İzmir’in Ege Denizi’ne Açılan Kapısı Limantepe Kara ve Sualtı Kazıları

İzmir İli, Urla İlçesi’nde, İskele Mahallesi’nde İzmir Körfezine bir burun şeklinde çıkıntı yapan konumda yer alan Liman Tepe, 1992 yılından bu yana önce Ankara Üniversitesi öğretim üyesi rahmetli Prof. Dr. Hayat Erkanal Başkanlığında, 2020 yılından bu yana da aynı Üniversiteden Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu Başkanlığındaki kazılarla araştırılmaktadır.

Liman Tepe hava fotoğrafı

MÖ 5. binyıldan Geç Tunç Çağı sonuna kadar kesintisiz şekilde iskân edilmiş Liman Tepe, takip eden dönemlerde, Klazomenai antik kenti olarak varlığını sürdürmüştür. Liman Tepe’de, anakaya üzerinde tespit edilen en erken iskân Orta Kalkolitik Döneme tarihlenmektedir. Dal örgü ve çamur harç mimari tekniğinde inşa edilen yapıların ortaya çıkarıldığı bu dönemde, Melos kökenli obsidiyen buluntular sayesinde Liman Tepe’nin, Ege’deki denizcilik faaliyetleri kapsamında önemli bir durak olduğu anlaşılmaktadır. Batı Anadolu sahil kesimindeki tüm Klasik Çağ kentlerinin Neolitik Çağa kadar dayanan iskân tarihçeleri olduğu düşünülerek Liman Tepe’nin Neolitik Çağ tabakalarının araştırılması kapsamında, Ankara Üniversitesi ve Kanada McMaster Üniversitesi iş birliğiyle jeo-arkeolojik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Liman Tepe’nin açıklarında, deniz altında yapılan belgeleme ve jeolojik sondaj çalışmaları sonucunda Neolitik Çağ kıyı kenar çizgisi tespit edilmiş ve olası Neolitik Çağ yerleşiminin günümüz kıyı çizgisinden 500-600 metre içeride, deniz altında kalmış olabileceği ortaya konmuştur.

Liman Tepe Jeoarkeoloji Zaman İçerisinde değişen kıyı kenar çizgisi

Liman Tepe’de kısıtlı bir alanda gerçekleştirilen çalışmalarda, Geç Kalkolitik Döneme ait ızgara planlı dal örgü ve çamur harç mimari tekniğinde inşa edilen yapılar ile siyah perdahlı, içten kalınlaştırılmış ağız kenarlı, beyaz boyalı seramik örnekler ile karakterize olan seramik formlarının görüldüğü kültürel bir gelişim süreci izlenmektedir.

MÖ 3. binyılın başlangıcıyla birlikte Liman Tepe bölgenin Ege Denizi’ne açılan kapısı konumuna gelir. Özellikle MÖ 3. binyılın ilk yarısında, güçlü bir savunma sistemi işe çevrili yerleşimin anıtsal giriş kapısı, kapının iki yanında yer alan kulelerle desteklenmiştir. Surlarla çevrili sitadel içerisinde, ortak duvarlara sahip dikdörtgen planlı “uzun evlerden” oluşan yapı bloklarının sokaklarla birbirinden ayrıldığı bir yerleşim planına sahip olan Liman Tepe’de, günlük yaşamın sürdürüldüğü evler içerisinde aynı zamanda maden ve tekstil üretimi gibi endüstriyel faaliyetlerin de yapıldığını gösteren kanıtlar ele geçmiştir. Atölye-ev olarak tanımlanabilecek bu yapılar içerisinde ocak yerleri ve çeşitli iç mimari ögeler yer almakta, taş temel üzerine kerpiçle inşa edilen duvarların iç ve dış kısımlarının beyaz kireçle sıvandığı görülmektedir. Liman Tepe’deki “uzun evler” içerisinde ele geçen seramik örnekleri, bu merkezin, bu dönemde özellikle Kiklad Adaları’nın hakimiyetinde yürütülen Ege deniz ticaretinde önemli bir liman yerleşimi olduğunu kanıtlamaktadır. Melos Adası’ndan getirilen obsidiyenin de taş endüstrisinin önemli bir bölümünü oluşturduğu bu dönemde Liman Tepe, yerleşimin doğu kısmında bulunan doğal bir koyda yer alan liman alanıyla gerçek bir denizsel kültürü yansıtmaktadır.

