Trakya´dan İstanbul´a

Trakya’da bugüne dek inşa edilmiş en uzun ve geniş tarihi su kanalının kalıntılarını ortaya çıkaran çalışmalar ‘Bir Başkentin Su Yolları’ başlıklı sergiyle Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) ziyarete açıldı.

 

Trakya’dan İstanbul’a ‘Bir Başkentin Su Yolları’

 

 

 

Trakya’da bugüne dek inşa edilmiş en uzun ve geniş tarihi su kanalının kalıntılarını ortaya çıkaran çalışmalar ‘Bir Başkentin Su Yolları’ başlıklı sergiyle Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) ziyarete açılıyor. 9 Kasım 2012 - 18 Şubat 2013 tarihleri arasında arkeoloji ve sanat meraklılarına kapılarını açacak olan sergide, arazi çalışmaları ve uzaktan algılama teknolojileriyle belgelenen tarihi anıtların fotoğraf ve rekonstrüksiyonlarının yanı sıra 4’üncü yüzyıldan itibaren inşa edilmeye başlanan sukemerlerinin bilgisayar ortamında canlandırılan görüntüleri de yer alacak.

 

 

Anadolu medeniyetlerinin diğer medeniyetlere katkıları ve karşılıklı etkileşimleriyle ilgili farkındalığı artırmak; tarihi ve arkeolojik verilerin incelenmesi yoluyla kültürel gelişime katkıda bulunmayı amaçlayan Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AnaMed), 20 yıllık araştırma ile ortaya çıkartılan dünyanın en uzun su sistemine ait görüntüleri arkeoloji ve sanat meraklılarıyla buluşturuyor.

 

9 Kasım 2012 - 18 Şubat 2013 tarihleri arasında gezilebilecek sergide, Kuzey Trakya’daki ormanlık alanda bulunan tarihi su kanallarının fotoğrafları ve rekonstrüksiyonları yer alacak. Sergide ayrıca, tarihte suyun İstanbul’a olan uzun yolculuğunu bilim adamları tarafından belgelere dayanarak oluşturulan haritalarla da görmek mümkün olacak.

 

Mühendislik ve mimarlık harikası olarak değerlendirilen tarihi su sistemi İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Derya Maktav ve Edinburgh Üniversitesi Prof. James Crow’un Trakya ormanlarında 20 yıl önce başlattığı çalışmayla ortaya çıkartıldı.

 

Bilim adamları, uzaktan algılama teknolojileri, yüksek çözünürlüklü uydu ve hava fotoğrafları, küresel konumlama sistemi (GPS) ve coğrafi bilgi sistemi (GIS) gibi pek çok teknik ve metodoloji kullanarak tarihte İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan kanalları ortaya çıkarttı. “Günümüze kadar taşınabilen en ilgi çekici yapılar” arasında değerlendirilen su sisteminin arkeoloji tutkunlarına aktarılabilmesi için fotoğraf, bilgisayar grafikleri ve rekonstrüksiyonlar kullanılarak “Bir Başkentin Su Yolları” başlıklı sergi hazırlandı.

 

Prof. James Crow, AnaMed’de düzenlenen sergi ile ilgili olarak; “Şehrin çok yakınında olmasına rağmen kentte bilinmeyen bu olağanüstü anıtların İstanbullulara biraz olsun tanıtılmasını amaçladık. Ayrıca, dünya çapındaki bu anıtların uzun vadede korunmasını ve sergilenmesini sağlamak adına koruma kurumlarında daha büyük bir bilinç yaratılmasını ümit etmekteyiz” dedi. İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Derya Maktav ise; su ikmal hattının ortaya çıkarılmasında kullanılan yöntem ve teknolojilere dikkat çekti. Maktav sergiyle ilgili olarak ‘ülkemiz ve tüm dünya için çok önemli bir kültür mirasının insanlığa kazandırılmış olmasından dolayı elde edilen sonuçların böyle anlamlı bir ortamda sergilenmiş olmasından çok büyük mutluluk duyduğunu’ belirtti. Maktav ayrıca; sergiye verdiği destekten ötürü Koç Üniversitesi’ne, projenin destekçisi TÜBİTAK’a, British Academy’e ve projede önemli payları bulunan Prof. Dr. Kâzım Çeçen ile Arkeolog Celal Kolay’a teşekkür etti.