ZEHİRLİ BİTKİLER VE PALEOLİTİK DÖNEM AVCILARI

Doğada kolaylıkla bulunan yüzlerce bitki zehirli. Paleolitik dönemde yaşamış atalarımızın bitki zehirlerini avlandıkları aletler üzerinde avı daha başarılı hale getirmek için kullanıp kullanmadıkları ise arkeologların uzun zamandır merak ettikleri bir konu.

Doğada kolaylıkla bulunan yüzlerce bitki zehirli. Paleolitik dönemde yaşamış atalarımızın bitki zehirlerini avlandıkları aletler üzerinde avı daha başarılı hale getirmek için kullanıp kullanmadıkları ise arkeologların uzun zamandır merak ettikleri bir konu.

Bugünler Dr. Valebtina Borgia  forensik kimyacılardan oluşan bir ekip  ile arkeolojik objeler üzerindeki ölümcül madde kalıntılarını ortaya çıkartabilmek için bir teknik geliştirmeye çalışıyor.

Arkeologlar çok uzun zamandır atalarımızın bazı bitkilerden elde edilebilen zehirleri avlanmakta kullandıkları aletlerini daha etkili bir hale getirmek için kullandıklarını düşünmekteler. Avcı, bir mızrak ucunu zehirli bir kreme batırarak avının belirli dozda zehre (kimyasallara)  maruz kaldığından ve bu zehrin avı hemen olmasa da yavaş yavaş öldüreceğinden emin olur.

Yakın bir zamana kadar bitkilerden elde edilebilecek bu zehirlerin ilk insan grupları tarafından kullanıldığını kanıtlamak imkansızdı. Şu anda ise McDonald Arkeolojik Araştırma Enstitüsü’nde Marie Curie bursiyeri ve Paleolitik av aletleri uzmanı olan Dr. Valentina Borgia 30 binyıl önce yaşamış olan atalarımızın bu zehirleri kullandığını kanıtlayabileceğine inanıyor.

“Yunanların ve Romalıların bitkiden elde edilen zehri hem av hayvanları üzerinde de hem de savaşta kullandıklarını biliyoruz” diyen Dr. Borgia zehirli  yani “toksik” kelimesinin Yunancada yay anlamına gelen  “toxos” kelimesinden geldiğini açıklıyor. Taxus, porsuk ağacının bir çeşidi olan ve baharda uzayan ince dalları yay yapmak için kullanılan bir ağaç türü. Bu ağaç türü aynı zamanda oklara sürülen zehrin de elde edildiği çekirdeklere sahip. İngiltere’de, porsuk ağaçları ahşapları için büyütülür ve hayvanlar meyvelerini yiyip zehirlenmesin diye de sadece kilise bahçelerine dikilirdi.

Bugün de var olan bazı avcı-toplayıcı topluluklar zehri hala kullanırlar. Amazondaki yağmur ormanlarında yaşayan Yanomami insanları oklarını zehirlemek için kurar olarak bilinen bir bitki zehri kullanırlar.  Afrika’da çok fazla sayıda değişik bitki zehir yapımı için kullanır. Acokanthera, Strophantus ve Strychnos bunlardan en çok bilinenleridir.

2014’te Brogia, Northumbria Üniversitesi’nden forensik kimyacı Michelle Carlin ile kendi geliştirdiği alet üzerinden zehir kalıntılarını tanımlayabilecek bir metot geliştirme çalışmalarına başladı. Günlük iş yaşamı suç ve yasadışı malzemelerin kimyasal analizlerle ortaya çıkartılması olan Carlin, yüksek uzmanlık isteyen sıvı kromatografi- kütle spektrometrisi tekniği ile kumaştaki kokain kalıntıları gibi görünmeyen uyuşturucu madde kalıntılarını bulmayı ve tanımlamayı başardı. Aynı tekniğin binyıllar önceki zehrin  de ortaya çıkartılmasında kullanılabileceğini düşünen ikili zehirli bitkileri içeren  bir veri tabanı oluşturarak arkeolojik malzeme kalıntılarından  tamamen saf suya doyurulmuş kumaş parçalarının esere dokundurulması ile gerçekleşen ve esere zarar vermeden analiz örneği toplama tekniği geliştirdiler.

Zehir örnekleri,  Cambridge Üniversitesi’nde ve Northumberland’daki Alnwick Kalesi’nde bulunan Botanik Bahçe’den sağlandı.  Alnwick, ziyaretçilerin 150 çeşit değişik zehirli bitkiyi görebildiği bir zehir bahçesine sahip.

Bitki kalıntılarının belirlenebilmesindeki bir başka yöntem ise tarihöncesi silahların yüzeyinde var olan kalıntıları aramak. Bu kalıntılar her bitkide farklı büyüklükte, şekilde ve yapıda olmasından dolayı bitkinin taksonlarının belirlenmesinde kullanılabilir bir yöntem.

Çeşitli müzelerden toplanan eserler üzerinde yapılan analizler, bu çeşit bir metodoloji sonucunda yüzyıllar öncesinden gelen bir eserin bile üzerinde bulunan zehir kalıntılarının kimyasal yapılarından dolayı belirlenebildiğini ortaya koydu. Şimdilerde 4 binyıl öncesine tarihlenen ve Mısır’dan gelen taş uçlu Mısır oku incelenmeye devam ediyor.

Borgia, eski insanların avlanmak için kullandıkları mızrak ve ok uçlarının avlarını öldürecek kadar güçlü olmadığını, bu alandaki zehir kullanımı üzerine devam eden çalışmaların hem avlanma hem de sosyal yapı ve törenler üzerine bilinmeyenleri ortaya çıkaracağını, etnografik açıdan bakıldığında bu zehirlerin bir kısmının ilaç olarak kullanıldığının bilinmesinden dolayı bu tarz bir analizin bu konuda da yardımcı olacağını düşündüğünü söyleyerek araştırmasının önemini belirtiyor.  

Kaynak: http://www.heritagedaily.com/2015/03/poisons-plants-and-palaeolithic-hunters/107119