Assur İmparatorluk Taşrasında Küçük Bir Kırsal Yerleşim: Kavuşan Höyük

“Ilısu Barajı ve HES Projesi Etki Alanında Kalan Kültür Varlıklarının Belgelenmesi ve Kurtarılmasına Yönelik Çalışmalar” çerçevesinde Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığı ve o dönem Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde görev yapan şahsımın bilimsel sorumluluğu altında gerçekleştirilen Kavuşan Höyük kurtarma  kazılarında, yurt içi ve yurt dışı üniversitelerinden gelen birçok bilim adamı ile bilgi paylaşımına gidilmesinin yanı sıra; çoğunluğu Ege Ünivesitesi öğrencileri olmak üzere çeşitli üniversitelerden katılan lisans ve lisansüstü öğrencisinin büyük emeği bulunmaktadır.

Diyarbakır ili, Bismil ilçesinin 10 kilometre güneydoğusunda, Yenice Köyü sınırları içinde ve Şeyhan Çayı’nın Dicle Nehri’ne kavuştuğu noktanın hemen doğusunda yer alan Kavuşan Höyük, doğu-batı doğrultusunda 175 metre, kuzey-güney doğrultusunda ise 75 metre boyutlarındadır. Üzerinde yükseldiği çakıl ve alüvyon dolgu ile birlikte kuzeydeki yüksekliği 9 metre olan höyüğün büyüklüğü ise yaklaşık 1.5 hektardır. Kazı ödeneğimizin olmadığı 2004 ve 2005 yılları dışında 2001-2010 yılları arasında gerçekleştirilen kazılar sonucunda, Kavuşan Höyük’teki en erken tabaka, Erken Tunç Çağın sonuna, bir başka deyişle MÖ 2200’lere tarihlenirken; en üstte yer alan en geç tabaka, Ortaçağa (12.–14.yüzyıllar) aittir. Ayrıca höyüğün üzerinde erken 20. yüzyıla ait mezarların olduğu İslami bir mezarlık da bulunmaktadır.

Yukarı Dicle Bölgesi ve Kavuşan Höyük

Kavuşan Höyük’ün içinde yer aldığı Yukarı Dicle Bölgesi, stratejik konumu dışında Dicle Nehri’ne dayalı geniş sulama olanaklarına sahip, verimli tarım alanları, geçiş güzergâhları ve günümüzde de hala kullanılan Ergani-Maden ilçelerindeki bakır yatakları sayesinde Tarihöncesi Çağlar’dan itibaren her dönem önemini korumuştur. Mezopotamya’nın en büyük siyasi güçlerinden biri olarak kabul edilen Assur Krallığı’nın Yukarı Dicle Bölgesi’ne olan ilgisi de bu bağlamda, Geç Tunç Çağda Orta Assur Döneminde (MÖ 14. yüzyıl) başlar; Assur’un yıkılıp tarih sayfasından silinişine dek (MÖ 7. yüzyıl sonu) karşımıza çıkar. Ilısu Barajı inşası sebebiyle Yukarı Dicle Bölgesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar sonucunda, Assurlu kralların MÖ 9. yüzyıl sonrası uyguladıkları emperyal yayılım politikalarının bir sonucu olarak Yukarı Dicle Bölgesi’ne olan ilgilerini yoğunlaştırdıklarını, askeri seferler düzenlediklerini ve bölgede bir eyalet merkezi kurduklarını belirlemiş durumdayız.

 

