TANRILARIN DAĞI RES TEHDİDİ ALTINDA

Aliağa’daki termik santral vakasına yoğunlaşmışken, şimdi de Kaz Dağları’nda hayata geçirilmek istenen RES (Rüzgâr Enerji Santrali) projeleri kaygı vermeye başladı. Bölgedeki doğal yaşama ve arkeolojik potansiyele zarar vermesinden endişe edilen 600 RES’e karşı yöre köylüleri direnmekte kararlı.

Ayvacık Sokakağzı köyünde RES şirketi tarafından yapılmak istenen bilgilendirme toplantısına yöre köylülerinden hiç kimsenin katılmadığı tutanak altına alındı. RES projelerine karbon sertifikası veren uluslararası akredite kuruluş olan Gold Standard Vakfı için gerçekleştirilmek istenen toplantının protesto edilmesi RES karşıtı mücadelenin önemli bir ivmesi olarak değerlendiriliyor. Karaburunlular da yıllarca süren mücadeleleri sonucunda bölgedeki RES projelerinin kabul edilmemesini WWF kanalıyla Gold Standart yönetimine sunmuşlardı.

 

Yöre köylülerinin binlerce yıldır yaşadıkları topraklarda 600’e yakın RES direğinin yükselmesi, köylülere yaşayacak alan kalmamamı anlamına geliyor. Turizm bölgesi olan bu RES proje alanları aynı zamanda 1. derece arkeolojik sit korumasına da sahip. Antik çağdan günümüze ulaşan buluntuların yer aldığı bölgede henüz yüzey araştırması dahi yapılmayan antik yerleşimler var.

 

Arkeolog Fuat Durmuş tarafından geçtiğimiz yıllarda Ayvacık’ın Büyükhusun köyünde keşfedilen 17 dolmen (taş masa) Troya bölgesinin son yıllardaki en önemli arkeolojik keşfi olarak tanımlanıyor. Avrupa’daki büyük taşlardan yapılan anıtların en yaygın çeşitleri arasında olan Dolmenlerin şimdiye kadar bulunamamasının yöredeki yoğun ormanlık alan nedeniyle olduğu tahmin ediliyor. Bu dolmenlerin bulunması ile bölgenin ileride önemli bir kültür merkezi haline geleceği dile getiriliyor.

 

RES yapımı planlanan yerde bulunan 70 bin yıllık taş aletlerin bulunduğu alan 1. derece arkeolojik sit ilan edilmiş durumda. 2 yıl kadar önce Ayvacık Çambakalak köyü yakınlarından binlerce yıllık taş aletlerin bulunmasının ardından yapılan arkeolojik araştırmadan sonra bölgenin Orta Paleolitik dönem yerleşim yeri olduğu açıklandı.

 

Burada yaşamış çeşitli insan türlerinin elinden çıkmış taş aletler yaklaşık 70 bin-30 bin yıl öncesine tarihleniyor. Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Çambakalak köyü girişindeki bu yeri Orta Paleolitik Dönem Açık Hava Yerleşimi olarak belirleyip 14 Mart 2016 tarihinde 1. Dereceden Arkeolojik Sit Alanı ilan etti. Taş ustaları tarafından taş alım yeri olarak kullanılan alandan taş alımları da yasaklandı.

 

RES şirketlerinin adeta üşüştüğü bölgede kurulması planlanan 600 RES’in haritalarda işaretlenmesinin ardından çıkan tablo yörede yaşayan yurttaşların adeta kabusu olmuş durumda. RES’lerin kurulacağı alanlar Korubaşı, Koruoba, Bektaş, Balabanlı, Koyunevi ve Bademli köylerinin meralarının tehdit altında olduğunu gösteriyor.  Bölgede yapılmak istenen RES projelerinden en büyüklerinden olan Bilgin RES AŞ’nin 101x3 MW’lık 303 RES direği projesi ÇED başvuru dosyasında yöredeki hassas birçok konunun geçiştirildiği ve ÇED dosyasına havale edildiği görülüyor. Bunlar arasında  proje alanının milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiat koruma alanları içerisinde yer alıp almadığı bilgilerinin ÇED raporunda verileceği dile getiriliyor. Yine proje alanı içerisinde kültür varlıkları, tabiat varlıkları, sit ve koruma alanı olup olmadığı ile ilgili bilgilerin de ÇED raporunda işleneceği yazılmış. Aynı şekilde Zeytincilik ve Mera Yasalarına aykırı bir durum olup olmadığı konusu da ÇED raporunda açıklanacak diye geçiştirilmiş.

 

Özer Akdemir

evrensel.net