da “manevi destek” sağlarsa nasıl olur?

            ***

            Bakan gelemeyince “evsahibi” sorumluluğu, eski AKP milletvekili, röntgen uzmanı ve FİFA kokartlı futbol hakemi olan Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı’ya verilmiş, davetiyeler onun adıyla Türk ve yabancı arkeologlara dağıtılmıştı. Ev sahibi olduğu halde o da teşrif etmedi!

            Bu boşluğu, konuya her zaman olağanüstü destek veren Müsteşar Özgür Özaslan doldurdu. Özaslan, “Kalkınmanın her alanda olduğu gibi bu alanda da gerçekleşmesi gerektiğine” işaret etti, toplantı salonunda hiçbir arkeoloji öğrencisinin bulunmayışından yakındı.

            Özaslan haklıydı! Ancak belli ki bir gerçeği bilmiyordu. Çalıştay, oldum olası öğrencilerin ve hocalarının sınavları dikkate alınarak her yıl Mayıs ayının son haftasında yapılırdı. Hazırlık için Genel Müdürlüğün Ankara’dan gönderdiği görevlileri, yerel sorumlular yanıltmışlardı.

            Ben de Mayıs ayının son haftasına Gaziantep’te otelde yer ayırtması için tanıdığım yerel bir turizm acentesi yetkilisini aradım. Yetkili, “Bu tarihler arasında kentte yer bulmak olanaksız! Aynı tarihte uluslararası halıcılık Fuarı var. Dünyanın dört bir köşesinden beş bin katılımcı geleceği için otellerde yer yok!” dedi.

            Pek çok katılımcı ucuz olacağı için önceden uçaklarda yer ayırtmış, çalıştay bir hafta ertelenince biletleri yanmıştı. Bazı katılımcılar da yeni tarihte başka toplantılarda olacakları için gelememişlerdi. Öğrencilere gelince… Gaziantep’te o tarihe yalnızca bütünleme sınavına kalanlar vardı, onlar da sınav telaşındaydılar.

            Kentlerinde olup bitenden haberleri olmayan ve bir zamanlar Sağlık Bakanlığının Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi Müdürlüğüne atanmasına karşı çıktığı bir “biyolog” olan Kültür Müdürü ile Müze Müdürü Ankara’yı yanıltmışlardı. Turizm acentesinden aldığım bilgiyi Genel Müdürlükteki bir yetkiliye ilettiğimde haklı olarak şaşırmıştı.

            Yerli ve yabancı katılımcılar, yeni müzedeki bakımsızlığa da hayret ettiler. Müzenin üç katında yapılan toplantıdaki iki asansörden biri ilk günden beri bozuktu. Erkekler tuvaletindeki üç pisuardan birine “arızalı” etiketi konmuş, ikincisi de 3. gün tıkanmıştı. Dünyanın en önemli mozaik müzesinde durum içler acısıydı.

Çalıştayı anlatmayı Cuma günü sürdürüp ilginç buluntulara da sonraları yer vereceğim…