SMYRNA ANTİK KENTİ İLK KAZICILARI

Smyrna Antik Kenti 2012 yılı kazı çalışmaları, Smyrna Agorası’nın batısında yer alan ve batı portikoya bitişik durumda bulunan Mozaikli Yapı’da sürdürülüyor.

 

Modern Arkeoloji Örneği

 

Smyrna Agorası’nın İlk Kazıcıları

Smyrna Antik Kenti 2012 yılı kazı çalışmaları, Smyrna Agorası’nın batısında yer alan ve batı portikoya bitişik durumda bulunan Mozaikli Yapı’da sürdürülüyor. Yapının Batı portikoya bitişik doğu galerisinde büyük ölçüde korunmuş mozaik döşemesinin kısmen tahrip olduğu alanların (N1- 21/22 plan kareleri) bir bölümünde Arkeolog Yücel Pehlivan ve Çağdaş Yılmaz tarafından yapının temel kesitini görmek için yapılan bir araştırma sondajı hiç beklenmedik sürpriz sonuçlar ortaya koydu. Başlangıçta moloz taşlarla karışık durumda çıkarılan metal objeler ve bu objelerin nitelikleri kazı ekibini şaşırtmıştı. Osmanlı seramiği yoğunluklu olarak ele geçen malzeme içinde tümü metal olan 1 adet kürek, 2 adet lazımlık, 1 adet tabak, 1 adet tencere ile 3 adet kaşık, 1 adet çatal, 1 adet eğe, 1 adet bisiklet anahtarı yer alması başlangıçta 40-50 yıl önce yapılmış bir define kazısından kalan malzemeler olarak değerlendirilmişti.

Ancak bu malzeme ile birlikte üzerinde Zucker yazılı teneke bir şeker kabının ortaya çıkması 1932’de başlayan Smyrna Agorası kazılarının bu ilk yıllarında Türk ekip ile birlikte çalışan Alman meslektaşlarımıza ait günlük kullanım malzemeleri olabileceği düşünülmüştü. Arkeolog Özer Erdin’in yaptığı küçük bir araştırma ile şeker kabının üzerindeki gotik karakterli yazının Almanya’da 1941’e kadar kullanıldığını tespit etmesi bu düşüncemizi destekledi. Böylece 80 yıl sonra Smyrna Agorası’nın ilk kazıcıları ile temas edildi. Bilindiği üzere Smyrna Agorası’nda ilk kez 1932 - 1941 yılları arasında gerçekleştirilen ilk dönem kazıları, İzmir Müzesi Müdürü de olan İzmir’in önemli ailelerinden Kantarağasızadelere mensup Ömer Selahattin Bey (Kantar) başkanlığında yapılmıştı. Bu dönemde genç bir bilim adamı olan Rudolf Naumann ise Smyrna Agorası’nda kazı çalışmalarına bilimsel destek sağlamıştı. Çalışmalar esnasında modern arkeolojinin oluşmasına katkıda bulunmuş birçok araştırmacı agora kazılarını ziyaret etmiş ve bir takım bilimsel yardımlarda bulunmuşlardı. Bu araştırmacılardan J. Keil yazıtların incelenmesi işini üstlenirken, Dr. O. Deubner Bazilika’da bir takım gözlemler yaparak araştırmalara katkıda bulunmuştur. Ayrıca zaman zaman Prof. K. Bittel, Th. Wiegand, Dr. M. Schede, Prof. F. Miltner, Dr. B. Mayer’de kazı ekine bilimsel danışmanlık hizmeti sunmuşlardır. Diğer yandan K. Schefold, M. Wegner, A. von Gerkan, buluntuların değerlendirilmesi esnasında çalışmaları yayınlayacak olan R. Naumann’a önemli destek vermişlerdir. 2012 yılı Smyrna Agorası’ndaki kazı ve araştırmaların 80. yılıdır. Bu vesile ile başta Selahattin Kantar, Hakkı Gültekin ve R. Naumann olmak üzere tüm meslektaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

Aynı noktada derinleşerek sürdürülen kazılar kazı ekibimizi beklenmedik bir bulguya daha ulaştırdı. Bu noktada merdivenli bir geçidin (?) güneydoğu-kuzeybatı ekseninde uzandığı görüldü. MS 2. yüzyılın sonunda Mozaikli Yapı ile birlikte inşa edildiği anlaşılan ve Mozaikli Yapı’nın altında uzanan tuğla tonozlu bu geçit moloz taş yan duvarlara ve tuğla tonoz üst örtüye sahip. İçi 5.40 metre uzunluğunca temizlenen geçidin, bu noktada çökme olduğundan daha ilerisine gidilemedi. Yan moloz taş duvarları yüksekliğince toprak dolgulu olarak ilk anda tespit edilen geçidin Arkeolog Gülten Çelik, Seda Enli, Gülçin Önek tarafından yapılan seramik kasası değerlendirmelerinde kazı toprağında Geç Osmanlı Dönemi ağırlıklı olmak üzere az sayıda Roma ve Bizans dönemlerine ait seramik parçalarının olduğu görüldü. Geçidin nedeni, fonksiyonu, kullanım süreci ve benzer sorulara yönelik yanıtlar ancak kazının ilerleyen aşamalarında verilebilecek.

Yrd. Doç. Dr. Akın ERSOY

Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü

Fotoğraflar; Smyrna Kazı Arşivi