SAGALASSOS

Gözü Pek Savaşçıların Yaşadığı Bir Kent

 

SAGALASSOS

“Sagalassosluların en onurlu kenti, Romalıların dostu ve müttefiki olan ilk Pisidia kenti”

Sagalassos’un doğal koruması sadece 250 metre altındaki verimli Ağlasun Vadisi’ne bakan stratejik konumundan değil akropolisinden de sağlanır. Akropolis, yerleşmenin hemen kuzeyinde yer alan ve sarp kayalıklarıyla yerleşmeyi ulaşılamaz kılan Tekne Tepe’nin zirvesinde yer alır. Büyük İskender’in biyograflarından biri olan Arrianus, kentin önünde, “savunma ile ilgili nedenlerle hemen hemen kentin duvarları kadar sağlam” konik bir tepeyi tarif eder. Bugün bu tepe “İskender Tepesi” olarak bilinir ve MS 268-270 yıllarında Sagalassos’ta basılan ve Büyük İskender’i MÖ 333 yılında kenti ele geçirirken tasvir eden sikkelerde açıkça görülür.

MÖ 2. yüzyılın başlarına kadar, güneyde Augustus’un zamanında alınan birkaç vadi dışında Sagalassos, 1200 km2’lik bir alanı kaplayan imparatorluk bölgesinin yaklaşık sınırlarını belirlemek zorundaydı. Bu bölge, sadece orman açısından zengin değil aynı zamanda güneybatı Anadolu’nun en verimli vadilerini de içeriyordu. Roma tarihçisi Livy, MÖ 189 yılındaki olayları tarif ederken şöyle der: “oldukça geniş ve her türden ekin ve meyve açısından zengin…”.  Dahası, arazi inşa için kireçtaşı ve demir oksit gibi madenlere de sahiptir. En azından MS 5. yüzyıla kadar diğer madenler Sagalassos’ta ikincil bir “cam fabrikası”  sağlayan Levant ve Mısır’dan cam parçalarıyla karıştırılmıştır. Bununla beraber, Sagalassos’un geniş bölgesinin önemli ekonomik katkılarından biri, keramik üretimi için muazzam kil birikintilerinin yaygın olarak var olmasıydı. Burdur düzlüğündeki Hacılar yerleşmesi, daha Son Neolitik ve İlk Kalkolitik dönemlerinde (MÖ 6500-5500) zamanının en iyi çanak çömleğini üretiyordu. İmparatorluk zamanlarında yaygın olan kaplar, tuğla ve çini kırsal kesimde varolan yerel kil kullanılarak yapılıyordu. Hellenistik Dönemde Sagalassos’ta kentin doğu banliyösünün “Çömlekçi Mahallesi” haline gelmiş merkezinden gelen kille yapılan yerel mat, kırmızı çanak çömlek geleneği vardı. Augustus döneminde bu zanaat, kentin 8 km güneyindeki bir vadiden ithal edilen çok iyi bir kille yapılmış kırmızı astarlı kapların endüstriyel... Marc Waelkens'in kaleminden Sagalassos yazısının devamı Aktüel Arkeoloji Dergisi, Temmuz-Ağustos sayısında yer almaktadır.