SEKHMET PERGAMON´DA

Büyük boyutlu bir heykelin ayağa kaldırılması İmparator Hadrianus döneminde (MS 98–117), Pergamon akropolünün eteklerinde, bir tapınak inşa edilmiştir; bu tapınak Anadolu´nun Roma Dönemi yapıları içinde en büyüklerden biridir.

 

İmparator Hadrianus döneminde (MS 98–117), Pergamon akropolünün eteklerinde, bir tapınak inşa edilmiştir; bu tapınak Anadolu'nun Roma Dönemi yapıları içinde en büyüklerden biridir. Bu zorlu araziye 270 metre uzunluğunda, 100 metre genişliğinde bir inşa platformu yerleştirebilmek için Selinus Nehri iki tünel ile yönlendirilmiş ve kapsamlı altyapı ve istinat duvarları inşa edilmiştir. Bu alanın doğu kesiminde yapı hacimleri, her iki yanında yuvarlak kuleler bulunan muazzam büyüklükte bir bazilika ile yoğunlaşmaktadır. Bu binanın görkemli kalıntıları bugüne kadar ayakta kalmıştır. Yapının halk arasında Kızıl Avlu olarak adlandırılmasının sebebi ana binanın tuğla malzemesinden dolayıdır. Hellenistik kentin kalıntılarının aksine Kızıl Avlu, günümüz Bergama yerleşiminin içine katılmıştır ve bu nedenle uzun ve değişken bir kullanım tarihçesini yansıtmaktadır.

Kızıl Avlu'nun içine kadar giren yoğun Osmanlı Dönemi yapılaşmasının 1930'lu yıllarda durmasından sonra, Roma Dönemi büyük yapıda kazılar ancak başlayabilmiştir. Roma Dönemine ait mermerden anıtsal heykellerin birçok parçasının bulunması sansasyona yol açmıştır. Mısır üslubunda olduğu belirlenen, avluyu çevreleyen ve onun yanındaki salonların tavanını taşıyan figürler karyatid (kadın heykeli biçiminde sütun) ve atlant (erkek heykeli biçiminde sütun) olarak tanımlanmıştır. Figürlerin yüzleriyle kol ve bacakları ayrı olarak siyah-gri mermerden yapılmış, böylece Mısırlı ya da Afrikalı olarak betimlenmişlerdir. Kazı yapanlar heykellerde çok çeşitli antik tanrı ikonografisi ile karşılaşmıştır. Bu ikonografi içinde Mısır etkili öğeler açıkça ağır basmaktadır. Kızıl Avlu'nun büyük kült yapısını Serapis ya da İsis'e adanmış bir tapınak olarak yorumlamak için yeterince neden vardır ve bu yorum, takip eden on yıllardaki araştırmalarda geniş ölçüde kabul görmüştür.

...............Yazının Devamı Aktüel Arkeoloji Dergisi 31. sayı

ü’nün, Göbekli Tepe, Boğazköy ile Milet, Priene ve Didim'de olduğu gibi Türkiye’de yaptığı bütün konservasyon ve kent yönetimi (site management) projelerinin belirgin bir göstergesidir. Bu yolla kısa zamanda başarı elde etmek mümkün değilse de, Türkiye’deki anıtların korunmasında ve sunumunda, derin ve süreklilik sağlayan sonucuyla, birçok yerde kilometre taşı olmuştur. Bu çalışmalarda anıtın çağdaş, sosyal ve kentsel bağlamının göz önüne alınması gittikçe önem kazanan bir olgudur. Biz de bu sebeplerden dolayı çalışmalarımızda Kızıl Avlu’ya ağırlık verdik. Çünkü yeni turizm anlayışıyla, Bergama’nın sahip olduğu çok sayıdaki Osmanlı anıtlarının ve çeşitli kavimlerle ilgili anıtların mimarisinin böylece ziyaret programına alınması mümkün olacaktır. Bu aynı zamanda, Doğu Ege’de modern bir Türk kasabasının ve yakın çevresinin 4000 yıllık yerleşim tarihçesinin anlaşılmasına yönelik eşsiz bir fırsattır. Bergama ve yakın çevresini de içine alan ve çeşitli devirleri kapsayan bu girişim, aynı zamanda bu yerin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için yapılan başvuruda bir temel oluşturmaktadır. Alman Arkeoloji Enstitüsünün konservasyonlarda göz önünde bulundurduğu diğer bir ilke de, yerel ustaların yetişmesini ve sanatlarını geliştirmesini sağlamaktır. Buna örnek olarak, Kızıl Avlu’daki bütün çalışmalar, birkaç kuşaktan beri Alman Arkeoloji Enstitüsü için çalışan yerel ustalar tarafından yapılmıştır. Burada Pergamon’un “Sekhmet Ustası” Selim Baskın ve oğlu Rıfat’ı örnek olarak gösterebiliriz. Onlar ve Kızıl Avlu Projesi, Türk-Alman dostluğunun arkeolojideki yansımasının altını çizmektedir.

 

Dr.-Ing. Martin BACHMANN

Prof. Dr. Felix PIRSON

(Tercüme; Ali AKKAYA ve Banu DOĞAN)