Ilısu Barajı İnşaat Sahası Kazıları

Yüksek dağların çevrelediği 1.600 hektarlık Ilısu Barajı inşaat alanında tespit edilen 15 küçük arkeolojik alanın çoğunun dolgu kalınlıkları 0.5-1.5m arasındadır. Çoğu tek dönem kullanılmış 11 yerleşimde kazılar 2009-2018 yılları arasında sürer.

Neolitik Dönem

Çanak-Çömlek Öncesi Neolitik B (yak. MÖ 10 000-7000) evresinin belirlendiği tek yerleşim olan Boncuklu Tarla (Zeviya Maherk) da 2012 yılında yaklaşık 2 metre kalınlıktaki arkeolojik dolguda beş tabaka açığa çıkar. Basit mimari çok kere yenilenmiş dörtgen planlı yapılardır. Mekânların dairesel biçimli sıkıştırılmış sert kil tabanları altına gömülen mezarlarda çok sayıda taş boncuk ve amulet bulundu. Daha derindeki kalın küllü toprak tabakası altındaki tabanlarda bulunan çakmak taşı ve obsidyen yongalar, mikrolitler ve çekirdeklere göre yontma taş alet üretimi yerleşimde yapılmış.

Boncuklu Tarla 2012 Yılı Kazı Alanı

Kalkolitik Dönem

Havuz Mevkiinde açığa çıkan küçük kırsal yerleşim 2010 ve 2011 yıllarında kazıldı. Hücre planlı bir yapının dört odalı bölümü ile odalarının her biri farklı ölçülerde olan üç bölümlü, orta salonlu bir yapının bir kanadı dışındaki mimari tarım faaliyetlerinde tahrip olmuştur. Birer erişkin kadın ve erkek ile bir genç bireyin gömüldüğü taş çevrili çukur, alışılagelmişin dışında bir mezardır. Bireylerin kafatasları gövdelerinden ayrılarak mezar çukurunun kenarına yan yana yerleştirilmiş. İki kadın kafatası deforme edilmiş, dişlerde de bir maddenin dişlerle yumuşatılma veya işlenme izleri vardır. MÖ 5300 yıllarına tarihlendirilen Halaf-Ubeyd geçiş evresinde Ubeyd tipi kap boyama stiliyle Halaf desenleri çizilir. Havuz Mevkii Erken Ubeyd boyalıları, Kenantepe radyokarbon örneklerine göre MÖ 4700 yıllarında aittir. MÖ 4500- 4000 yıllarına tarihlendirilen Geç Ubeyd kapları ağız kenarları kalın yatay şeritler ve dalgalı hatlarla boyalı yarı küresel gövdeli çanaklar ve huni boyunlu çömleklerden oluşur. Pişmiş toprak insan figürinleri yerel karakterdedir. Yerleşimde çakmaktaşı dilgi, yonga ve çekirdek parçalarının bulunması burada alet üretildiğini, obsidyenin ithal edildiğini gösterir.

Havuz Mevkii Ubeyd Dönemi Kapları

Deşta Mira’da 2016 yılında çevresi taşlarla kapatılmış sığ bir çukurda yerel Geç Kalkolitik kap parçaları ele geçer.

Tunç Çağı

Dicle Nehrinin doğu yakasında yer alan Tatıka 2013-2018 yıllarında kazılır. Burada açığa çıkartılan 40 dörtgen yapıya ait taş temellerin yüzeyin hemen altında bulunması ve üzerinde mekân üst yapısına ait kalıntılar bulunmayışı, burada açık alanların çevrelendiğini gösterir. Bunların arasında ya da iç veya dış yüzlerine yaslandırılan çeşitli mezarlar bulunur. Yapılardan birinde üst üste üç katman halinde açığa çıkan temeller aynı alanı çevreler. Güney duvara geniş bir yassı kireçtaşı levha bitiştirilmiştir. Batı duvarın taşları arasında bulunan bebek kemikleri ve iki çömlekçik, Kuzey Mezopotamya’dan bilinen bereket ritüelleri kapsamında yapılan kurbanları anımsatır.

Tatıka Genel Planı

Mezar kabı olarak kullanılan iri kaba çömlekler, Geç Kalkolitik dönemde başlayan ve MÖ 3. binin ilk üç yüzyılında üretilmeye devam eden el yapımı kaplardır. Mezarlara bırakılan çark üretimi ince hamurlu kaplar ise Kuzey Mezopotamya’da MÖ 3. binin ilk yarısına tarihlenen Ninive-5 seramiğinin boyalı ve erken kazıma bezemeli gruplarına aittir. Kapların büyük bölümü kırılmış ve bazı alanlara biriktirilmiş halde bulunduğundan, olasılıkla cenaze katılımcıları tarafında kırılarak atılmıştır. Mezarlara bırakılan çok sayıda pişmiş toprak boncuk, MÖ 3. binin erken evresinde kullanılan, Cemdetnasr tipi silindir mühürleri andırır. Mezarlar çevresinde ölü yemeklerinden kalan çok sayıda hayvan kemiği bulunur. Buna göre Tatıka, MÖ 3100-2600 yılları arasında, ölü anmaya yönelik mekanları olan bir mezarlık alanıdır.