Tablo 1. Kavuşan Höyük Tabakalanması

KAVUŞAN HÖYÜK TABAKALANMASI

KAVUŞAN I

Yakın Çağ İslam Mezarlığı

19. yüzyıl sonu – 20. yüzyıl

KAVUŞAN II

Ortaçağ

12. yüzyıl – 14. yüzyıl

BOŞLUK

KAVUŞAN III

Hellenistik Dönem

MÖ 4. yüzyılın son çeyreği – MÖ 3. yüzyıl

KAVUŞAN IV

Post-Assur Dönemi

Geç Demir Çağ: MÖ 7. yüzyıl sonu – MÖ 4. yüzyılın son çeyreği

KAVUŞAN V

Yeni Assur Dönemi

Orta Demir Çağ: MÖ 9. yüzyıl – MÖ 7. yüzyıl

KAVUŞAN VI

Erken Demir Çağ

MÖ 11. yüzyıl – MÖ 9. yüzyıl

KAVUŞAN VII

Mitanni -Orta Assur Dönemi

Geç Tunç Çağ: MÖ 14. yüzyıl – MÖ 11. yüzyıl

KAVUŞAN VIII

Orta Tunç Çağ

MÖ 3. binyıl sonu/MÖ 2. binyılın ilk yarısı

KAVUŞAN IX

Erken Tunç Çağ IV

MÖ 3. binyılın geç 2. yarısı

 

Söz konusu eyalet merkezinin çevresindeki geniş tarım alanlarında da merkezi yönetimin denetiminde, tarıma elverişli bu toprakları işleyen yerli halkın yanı sıra, çoğu, imparatorluğun başka bölgelerinden toplu nüfus aktarımları ile buralara getirilmiş Assurluların ve diğer halkların yerleştirildiği küçük yerleşim birimleri bulunmaktadır. İşte Kavuşan Höyük, bölgedeki bu küçük yerleşim birimlerinden, Assur İmparatorluğu’na tarımsal anlamda hizmet eden köylerden birini temsil etmektedir. Dicle Nehri kıyısındaki uygun konumu nedeniyle MÖ 3.binyıldan beri yerleşim gören höyüğün, tüm Orta ve Yeni Assur Dönemleri boyunca, hatta Assur siyasi otoritesinin bölgede sona ermesine rağmen Assur kültürel öğelerinin devamlılık gösterdiği Post Assur Dönemde (MÖ 612’de Assur’un yıkılması sonrası) kullanılmaya devam ettiğini belirtebiliriz.

Kavuşan Höyük ve Çevresi

Erken ve geç olmak üzere iki alt evre halinde tespit edilmiş olan Yeni Assur Dönemi, Kavuşan Höyük’ün en yaygın yerleşim gören katlarından birini oluşturmaktadır. Taş temelsiz kerpiç duvarlar, erken evreyi; sıkıştırılmış çamur tabanlar, parçalar halinde ortaya çıkartılan kerpiç tuğlalar ve dere taşı döşeli avluların olduğu mekanlar ise geç evreyi temsil eden mimari unsurlardır.

Mitanni-Orta Assur Dönemi kerpiç mimarisi ve çukur içi at gömüsü

Ortaçağ ve İslami gömülerinin yanı sıra höyüğün Ortaçağdan günümüze dek gördüğü yoğun beşeri tahribat nedeniyle Yeni Assur mimarisi, parçalar halinde gün ışığına çıkartılmıştır. Sıkıştırılmış çamur tabanlar, bu tabanlarla ilişkili, kimisi pişmiş, kimisi pişmemiş onlarca kil ağırşaklar, söz konusu ağırşakların içine istiflendiği kerpiç sandıklar veya çukurlar, dönemin mühürcülük geleneğini yansıtan silindir mühürler, bu dönemin Kavuşan’daki varlığına işaret etmektedirler. Küçük bir yerleşim olan Kavuşan Höyük’te yüzden fazla ağırşağın ele geçmesi dokumacılığın, burada önemli bir geçim kaynağı yollarından biri olduğunu ve üretilen tekstil ürünlerinin çevredeki daha büyük yerleşimlere pazarlandığını söyleyebiliriz.

Kavuşan Höyük Ağırşakları

Yeni Assur Silindir Mühürü

Yeni Assur Dönemi çanak çömleği bölgede olduğu gibi Kavuşan Höyük’te de, “yerel tipler” ve “Assur tipleri” olmak üzere iki grup halindedir. Bu dönem için tipik olan, çark yapımı, içe dönük yivli ağız kenarlı çanaklar, keskin profilli çanaklar, maşrapalar, kadehler ve dışa kalınlaştırılmış ağız kenarlı ve boyunlu çömleklerin yanı sıra; ince ve özenli yapımlarıyla dikkat çeken “Assur tipi” kaplar özellikle de memecik dipli kadehler, en yaygın örnekler olarak karşımıza çıkarlar.

