Hellenistik Dönemde Propaganda

Sarışın genç adam, daha önce de Makedon kralların defnedildiği Aigai’de babası için yeni inşa ettirdiği mezarın önünde vakur bir şekilde durmakta ve ölümün kuşattığı sessizliğin tam ortasında Nikomakhos ve Philoksenos’a sipariş ettiği duvar resmine dikkatlice bakmaktaydı. Genç prensin babası ile birlikte betimlendiği aslan avı sahnesi, Makedonya’nın yeni kralının tüm dünyaya ilanının adeta bir mührüydü. II. Philippos’un ebedi istirahathanesinin giriş kapısının üzerini taçlandıran sahne, bir aile romantizminin ötesinde Büyük İskender’in yeni kral olarak meşruiyetine vurgu yapan, özenle seçilmiş bir tercihti.

İSKENDER LAHDİ Uzun kenardaki savaş sahnesine dair yaygın kanı İssos Savaşı'nı temsil ettiğidir.

Mezarda sadece kraliyet mensuplarına ait bir hak olan aslan avının resmedilmesi ve sahnede Philippos ile birlikte varislerden bir tek Büyük İskender’in yer alması, yeni kralın ilerleyen süreçte sanatı bir propaganda aracı olarak nasıl kullanacağının da açık bir göstergesiydi. Oldukça iyi bir eğitim almış olan İskender, kılıcı ile elde edeceği zaferlerin taçlandırılması adına sanatın mutlak gücünden faydalanması gerektiğinin daha en başından farkına varmış ve sanatı bir propaganda aracına dönüştürebilmişti.

Büyük İskender, babasının mezarında kendi propagandasına hizmet eden böyle bir sahneyi tercih etmekte pek de haksız sayılmazdı. Öfkesi tazeydi, geçeceğe de benzemiyordu. Babasının müstakbel eşi Kleopatra ile olan düğününde gelinin amcası Attalos, kadehini havaya kaldırıp herkesin içerisinde “Tanrılara dua edin de Philippos’un Kleopatra’dan bir oğlu olsun. Tam bir Makedon doğsun ki krallığın başına o geçsin” diyerek Büyük İskender’in gayrimeşru olduğunu ima ederek, prensi aşağılamıştı. O günü ne İskender ne de annesi Olympias asla unutmayacaktı. İskender çok sevdiği atı Boukephalos’u evcilleştirdiğinde gururdan gözleri dolan babasının “Oğlum, Makedonya sana dar gelir, kendine layık yeni bir krallık bul” sözünü de hatırlamaktaydı. Attalos’un kendisi için açıkça dile getirdiği küçük düşürücü sözler, İskender’e hükümdarlığı önündeki potansiyel tehdidi bir kez daha hatırlatmış ve babasının bu iltifatının ardından da hayalini kurduğu krallığın planlarını yapmaya başlamıştı.

Genç prensin babası ile birlikte betimlendiği aslan avı sahnesi, Makedonya'nın yeni kralının tüm dünyaya ilanının adeta bir mührüydü. Makedonya, Vergina Müzesi.

