SUDAN’DA 12 BİN YILLIK PROSTAT TAŞLARI BULUNDU

Sudan’da tarih öncesi bir mezarlıkta çalışan İtalyan ve İngiliz araştırmacılar, en eski prostat kanıtları olduğunu düşündükleri taşlar buldu. Böylece prostat hastalığının 12 bin yıl önce ortaya çıktığı tespit edilmiş oldu.

Ceviz büyüklüğündeki taşlar, 2013 yılında Al Khiday tarih öncesi mezarlık alanında keşfedilen bir mezarda yatan yetişkin erkeğin pelvis bölgesinde bulundu. Mezarlık, Sudan’ın Hartum Eyaletindeki Omdurman’ın yaklaşık 12 mil (yaklaşık 19 km) güneyinde Beyaz Nil’in sol yakasında yer alıyor.

 

Bu hastalıktan dolayı şiddetli ağrılar çektiği düşünülen adamın kalıntıları, Donatella Usai ve Sandro Salvatori liderliğindeki bir ekip tarafından Sudan’dan ortaya çıkarıldı. Mezarlık alanında Usai ve meslektaşları tarafından bulunan 190 mezar, 12 bin yıl öncesinden 2 bin yıl öncesine kadar üç farklı döneme tarihlendirildi. Mezolitik öncesine tarihlenen mezarlar, prostat taşlarından etkilenen erkek de dâhil olmak üzere 94 kişiyi kapsıyordu. Pre-Mezolitik (Mezolitik öncesi) döneme ait mezarların birçoğunda olduğu gibi prostat taşlarına sahip olan adam da yüzüstü şekilde gömülmüştü. Donatella’ya göre yüzüstü gömme işlemi gizemli bir sembolik anlamı olan cenaze törenine işaret ediyor olabilir.

 

Biri pelvis kemiği arasında, diğeri de bel omurları yakınında bulunan Prostat taşlarının bulunduğu bu noktalar, bireyin mesane taşlarından dolayı acı çekmiş olabileceğine işaret ediyor. Bu taşlar, erkek üreme sisteminin yer aldığı pelvis alanındaki prostatta oluşuyor.

 

İlk araştırmacılar taşların aslında normal bir taş olabileceğini düşündüler. Ancak sonrasında yapılan testler, bunların erkeğin prostatında oluştuğunu kanıtladı. Padova Üniversitesinden Lara Maritan, taşların mineralojik içeriklerinin, heterojen ve konsantrik mikroyapılarının ve yoğunluklarının, kayaçlardakinden çok daha düşük olduğunu ve biyojenik bir kökeninin bulunduğunu belirtti.

 

Bu taşların böbrek ya da safra taşı olup olmadığını anlamak için araştırmacılar bir dizi analiz yaptı. Usai ve meslektaşları patolojik taşların farklı mineralojik içeriklere sahip olduklarını vurguladı. Böylece elektron mikroskop taramaları bu taşların kesin olarak prostat kökenli olduğunu ortaya koydu. Buna ek olarak araştırmacılar taşların içinde bakteri izleri de buldular. Bu durum kişinin yaşamı boyunca vücudunda iltihap bulunduğunu gösteriyor olabilir.

 

Al Khiday’ın Mezolitik öncesi nüfusunu oluşturan uzun boylu erkekler ve kadınlar oldukça sağlıklıydı. Antropolojik araştırmalar bu kişilerin diş sorunları dışında kronik hastalıklara yakalanmadıklarını ortaya koydu. Genel olarak prostat taşları dışında önemli bir hastalık bulunamadı.

 

Araştırmaya dâhil olmayan Viyana Üniversitesinden biyoarkeolog Michaela Binder’e göre bu keşif, prostatın varlığını 10 bin yıldan daha önce var olduğunu göstermesi açısında olağanüstüdür. Binder, böyle bir hastalığın arkeolojik bir alanda bulunmasının, geçmişteki sağlık ve yaşam koşullarına yeni bir pencere açtığını belirtti.

 

Geçmişteki insanların nasıl acı çektiğini anlamak zor olsa da, tarih öncesi bu adamın son günlerini şiddetli ağrılarla geçirdiği tahmin ediliyor. Prostat taşları yetişkinlerde genellikle çok küçüktür. Ancak mezarda bulunan taşların büyüklüğü, idrar yollarının çalışmasına bir engel teşkil ediyor olmalıydı. Bu durum adamın hayatını acınası hale getiriyor olmalıydı. Binder’e göre taşların büyüklüğü göz önüne alınırsa, idrar yollarının tıkanması adam için kesinlikle bir problem olmuş ve çok acı vermiştir. Araştırmacılara göre ise bu belirtiler sistit ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklara ve en sonunda kişinin ölümüne neden olmuş olabilir.

 

Keşfedilen bu prostat taşları, artık arkeolojik kayıtlarda en erken prostat taşı olarak geçmektedir. Daha önce Sicilya kıyısında yer alan bir mağaraya gömülmüş 8 bin 500 yıllık yetişkin bir kadının pelvisinde de mesane taşı bulunmuştu. Usai keşfin bu hastalığın artık modern bir hastalık olarak görülmediğini doğrulamakla birlikte, yaşama alışkanlığı ve beslenme biçimleri bizden farklı olan tarih öncesi insanları da etkilediğini belirtti.

 

http://www.livescience.com/