PAPHLAGONIA

Gizemli Kralların Ülkesi

PAPHLAGONIA Paphlagonia’nın en eski bilinen ismi Pala (Palaca: uruPalaumnili) Hititçe’dir. Pala aslında MÖ 2. binlerde burada yaşamış bir halk isminden türetilmiştir. Hititler zamanından Pala dilinde yazılı birçok metin günümüze kadar kalmıştır. Buna karşın Paphlagonialıların daha sonraki zamanlarda konuştukları dil hakkında çok az şey biliniyor. Paphlagonia dilinden günümüze kalan sözcükler yalnızca birkaç yer ve insan isminden ibarettir. Örneğin Romalı yazar Plinius, bu bölgedeki Pylaemenia olarak adlandırılan bir yer isminden bahseder. Bu da, belki bir şahıs ismi olan Pylaimenes gibi eski Pala diline dayanmaktadır. Paphlagonia halkının yaşadığı topraklar, bütün Batı Karadeniz Bölgesi’ni kaplıyordu. Eski Paphlagonia kültürünün en güzel göstergeleri Karakoyunlu, Kastamonu ve Amnias vadisinde sık görülen kaya mezarlarıdır. Bunların arasında en ilgi çekici olanı, Donalar Köyü’ne yakın olan görkemli mezardır. Bu mezar ilk defa Napolyon zamanında Sinop’ta Fransız konsolosu olarak bulunan Pascal Fourcade tarafından 1801 yılında incelenmiş ve o zamanki bilim dünyasına tanıtılmıştır. Muhtemelen MÖ 5. yüzyılın ilk yarısında bir Paphlagonia hükümdarı için yaptırılan bu mezar, etrafta başka anıt mezarlara da örnek olmuştur. Yaklaşık 50 kilometre daha doğuda yer alan Salar Köy’de ve Amnias’ın Halysle birleştiği yerde bulunan Terelik’te benzer mimari özelliklerin ve figürlü kabartmaların görülmesi Paphlagonia liderleri arasındaki rekabet göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu mezarların sahipleri o kadar zengin olmalıydılar ki, mezarlarını büyük boyutlu hayvan ve insan figürlü kabartmalarıyla donattırabilmişlerdi. Mezarların önünde kalın sütunların taşıdığı, üzerinde diz çökmüş boğa figürlü sütun başlıkları Akhamenid mimarisini anımsatıyor, ancak Persepolis yakınlarındaki kral kaya mezarlarında görüldüğü gibi İran’da böyle sütun başlıkları yana doğru yönelmiş çift boğa protomlarından oluşuyor. Donalar kaya mezarındaki Akhamenid etkisi, cephedeki kabartmalardaki karşılıklı duran grifonlarda da görülüyor. Mezar cephelerini kartal, aslan, boğa gibi hayvan figürleri süslüyor. Kabartmaları gayet düz olan Donalar mezarının sağ alt kısmındaki tek boynuzlu hayvanın antik çağ sanatında başka benzeri yoktur. Eski Hint kültüründe çok eski bir geleneği olan unikorn (tek boynuz), olasılıkla gene İran üzerinden Paphlagonia’ya girmiş olmalıdır. Öte yandan kaya mezarlarının alınlığında ‘aslanla mücadele eden Herakles (Herkül)’ tasvirinin Yunan sanatından alınmış olduğu kesindir. Ancak Herakles (Herkül) ve Yunan mitolojisi Paphlagonia liderlerine ne ifade ediyordu ve mezar anıtlarında onu neden kullandılar, bilmiyoruz. Prof. Dr. Latife SUMMERER Ludwig-Maximilians-Üniversitesi