SLOTKİN

Tepeler ve Ziyaretler: Ortak Belleğin ve İnancın Günümüze Ulaşan Coğrafik Nişleri. Mardin’den Bir Örnek : Silotkin.

Arkeolojik ve etnografik veriler diğer bazı yazılı ve sözlü kaynaklarla birlikte bellek, kimlik, ritüel, din, mitoloji, coğrafya ve topoğrafya arasında çok sıkı bir ilişki olduğunu gösterir. Yani, herhangi bir yerdeki inanışlar, kutsal kişiler, hayvanlar, bitkiler, garip yaratıklar ve olaylar, içinde bulundukları doğal çevreyle bağlantılıdır. Örneğin, Mardin’de hemen hemen herkesin bildiği ve bugün çoğu insanın hala inandığı insan-yılan karışımı olan mitolojik yaratık Şahmeran ve hikâyesi, çöllerin hâkim olduğu düz bir coğrafyada değil mağaraların yani gizemli, karanlık ve nemli, derin jeolojik oluşumların hâkim olduğu bölgelerde üretilmiştir. Dağlar ve yüksek tepeler, bu gibi hikâyelerin üretildiği ve ritüellerin uygulandığı en tipik yerlerdir. Tıpkı bu makelenin konusu olan Sılotkin’de olduğu gibi... Tarih boyunca farklı kültürleri, etnik kimlikleri ve dinleri bünyesinde barındıran Mardin’in bir kısmını da içeren Tur Abdin Bölgesi, bu konuda detaylı bir araştırma yapmak için çok zengin ve ideal bir kaynaktır. Çünkü pek çok dağlık ve tepelik yerde (hem doğal tepeler hem de höyükler üzerinde) halk arasında kutsal olarak kabul edilen mekânları görmek mümkündür. Tarih boyunca önemli bir ticaret ve kültürel etkileşim alanı olmuş olan Çağçağ Vadisi sınırları içinde bulunan ve cinleriyle ünlü Gırnavaz Tepesi’ne yakın olan ve karşıdaki eski bir Süryani köyü Kalecik ile gizemli bir şekilde bakışan Sılotkin ziyaret yerinde çok ilginç bir ritüel, adak adama uygulamasına şahit olduk. Hem ziyaretçilerin ana yoldan başlayarak uygulamaya başladıkları dilek dilemeye ve adak sunmaya yönelik ritüel, hem türbe dedikleri yapı içinde ve dışında karşılaştığımız ilginç manzara hem de zirveden etrafa baktığımızda gördüğümüz doğal çevre ve kültürel yapı çok ilginç, etkileyici ve hepsi birbiriyle çok uyumlu. Burada ne salt bir İslam, ne Hıristiyan, ne de Yahudi inancına dayalı bir uygulama var. Özellikle horoz ve tavuk adağında bulunulması ve bu hayvanların baş ve pençelerinin duvarı oluşturan taşların arasına sıkıştırılması, hatta bazılarının karanlık ve dip köşelere saklanması, benim pek bildiğim bir durum değil. Ziyaretçilerin bir kısmı tavuk ve horoz fiyatlarının daha ekonomik olmasından dolayı bu hayvanları tercih ettiklerini söyleseler de burada gördüklerim bana bunun gerçek ya da tek neden olamayacağını düşündürüyor. Özellikle horozun klasik çağlardan beri dünyanın pek çok yerinde hâkim bir mitolojik ve dinsel sembol olduğunu bildiğimden duruma daha kuşkucu bakıyorum. Bunu söylerken yüzeydeki antik dönem mimarisini ve çanak çömlek parçaları ile çaput bağlanmış dilek ağaçlarının ve taşların da bu teatral, şamanistik mekândaki hâkimiyetini göz önünde bulunduruyorum. Bence Sılotkin’de binlerce yıllık Pagan bir inanışın zaman içinde tek tanrılı dinlerle birlikte eklektik bir form alarak günümüze kadar uzanışı var. Bu da Tur Abdin’in karışık ve karmaşık kültürel ve dini yapısına çok uygun.
 
Yazı: Güner COŞKUNSU / Fotoğraf : Emir ALİ