YENİKAPI KAZILARI

Kazıların aktif olarak sonlandığı 2013 yılından beri konservasyon çalışmaları devam eden bu gemi kalıntılarının yine Yenikapı’da inşa edilmesi planlanan bir müzede sergilenmesi planı ise şu anda tasarım aşamasında görünüyor. İstanbul Üniversitesi adına batıkların konservasyon, restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarını yöneten Ufuk Kocabaş ile bu batıkların önemini, sualtı konservasyon laboratuvarının gelişimini ve Yenikapı batıkları için yapılması planlanan arkeoloji müzesini konuştuk.

Marmaray projesine bağlı Yenikapı’daki istasyonunun inşası sırasında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü önderliğinde ve İstanbul Üniversitesi işbirliğinde, toplam
58 bin metrekarelik alan üzerinde gerçekleştirilen kazılar, bu alanda Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden, Marmara Denizinin göl konumunda olduğu Neolitik Döneme kadar değişik stratigrafik tabakalarının bulunduğunu ortaya çıkardı. Yaklaşık 12 metre kalınlığındaki dolgu içinde sürdürülen kazılarda sayısız organikinorganik buluntu ile birlikte Erken ve Orta Bizans Dönemi’ne tarihlenen en büyük toplu gemi buluntusu olması açısından oldukça önemli olan ve 5
ile 10. yüzyıllar arasındaki zaman dilimine tarihlenen 37 adet batık gemi kalıntısı ortaya çıkartıldı. Bu Yenikapı batıkları hem çok iyi korunmuş olmalarından
hem de dönemlerinin gemi inşa teknolojisini çok iyi gösteriyor olmalarından dolayı büyük önem taşıyor.
Kazıların aktif olarak sonlandığı 2013 yılından beri konservasyon çalışmaları devam eden bu gemi kalıntılarının yine Yenikapı’da inşa edilmesi planlanan bir müzede sergilenmesi planı ise şu anda tasarım aşamasında görünüyor. İstanbul Üniversitesi adına batıkların konservasyon, restorasyon ve rekonstrüksiyon
çalışmalarını yöneten Ufuk Kocabaş ile bu batıkların önemini, sualtı konservasyon laboratuvarının gelişimini ve Yenikapı batıkları için yapılması planlanan arkeoloji müzesini konuştuk. Aktüel Arkeoloji: Yenikapı’da yapılan kazılar ve ortaya çıkan sonuçlar, İstanbul’un tarihini değiştirmesi bakımından oldukça önemli bilgiler sunuyor. Bu alanda bulunan batıklardan ve öneminden biraz bahsedebilir misiniz? Ufuk Kocabaş: Yenikapı batıkları tabi ki bu projedeki en önemli buluntulardan
biri... Bir batık bulduğunuz zaman bir zaman kapsülü bulmuş olursunuz. Yani gemiler, eğer iyi korunmuşlarsa battıkları dönemin bütün özelliklerini günümüze kadar taşırlar. Yenikapı’da da böyle bir durum söz konusu. Yenikapı batıklarının bazıları yükleriyle birlikte bulundu, bu onları çok kıymetli yapıyor tabi. Ama yüküyle
birlikte bulunmayan çok sayıda gemi var. Onların önemi de son derece iyi korunmuş durumda olmalarından kaynaklanıyor. Genelde biz bir sualtı kazısı yaptığımız zaman, özellikle de çevresel şartlara bağlı olarak batıkları oldukça zarar görmüş halde buluruz.
Yine Akdeniz’de yaşayan teredo navalis dediğimiz deniz kurtlarının geminin ahşaplarına çok zarar verdiğini biliyoruz. Bu kurtlar ahşabı bir nevi yiyip bitiriyor. Bu nedenle de kazı yaptığımızda gemileri çok bütüncül olarak bulmamız pek mümkün olmuyor. Ama Yenikapı’nın mucizelerinden bir tanesi de gemilerin, yüksüz bulunmuş olsa bile çok iyi bir gömülme sonucu son derece iyi korunmuş olmaları. Gemilerin bizim açımızdan önemi ise gemi yapım teknolojisi hakkında bize
verdiği bilgilerden oluşuyor. Gemi yapım teknolojisi çalışmak çok yaygın bir konu değil. Fakat biz Yenikapı’da bir teknoloji çalışıyoruz. Yani bu gemiler
nasıl yapıldı sorusunu cevaplandırmaya çalışıyoruz. Günümüzde gemi yapmanın temel bir yöntemi vardır.