Liman Tepe Erken Tunç Çağı Mimarlığı

MÖ 3. binyılın ortalarına doğru, Anadolu’da bölgeler arası ticaretin gelişmesi ve merkezileşmenin ortaya çıkması, kültürel süreçte önemli bir dönüm noktası yaratmıştır. Mezopotamya’dan Ege kıyılarına ve ötesine kadar devam eden Anadolu ticaret ağı sayesinde Anadolu’ya seramik ve maden üretimi konularında yeni hammaddeler (kalay) ve teknolojiler (çark) gelmiş, mühürün kontrol amaçlı kullanımı gelişmiş, şarap tüketimi gibi farklı içki içme gelenekleri yaygınlaşmıştır. Bir yandan deniz ulaşımı yoluyla, diğer yandan da doğal yolları takip ederek Gediz ve Menderes nehirleri boyunca uzanarak Batı Anadolu kıyılarına ulaşan bu yeni hammaddeler, eşyalar ve fikirler, özellikle Liman Tepe gibi bir liman kenti üzerinden bu dönemde Ege Adaları’na ve oradan da Kıta Yunanistan’a kadar yayılmıştır. MÖ 3. binyılın ikinci yarısında Liman Tepe tamamen farklı bir anlayışla yeniden inşa edilmiş, eskisinden daha güçlü, at nalı şeklinde bastiyonlarla desteklenmiş bir savunma sistemi ile çevrili sitadel kısmı içerisinde daha çok idari ve dini fonksiyonlara sahip kamu yapılarının bulunduğu, halkın sitadel dışında yer alan aşağı şehirdeki evlerde yaşadığı bir merkeze dönüşmüştür. Anadolu Ticaret Ağı üzerinde kara ve deniz ticaret sistemlerinin buluştuğu merkezi bir konuma sahip olan yerleşmede özellikle Anadolu’nun iç bölgeleri ile olan yakın bağlantıları gösteren depas, tankard, çark yapımı tabak, kesik gaga ağızlı testi gibi dönemin tipik seramik örnekleri ele geçmiştir. Bu dönemde Liman Tepe’nin merkezinde yer alan büyük depo odaları ve orta avluya sahip yapı kompleksi, içerisinde ele geçen depolama kapları ve mühür örneği ile bir yandan idari bir görünüm sunmakta, diğer yandan da mermer ve pişmiş toprak idoller ile biri maymun başlı olan fallus örnekleri sayesinde dini bir karakter yansıtmaktadır. Çok açık bir şekilde bu dönemde bölgesel bir merkez konumuna gelmiş olan Liman Tepe, kara ve deniz ticaret yollarının kesiştiği bir noktada tarihinin en görkemli dönemini bu dönemde yaşamış olmalıdır.

Liman Tepe Erken Tunç Çağı Maymun Başlı Fallus

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi, 86. Sayı, “Smyrna Efsanevi Kent”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Roma’da Kölelik

“Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir” olarak tanımlanan “köle” kelimesi, Latince’de ise servus kelimesine karşılık gelmektedir. Romalılar insanları özgürler (liberi) ve köleler (servi) olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Roma hukukunda özgürler de kendi içinde ingenui (doğuştan özgür olanlar) ve libertini (azatlılar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

SON İÇERİKLER

1. Arkeoloji Şûrası İlk Kez Ankara'da Toplanacak

Gaziantep’te kurulan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, 15 – 17 Haziran günleri...

Yedi Uyurlar Efsanesi Hakkında Bir Sentez Denemesi

Yedi Uyurlar Mağarası Kur’an’da 18. Kehf (=Mağara) Sûresi’nin 17. âyetinde geçer. Burada bahi...

“Kültürel Miras ve Arkeoloji, Polonya - Türkiye Arasında Yeni İşbirliği Platformu” Konferansı

Polonya ve Türkiye’den değerli bilim insanları son yılların en büyük arkeolojik keşiflerini gerçekleşt...