Henüz, Perslere karşı Asia seferine çıkmamıştı ki Büyük İskender ilk olarak Delphoi’daki Apollon Tapınağı’nı ziyaret etmek istedi. Tapınaktaki kâhinlere sefere dair kehanette bulunmaları için direttiğinde, aralarındaki bir rahibeden “Hey çocuk! Sana karşı koymak imkânsız” yanıtını aldı ve böylelikle krallık hayalinin, aslında tanrılar tarafından kendisine bahşedilmiş bir yazgı olduğuna kanaat getirdi. Bu arada, bir dünya imparatorluğuna hükmetmekle sonlanacak olan serüvende en büyük destekçisi annesi Olympias da oğlu için iktidar yolunun taşlarını emin adımlar ile örmekte, İskender’in krallığına engel olabilecek tüm ihtimalleri ortadan kaldırmaktaydı. Ne de olsa bu bir iktidar mücadelesi değil, tanrıların ona verdiği doğal bir haktı. Üstelik yarı tanrı sayılırdı: Kökeni Akhilleus ve Herakles’e dayanmaktaydı. Bundan dolayı doğacak olan oğluna Herakles ismini verecekti. Ayrıca Mısır’ı fethedip, Ammon Tapınağı’nı ziyaret ettiğinde aslında Zeus Ammon’un oğlu olduğunu öğrenecekti. (Ammon Tapınağı’ndaki kâhin Yunanca konuşmaya çabaladığında “Hey evlat, merhaba!” (O, paidion) yerine, “Hey Zeus’un oğlu, merhaba!” (O, pai dios) dediği de rivayet edilmektedir.) Gerçi bunun bir telaffuz hatasından kaynaklandığını ileri sürenler olsa da Büyük İskender bu tanrısal aile bağlarının propagandasını yapmakta hiç gecikmedi ve bu yönünün kraliyet ikonografisinde kullanılmasında da oldukça cömert davrandı. Böylelikle İskender sadece bu dünyanın değil, aynı zamanda göğün de tek hâkimi olarak tanrısal atribüler ile ikonografideki yerini almıştır. Bu bağlamda, sahip olduğu politik ve tanrısal kimliğini geniş halk kitlelerine en hızlı ve kolay bir şekilde yaymak adına ilk olarak sikkeleri kullanan İskender, bir imparatorluğa doğru hızla ilerleyen büyük krallığında tek bir para sistemini tercih etti ve bastırdığı sikkelerin ön yüzlerinde Herakles ve Zeus’u tasvir ettirerek, tanrıların soyundan geldiğine dair örtülü bir gönderme yaptı.

Diadokhlar tarafından bastırılan kimi sikkelerde İskender, Ammon'un koç boynuzları ile betimlenerek tanrının oğlu olduğuna vurgu yapılmıştır.

Genç kralın tanrısal kökenli olduğu propagandası için daha sonraları ardıllarınca daha ayrıntılı bir sembolizme başvurulacaktı. İskender ile aralarında herhangi bir kan bağı olmamasına karşın, Diadokhlar ona duydukları saygının ve sadakatin bir ifadesi olarak Büyük İskender’i zengin bir anlatım dili ile tasvir yoluna gitmişlerdir. Diadokhlar tarafından bastırılan kimi sikkelerde İskender, Ammon’un koç boynuzları ile betimlenerek tanrının oğlu olduğuna vurgu yapılırken, bazı portrelerde de Nemea Aslanı postu ile tasvir edilerek Herakles ile özdeşleştirilmiş ve böylece tanrısal kimliği bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Piyasada çok hızlı dolaşarak geniş kitlelere ulaşabilmesinin kolaylığı ile başlangıçta sikkelerde kendini ifade eden tanrısal imaj, büyük boyutlu sanatın yarattığı güçlü etkinin fark edilmesinden hemen sonra mimari ve plastik sanatı kendine propaganda alanı olarak seçti.