Tatıka Ninive-V Kapları

Zuraki Zeri’de 2016 yılında kazılan üç sondajda taş temelli yapılardan oluşan üç tabaka saptanır. En alttaki tabakada Orta Tunç Çağına ait standart Kırmızı-Kahverengi Boya Astarlı kaplar ile Habur Boyalı kaplarına ait parçalar ele geçer. Yerleşim Roma dönemine ve Orta Çağa tarihlendirilen mezarlarla tahrip olur.

Demir Çağı

Kumru Tarlası’nda (Zeviya Tivilki) 2009 yılında yaklaşık 2,5 dekarlık alan kaplayan tek tabakalı, kuru taş duvarlı 2-3 odalı altı yapı açığa çıkar. Odaların merkezinde, çatıyı taşıyan direklerin yuvaları ana kayaya kazılmıştır. Yapılarda küçük ocaklar ve işlik sekileri bulunur. Yerleşimde Doğu Anadolu kökenli el yapımı yerel kaplar ile Yeni Assur çark yapımı standart kapları bir arada kullanılır. Yapı grubunun doğu köşesinde, Yeni Assur tipi çömleklerden oluşan 21 yakma mezarda MÖ 8.-7. yüzyıllara tarihlenen demir aletler, silahlar, bilezikler ve fibulalar ile iki Yeni Assur tipi silindir mühür bulunur. Yapı döküntüleri altında kalmış üç bireyde saptanan kafatası deformasyonu, bölgede Ubeyd döneminden beri görülen bu geleneğin sürdüğüne işaret eder. Benzeri yerleşimler Kilokki Rabiseki’de 2011 yılında, Çelebi Tepe’de 2016 yılında açığa çıkar.

Zeviya Tivilki Kazı Alanı

Roma Dönemi

Ilısu köyünün kuzeyindeki sırt üzerinde yer alan dörtgen biçimli surla çevrili Roma kalesi kale, 1.4 hektarlık alana yayılan küçük bir kaledir. Sur 4.10 m kalınlıkta olup, dış yüzüne 4 metre ara ile 5.80 m genişlikte yarı dairesel kuleler vardır. Birbirini dik açılarla kesen çakıl döşeli sokaklarda atık su kanalları, iki yanına da sokaklara çıkış kapıları bulunan kare odalar dizisi bulunur. Her odanın merkezinde çatıyı taşıyan direkleri destekleyen iri taş bloklar, odaların yaklaşık yarısında depo küpleri ile metal aletler ve silahlar bulunur. Dört payeli büyük dikdörtgen salon yönetim alanıdır.

Ilısu Roma Kalesi Planı

Metal buluntuların büyük bölümü silahlar, kılıç taşıyabilecek nitelikte kemerler, kalkan göbekleri, tunç zırh pulları gibi, Roma döneminde atlı savaşçılar tarafından oynanan savaş oyunlarında kullanılan teçhizattan oluşmaktadır. Bir çift kabartmalı göğüs zırhı ile düğmeleri, parçalı zırh aksamına aittir. İskender/Feminen tipi demir mask ile bir Nijmegen-Kops Plateau tipi tunç mask, süvarilerin “hippikà gymnásia” karşılaşmaları sırasında kullanılır.

Ilısu Roma Kalesi Zırh ve Maskları

Bir yangının ardından terk edilen Ilısu kalesi, Tili’nin (Çattepe, Tell-Fafan) 20 km güneyinde, Cizre’deki Hiaspis’in de 25 km kuzeyinde yer alır. Birbirine bir günlük yürüme mesafesinde bulunan bu sınır kaleleri zinciri, Roma-Part sınırını koruyan Roma Partika lejyonu ile ilişkilidir. Kalede ele geçen sikkeler 3. yüzyıla, Kilokki Rabiseki Mezar odasındaki sikkeler de 320 ve sonrasına aittir.

Orta Çağ ve Yakın Çağ Geleneksel Mimarisi

Ilısu köyündeki Roma İmparatorluk dönemi kalesinin doğu yamacında kazılan üç alanda açığa çıkan iki tabakalı yerleşim, ergitme fırınları olan bir atölye görünümündedir. Mekanlarda ele geçen kaplar genellikle Doğu Akdeniz bölgesi Orta Çağ yerleşimlerinden bilinen günlük kullanım kapları ve pişirme kaplarından oluşur. Ilısu ve Kavile Saruhan köy evleri geleneksel kırsal mimari örnekleridir.

Ilısu Köyü’nün Güneybatıdan Görünümü

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...