Kavuşan Höyük Yeni Assur Çanak Çömleği

Yeni Assur Dönemi'ne Ait Tipik Çömlek

Yeni Assur Dönemi'ne Ait Derin Çanak

İnhumasyon gömü (basit toprak gömü; kremasyon (yakarak gömü, çömlek içi gömü ve sandık mezar şeklinde dört farklı ölü gömme tekniğinin kullanıldığı Yeni Assur Dönemi gömüleri, Kavuşan Höyük’ün bu dönemine ait en önemli buluntu grubunu oluşturmaktadır. Bilindiği üzere mezarlar, eski insan toplumlarının ölü gömme gelenekleri, teknikleri ve ritüelleri hakkında detaylı bilgi elde edinilmesini sağlayan arkeolojinin en kıymetli buluntu gruplarından biridir. 2001-2009 yılları arasında devam eden kazı çalışmaları sonucunda Kavuşan Höyük Yeni Assur Dönemi yerleşiminde, 18 adet basit toprak gömü, 22 adet yakarak gömü, beş adet çömlek içi gömü ve bir adet kerpiç sanduka mezar ortaya çıkarılmıştır. Söz konusu gömüler, Yukarı Dicle Bölgesi’nde bu döneme ait benzer örneklerin az sayıda olması nedeniyle Yeni Assur Dönemi ölü gömme geleneklerini ve tekniklerini anlamamız adına önem taşımaktadırlar.

Basit Toprak Gömü

Kavuşan Höyük’te mezar hediyeleri, çoğunlukla çocuk yaştaki bireylerle birlikte ortaya çıkartılmıştır. Pişmiş toprak kaplar, takılar ve aletler, basit toprak gömülerde ölü hediyesi olarak karşımıza çıkarken; Kavuşan urnelerinde (yakılmış ölünün kül ve kemiklerinin içine konulduğu kap), yakarak gömü geleneğinin genelinde olduğu gibi, ölü hediyesi yaygın değildir. 23 adet kremasyonun sadece üç adetinde mezar hediyesi saptanmış ve bunlardan, 2-3 yaşlarındaki bir çocuğa ait olan gömü, bir adet altın küpe, bir adet tunç bilezik, bir adet tunç ve altının bir arada kullanıldığı yüzük ve MÖ 14.-13. yüzyıla tarihlenen, üzerinde Anadolu Hiyeroglifi ile ilk sahibinin adı yazılı olan tunç yapımı kulbu kırık bir mühür ile Kavuşan Höyük kremasyonları içinde en zengin örnektir. Mühür, olasılıkla üzerindeki hiyeroglifler nedeniyle “gizemli” bir obje muamelesi görmüş ve ilk kullanımından yaklaşık 500 yıl sonrasına kadar varlığını koruyarak bu zengin aile çocuğunun gömüsünde tekrar kullanılmış olmalıdır.  

Kavuşan Höyük, Kremasyon Gömüye ait Urne

Urneye ölü hediyesi olarak konulmuş kulbu kırık tunç mühür

Bebek ve küçük çocukların saptandığı Kavuşan çömlek içi gömülerde, kemik ve taş yapımı yüzlerce boncuktan oluşan takılar ele geçmiştir. Kavuşan Höyük’de tek bir örnekle temsil edilen sanduka mezar, zengin hediyelerle gömülmüş bir kız çocuğuna aittir. Birçok mezar hediyesinin olduğu bu birey, özellikle sol kolunda bir adet bronz bilezik, sağ kolunda yılanbaşlı bronz bir pazubant ve göğüs kısmında demir bir fibula (çengelli iğne) ile kayde değer bir buluntu topluluğunu oluşturur. Bu kadar zengin ve çeşitli mezar hediyesi ile gömülmüş olan kız çocuğunun sosyal statüsünü tahmin etmek zor değildir.

