SİDE

Antalya vilayetinin doğu yarısı Antik Çağda “Pamphylia” olarak isimlendirilmekteydi. Antalya Körfezi’ne de “Mare Pamphlylium” denilmekteydi. Side antik kenti körfezin doğusunda denize yarımada olarak uzanan bir toprak parçasının üzerine konuşlandırılmıştır. Kentin güneyindeki kesim doğal liman görevini gördüğü için kısa zamanda bölgenin antik dönemde en tanınmış liman kenti konumuna gelmesini sağlamıştır. Limanın gelişmesi kentin ticaretini geliştirmiş ve zenginleşmesini sağlamıştır.

Side’nin tarihöncesi dönemlerine ait arkeolojik ve epigrafik belgeye rastlanmamıştır. Fakat “Sidece” denilen ve kendine has alfabesi olan bir dilin varlığını MS 1. yüzyıla kadar görmek mümkündür. Sidece, Anadolu’nun yerli halkı olan Luvilerin kullandığı Luvice kökenli bir dil olarak kabul edilir. Side Müzesinde, üzerinde Sidece yazıtlar bulunan taş blokları görmek mümkündür. Günümüzde toplam 13 veya 14 Sidece yazıt metni vardır. İskender dönemi tarihçisi Arrianos, Side’ye gelen göçmen Kymelilerden (Aliağaİzmir) söz ederken kendi konuştukları Grekçeyi çok kısa bir süre sonra unutarak Barbar dilini (Sidece) konuşmaya başladıklarını söyler. Bu anlatım, Sidelilerin geleneklerine çok bağlı olduğunu ve dışarıdan gelen etkenlerle asimile olmadıklarına işaret etmektedir.

 

Eski Anadolu tanrıçalarının kutsal meyvesi olan nar, Side kentinin amblemi olmuştur.

 

Kent sırası ile Hitit, Lidya ve Pers egemenliğine girmiştir. Fakat dış etkilere kapalı, kendi kimliğini koruyan ve ayakları üzerinde durabilen bir yapıya sahip olmuştur. İskender’in MÖ 334’te bölgeye gelmesi ile Pers idaresi son bulmuş ve Makedonya yönetimi altına girmiştir. İskender’in beklenmedik ani ölümünden sonra Pamphylia Bölgesi Mısırlı Ptolemaioslarla, Suriyeli Seleukoslar arasında güç savaşlarına sahne olmuştur. Pamphylia kentleri de bu iki güç arasında taraf tercih etmek zorunda kalmıştır. Seleukoslara yakın olan Sideliler Ptolemaiosların bölgeden çekilmesi ile doğru tercih yapmış olmanın avantajına sahip olmuşlardır.

 

Pergamon Krallığı’nın kurulmasından sonra Attaloslar (Pergamon Kraliyet Sülalesi) Pamphylia’nın tamamını ele geçirememişlerdir. Liman kenti Side’yi de ele geçiremedikleri için Attaleia (Antalya) liman kentini kurmak zorunda kalmışlardır.

 

Side, eski bir Anadolu kenti olarak kurulmuş, kendi özüne bağlı ve yerel özelliklerinden vazgeçmeyen, Hellenistik ve Roma dönemlerinde Pamphylia Bölgesinin en önemli kentlerinden biri olmuş, limanı ve ticaret kenti olması ile zenginliğini korumuştur. Terkedilişinin ardından 19. yüzyılda Girit göçmenleri ile yeniden hayat bulmuş, 1970’li yıllardan beri turizmin gelişmesi ile önemli bir kültür merkezi olma özelliğini kazanmıştır. Günümüzde Side bir turizm merkezidir. Ama unutulmamalıdır ki, bu gelişimin birincil etken unsuru Side’deki antik kent yerleşimidir. Birçok ilklerin yaşandığı kent günümüzde halen eski ihtişamı ve yeni dinamiğinin canlılığı içerisinde parıldamaya devam etmektedir.

 

Yazı: Hüseyin Sabri ALANYALI

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.