İskender Lahdi, Hellenistik Dönem propaganda sanatının adeta bir baş yapıtı niteliğindedir. Gerek tercih edilen konular ve kompozisyonlar gerekse de ayrıntılarda gizlenen sembolizm, verilmek istenilen mesajı çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Üzerindeki ana sahneden dolayı bu ismi alan lahit büyük olasılıkla Sidon kralı Abdalonymos’a aittir. Abdalonymos kendi lahdi için sadece çağı aşan ileri bir teknik yetkinliği tercih etmekle kalmamış, aynı zamanda yoğun politik göndermeler içeren sahneler seçerek, İskender’e olan minnetinin ve sadakatinin propagandasını da ölümsüzleştirmiştir. Lahdin uzun ve kısa kenarları savaş ve av sahnelerine ayrılmıştır. Uzun kenardaki savaş sahnesine dair yaygın kanı İssos Savaşı’nı temsil ettiğidir. Sahneyi bu savaş ile ilişkilendirebilecek doğrudan bir kanıt olmamakla birlikte, savaşan tarafların yerel kıyafetleri göz önüne alındığında bunun bir Greko-Pers Savaşı olduğu açıktır. Ancak, hangi savaş sorusuna verilebilecek yanıt tarihsel kayıtlarda ve lahdin diğer yüzünde saklıdır. İskender, İssos Savaşı’nın ardından Tyros’u kuşatmış ve kentin düşmesinden sonra, kent savunmasında gösterdiği başarılardan dolayı Abdalonymos’u Sidon’un yeni kralı olarak atamıştır. Abdalonymos, iktidarını bir anlamda İssos zaferine borçludur. Lahde tekrar geri dönecek olursak, sahnenin en solunda, şaha kalkan atını Perslerin üzerine süren İskender’i başına giydiği Nemea Aslanı postu ile hemen ayırt etmek mümkündür. Sadece taşıdığı atribüler ile değil, aynı zamanda fizyonomi özelliklerinin yansıtılması ile portre sanatının gelişimini de müjdelemektedir. Lahitte sahnelenen savaş, Abdalonymos’a krallığın önünü açan İssos Savaşı’ndan başkası olamaz. Diğer kısa kenardaki savaş sahnesi de ana sahneyi tamamlayan ve yaratılmak istenilen etkinin devamlılığını sağlayan adeta sinematografik bir uygulamadır. Lahdin diğer kenarlarında betimlenen av sahneleri ise bir öncekiler ile konu anlamında kontrastlık oluşturmaktadır. Kısa kenarda bir panter avı yer alırken, uzun kenarda ilginç olan şey ise aynı sahnede iki farklı avın betimlenmesidir. Kompozisyonun büyük bir kısmını kaplayan aslan avı sahnesinin merkezinde yerel Pers kıyafetleri ile Abdalonymos hemen fark edilmektedir. Sol tarafta ona yardıma gelen süvarinin de Büyük İskender olduğu ikonografik açıdan su götürmez bir gerçektir. Sahnenin sağ tarafında ise bir Makedon ve Perslinin birlikte mücadele ettikleri geyik avı ile kompozisyon tamamlanmaktadır. Tek bir sahnede iki farklı avın betimlenmesi Hellenistik Dönem sanatında yaygın olarak görülen alegorik dilin bir tezahürü olarak yorumlanmakta ve iki farklı avın aslında Büyük İskender’in iki ana hedefi olan dünya imparatorluğunu ve onun sonsuzluğunu sembolize ettiği düşünülmektedir. Verilmek istenilen mesaj ile ilgili tartışmaları bir kenara koyacak olursak, İskender Lahdinde aslolan yegâne şey, savaş ve barış temalı düalizmi yansıtan kontrast sahneler ile Pax Macedonica’nın yani kalıcı bir Makedon barışının ve Abdalonymos iktidarının açık bir propagandası yapılmak istenmiştir. Alınlıklarda birbirleri ile savaşan Yunanlar ise adeta yaklaşmakta olan Diadokhlar Savaşı’nın habercisidir.

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, “Antik Dönemde Propaganda”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Roma’da Kölelik

“Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir” olarak tanımlanan “köle” kelimesi, Latince’de ise servus kelimesine karşılık gelmektedir. Romalılar insanları özgürler (liberi) ve köleler (servi) olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Roma hukukunda özgürler de kendi içinde ingenui (doğuştan özgür olanlar) ve libertini (azatlılar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

SON İÇERİKLER

Bir Neolitik Yerleşim; Gre Fılla

Dicle Nehrinin kollarından Ambar Çayı üzerine kurulan barajdan etkilenecek olan Gre Fılla’da 2018 yılından beri ...

Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, "Antik Dönemde Propaganda"

Antik dünyada bir karşılığı olmayan “propaganda” kelimesi, 16. yüzyılın sonunda Latince “propagare&rdq...

Herakles'in 12 Görevi Syedra'da

Kilikya Bölgesi’nin batı sınırını oluşturan Syedra Antik Kenti, Antalya ili, Alanya ilçesi Seki köyü s...