Kavuşan Höyük, çömlek içi inhumasyon gömü

Yeni Assur Dön. Çömlek İçi Gömünün Ölü Hediyeleri

Mezarların ölüm olgusuyla ilgili geleneklerin dışında toplumların kültürel ve sosyoekonomik yapıları ile yaşam biçimleri hakkında da en önemli bilgi kaynaklarımızdan biri olduğu bilinen bir gerçektir. Gömü biçimlerindeki farklılıkların, aynı toplum içindeki kültürel farklılıkları rahatlıkla takip etmemizi sağladığını göz önünde bulundurursak ölü gömme uygulamaları arasındaki farklılıklar, halkların etnik kökenlerine dair bizim için en önemli veri kaynaklarıdır. Bu bağlamda ölüyü yakmayı aşağılıyıcı bulan bir Assurlu’nun yaşam ve ölüm algısına ters düşen kremasyon uygulamasının Kavuşan Höyük’ün de bulunduğu Yukarı Dicle Bölgesi’nde görülmesi, Assur siyasi hegemonyası altında burada varlık gösteren, Assur kökenli olmayan halkları işaret etmektedir. Bunlar, külleri ve yanmış kemik kalıntılarının içine konulduğu urne dediğimiz kap biçimleri veya gömülere bırakılan ölü hediyeleri açısından “Assurlu” olarak tanımlayabileceğimiz unsurları kullanan; ancak standartlaşmış ölü gömme gelenekleri açısından “Assurlaşamamış” halklar olmalıdırlar.

İlk ortaya çıkartıldığında su kuyusu olarak yorumlanan; ancak daha sonra bir dönem Süryani nüfusu da barındıran, önceleri şarap, günümüzde ise pekmez yapımıyla uğraşan çevre köylerde yapılan etnoarkeolojik gözlemler sonucunda bir adet şarap dinlendirme kuyusu olduğu anlaşılan mimari öge, Kavuşan Höyük’te dolayısıyla Yukarı Dicle Bölgesi’nde hakim olan Yeni Assur Dönemi sosyo-ekonomik yapının önemli bir yanını ortaya koymaktadır. Nitekim şaraptaki posanın toplanması için filtre vazifesi gören ortadaki çukur kısmı da dahil olmak üzere köylerde birebir modern benzeri tespit edilen dinlendirme kuyusunun yanı sıra, içinde üzümün ezildiği bir çiğneme havuzunun ve havuzun doğusunda, üzüm suyunun kuyuya akmasını sağlayan bir kanalın varlığı, Kavuşan’da erken Yeni Assur Döneminde küçük boyutlu bir şarap işliğini işaret etmektedir.

Yeni Assur  Dön. Şarap Dinlendirme Kuyusu, Savurdaki Günümüz Örneği ve  Kazıda Ele Geçen Karbonize Üzüm Çekirdekleri

Ilısu Barajı ve HES Projesi çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz kurtarma kazıları doğrultusunda Şeyhan’ın Dicle Nehri’ne kavuştuğu yerde kurulmuş olan Kavuşan Höyük’ün, Savur ve Şeyhan çayları çevresinden tahılın, Mardin-Midyat Platosu’ndan üzümün gelerek depolandığı ve daha sonra su yoluyla güneye aktarma görevini üstlenmiş küçük ama önemli yerlerden biri olduğunu düşünmekteyiz.

Bugüne dek gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar ve yazılı kaynaklar, Assurlu kralların MÖ 9. yüzyıl sonrası uyguladıkları emperyal yayılım politikaları doğrultusunda Yukarı Dicle Bölgesi’ne olan ilgilerini yoğunlaştırdıklarını, buraya seferler düzenlediklerini ve dört bir yana genişleyen topraklarında oluşturdukları eyalet sistemi sonucunda bu bölgede Tuşhan adında idari bir merkez kurduklarını ortaya koymuştur. Söz konusu eyalet merkezini çevreleyen geniş tarım alanlarında ise merkezi yönetimin denetiminde olan, tarıma elverişli bu toprakları işleyen küçük yerleşim birimleri bulunmaktadır. Kavuşan Höyük, bölgedeki bu küçük yerleşim birimlerinden birini temsil etmektedir. Kavuşan, akarsu boylarına veya büyük merkezleri çevreleyen geniş tarım alanlarına kurulmuş olan Hakemi Use, Aşağı Salat Tepe veya Boztepe gibi tahkim edilmemiş, küçük kırsal yerleşimlerden biri olmalıdır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...