Güvercinkayası: Basit Bir Köy Yerleşmesinde Karmaşık Düzene Geçiş

Güvercinkayası, bir diğer adıyla Porsuklukaya, deniz seviyesinden yaklaşık 1000 metre yükselen İç Anadolu platosunun doğu ucunda, Volkanik Kapadokya Bölgesi’nde, Aksaray ili, Gülağaç ilçesi, Çatalsu Köyü’nün yaklaşık 1 kilometre batısında, Melendiz su kıyısında Mamasun Barajı göl alanı içinde yer almaktadır. Bölgenin formasyonuyla uyumlu yapısıyla Güvercinkayası, dar vadi içinde çevreye hâkim bir kaya kütlesi üzerinde kurulmuştur.

Güvercinkayası yerleşiminden depo kabı, Güvercinkayası Arşivi.

Ova tabanından yüksekliği yaklaşık 16 metreyi bulan zirve düzlüğünün önünde doğu-batı yönünde alçalan geniş bir teras yer almaktadır. Günümüzden en erken 7200 yıl öncesine tarihlenen bu kaya üstü yerleşmesi Orta ve Son Kalkolitik dönemler boyunca iskân görmüştür. Höyüğün ana yerleşmesi Orta Kalkolitik Döneme (I.-II. tabakalar) (MÖ 5200-4810), Post-Obeyd süreci yansıtan III. tabaka ise yaklaşık MÖ 4500 yıllarına tarihlenmektedir.

Arkeologlara göre, kırsal köy yerleşmelerinden kasabalara, kasabalardan da kentlere gidilen süreç, yaklaşık MÖ 6000-3000 yıllarını kapsayan Kalkolitik Dönemde yaşanmıştır. Orta Kalkolitik dönemde ortaya çıkan yer seçimi, ekonomik girdilerin önceki dönemlere oranla daha fazla depolanması, sürü hayvancılığının yeni bir iş kolu olarak geçim ekonomisine katılması, ekstraktif madenciliğin başlaması gibi iç dinamiklerin, savunma sistemlerinin oluşmasında da itici bir güç olarak rol aldığını göstermektedir. Bu bağlamda Güvercinkayası, Orta Kalkolitik dönemin en kapsamlı araştırıldığı ana merkezdir. Anadolu’nun şimdiye değin bilinen en eski iç kalesiyle de önemi pekiştirmektedir. Tarım ve hayvancılığa dayanan kırsal ekonomisiyle öne çıkan Güvercinkayası ana yerleşmesi (Orta Kalkolitik) yaklaşık 500 yıllık kesintisiz tabakalanma verir.

Güvercinkayası’nın en çarpıcı özelliği, giderek içe kapanması ve basit bir köy yerleşmesiyken zirve düzlüğünü kuzeyden kapatan bir sur ile aşağı ve yukarı yerleşme olarak daha karmaşık bir düzene geçmesidir. Doğuda ve batıda iki yüksek kaya kütlesine dayandırılan birden fazla yenileme evresi bulunan bu savunma hattı, doğu kesiminde çifte duvarlarla, batı kesimindeyse iki kuleyle desteklenmiştir.

Bu süreçte Güvercinkayalıların, mimari planlamayı ekonomilerine göre biçimlendirdikleri anlaşılmaktadır. Bir ana mekân ve bir kiler odasından oluşan, birbirine bitişik, dikdörtgen taş evlerde tarımsal ürünün depolanması için geniş yer ayrılmıştır. Depo kaplarıyla dolu kiler odalarının yanı sıra, değirmen görevi üstlenen öğütme sekileri ve her evde yer alan silolar da tarımdan elde edilen hasatın yerleşme içinde işlendiğini ve biriktirildiğini gösterir. Hem plan hem de donanım özellikleri konut yapılarında normlardan söz edilmesini olanaklı kılar.

Yukarı yerleşmede bir dizi konut, kiler hücrelerinin bulunduğu dar cepheleriyle sur duvarlarının arkasına saklanmıştır. Aşağı yerleşmedekilerden boyutları, buluntu ve depolama ünitelerinin zenginliğiyle farklılaşan bu yapıların tümü ağır bir yangınla sonlanmıştır. Güvercinkayası verileri, kentleşme öncesi süreçte Anadolu modeli kentlerin nasıl gelişmiş olabileceği konusunda değerli bilgiler sağlamaktadır. Yerleşmeyi fiziksel olarak ayıran, iki gözetleme kulesiyle sur yapısının, özellikle yukarı yerleşmede biriktirilen ürünleri ve bu ürünlerin denetimini yapan kişi ya da grupları korumak için inşa edildiği düşünülmektedir. Bu durum, sosyal açıdan farklılaşmış grupların varlığına, diğer bir söylemle sınıflı topluma doğru gidildiğine işaret etmektedir. Anadolu içlerinde başlayan bu türden bir sosyal organizasyonun izleri, Mezopotamya’da erken kent devletlerinin kurulmasından yaklaşık 2000 yıl önce izlenebilmektedir. Dolayısıyla ürün birikimi, Güvercinkayası Orta Kalkolitik Dönemde, yerleşmenin hem fiziki hem sosyal yapısını değiştirmiştir.

Güneydoğu Anadolu’da merkezileşmiş ekonomilerin ve hiyerarşik toplumların tanımlı hale gelmesi MÖ 4. binyılda Uruk yayılımıyla tanımlanırken, Güvercinkayası I-II/III ve Mersin Yumuktepe XVI-XVgibi örnekler Fırat’ın batısında Orta ve Geç Kalkolitik’te farklı bir gelişim süreci yaşandığını, dolayısıyla hiyerarşi, merkezileşme, yeniden dağıtım, güç gibi kavramların, Mezopotamya örneklerinden bağımsız, Anadolu için farklı yaklaşımlarla ele alınması gerektiğini göstermektedir.

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi 78. Sayı - Kentlerin Doğuşu 

www.arkeolojidukkani.com

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Eskiyapar Sazcısı

3500 yıllık bir Eskiyapar sazcısı.

Üst Paleolitik/Şamanik Toplumlarda Karaciğerin Sırrı: İlk Artık Ürün?

Üst Paleolitik avcı-toplayıcılar üzerine yapılan çalışmalarda özellikle avda sivrilen (genç) erkekler...

Erdem Denk

1975 doğumlu Erdem Denk, lisans ve yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslarar...