Keban Kurtarma Kazıları Modeli ve Ilısu Barajı Kurtarma Kazıları Üzerine Yeniden Düşünmek

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) koordinasyonunda yapılanan öncü model Keban Projesi, çok disiplinli, geniş katılımlı bir projenin nasıl uygulanması gerekli olduğunu ortaya koymuş; gerek yaptığı çalışmalar ve sağladığı geniş katılım ile, gerekse elde ettiği sonuçların yanı sıra, hızlı bir şekilde yayınların gerçekleşmesini sağlamasıyla da dikkati çekmiştir.

Keban Barajı Projesi ile başlayan ve 1975 yılı sonrası Aşağı Fırat Projesi ile devam eden mega-arkeolojik kurtarma projeleri Prof. Dr. Halet Çambel ve rektör Kemal Kurdaş’ın dönemi için çok ileri sayılabilen geniş vizyonu ile yönetilmiştir.

ODTÜ bünyesinde TEKDAM, değişen koşullar sonucu 1995 yılında yeniden yapılanarak Tarihsel Çevre Araştırma ve Değerlendirme Merkezi (TAÇDAM) adı ile kurtarma arkeolojisi ve kültürel varlıkların belgelenmesi ve kurtarılmasında Türkiye’deki misyonunu sürdürmüştür.

Bu yeni yapılanmada çalışılacak kapsamlı mega-projelerin vizyon ve stratejilerinin belirlenmesi TAÇDAM Danışma Kurulu tarafından yapılmıştır. TAÇDAM Danışma Kurulu üyeleri Keban Projesi’ndan beri etkin rol almış yöneticiler olan Sn. Kemal Kurdaş, Prof. Dr. Halet Çambel ve eski TEKDAM müdürlerinin yanısıra farklı üniversitelerde bulunan prehistorya, protohistorya, klasik arkeoloji, restorasyon, arkeometri ve jeoarkeoloji bilim alanlarından seçkin birer temsilciden  oluşmuştur.

Kültürel Miras Yönetim Stratejisi

1990’lı yıllarda GAP kapsamında yapım sürecine giren Kargamış ve Ilısu baraj projeleri etkilenme alanlarında kalan kültür varlıklarının kurtarılması amacıyla 1998 yılından itibaren Kültür Bakanlığı'nın denetiminde, D.S.İ. Genel Müdürlüğü'nün desteği ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin koordinasyonunda Ilısu ve Karkamış Baraj Gölleri altında kalacak kültürel varlıkların belgelenmesi ve kurtarılması amacıyla çok sayıda Türk ve yabancı uluslara ait ekipler Proje için geliştirilen esnek bir yönetim yapısı içinde birleşik bir arkeolojik araştırma/kazı çalışmalarına kısa bir süre içinde başlamıştır.

Kargamış Baraj Sahası

Karkamış ve Ilısu Barajları göl alanlarında yapılan yüzey araştırmaları ilk sonuçlarına göre, doğrudan ve dolaylı etkilenecek 250 arkeolojik yerleşim yeri saptanmıştır.

Bu merkezlerde;  kültürel buluntu yeri için buluntu yoğunluğu, yayılma alanları, korunmuşluk durumları ve jeo-arkeolojik kontekslere göre kazı öncelikleri belirlenmiştir.

Proje çalışmaları başladığında, Karkamış baraj gölü altında kalacak bölümünde bilinen arkeolojik yerleşim yerlerinden önemli olan 16 merkezde kurtarma kazılarının sürdürülmesi için iki yıl gibi bir süre kalmış idi.

Projede yer alan uluslararası ekiplerin 2000 yılına kadar Kargamış bölgesinde faaliyetlerini yoğunlaştırmaları, daha sonra ise sadece Ilısu baraj bölgesindeki merkezlerde çalışmaları öngörüldü.

Ilısu Baraj Sahası

1998 yılında 4 kazı, 9 yüzey araştırmasının desteklenmesi ile başlatılan çalışmalar, 1999 yılında Karkamış Barajı alanında 9 kazı, 4 yüzey araştırması, Ilısu Barajı alanında ise 4 kazı, 2 yüzey araştırması projesinin desteklenmesiyle uluslararası mega arkeolojik kurtarma operasyonuna dönüşmüştür. 2002 yılı çalışmaları için her iki alt bölgede 26 adet  kazı ve yüzey araştırması düzeyine ulaşmıştır.

Öncü model olarak Keban Projesi çok disiplinli, yenilikçi, katılımcı proje yönetimi özellikleri ile ardılı bölgedeki diğer baraj kurtarma kazısı projelerine, ve daha sonra başka ülkelerdeki kurtarma projeleri için de bir model olarak kabul edilmiş, aradan geçen 50 yıla rağmen arkeoloji tarihinde bir dönüm noktası olma özelliğini yitirmemiştir.

Zeytinlibahçe Höyük - Şanlıurfa

Entegre Keban-Aşağı Fırat-Kargamış-Ilısu Kurtarma Projeleri’nin sağladığı başarılar kısaca özetlendiğinde; ilk olarak belirtilmesi gereken, yürütülmekte olan interdisipliner arkeolojik çalışmalar ile kısa bir süre içinde bölge kültür tarihinin yeniden yazılmasında çok zengin verilerin kazandırılmış olduğudur. Proje kapsamında yapılan çalışmaların yıllık raporları düzenli olarak iki dilli uluslararası standardlara uygun şekilde yayınlanmıştır. Ancak, Proje’nin Türkiye Arkeolojisi’ne ve kültür mirasının korumasına yönelik katkıları daha da önemli görülebilir. Proje çalışmaları ile;

Bölgenin kültür tarihi yeniden yazılacak düzeyde bilgilerimiz genişlemiş,

Entegre yürütülen bölgesel ölçekte arkeoloji çalışmalarının yöre halkının arkeolojik mirası koruma bilincinin gelişmesinde olumlu etkileri görülmüş,

Belirli bir bölgede birbirine yakın konumlarda ve bütünleşik yürütülen arkeoloji projeleri arasında sinerji sağlanarak bilimsel standardların yükselmesi sağlanmış,

Türkiye Arkeolojisi’nde deneyimli genç bir kuşak yetiştirilmiş olup, kültürel miras belgeleme ve koruma konularında uzmanlaşma özendirilmiş,

Arkeolojik yöntemlerle birlikte fen ve doğa bilim yöntemlerini daha yaygın kullanarak belgeleme, kurtarma, değerlendirme ve yayın çalışmalarının etkin yürütülmesi sağlanmış,

Bölgedeki arkeoloji projelerine iyi bir altyapı ve alet parkı hazırlanmış,

Türkiye koruyucu kültür envanteri çalışmalarına esas olacak şekilde Proje alanı için GBS ortamında arkeolojik veri tabanı oluşturulmuştur.

 

Kültür Varlıkları Yönetimi Üzerine Öneriler :

Keban kurtarma kazıları modeli, Türkiye ve Türkiye-dışı Arkeoloji dünyasının Üniversiteler, Enstitüler gibi kurumlarından katılımları gönüllülük esasına dayanan akademik girişimi sonucu oluşturulan teknik-sosyal kapasite ile en az bürokratik yapılanmanın bulunduğu proje yönetimi çerçevesini tanımlamaktadır.

Hasankeyf - Batman

Oysa, Ülkemizde gerek Kültür Bakanlığı’nın doğrudan yürüttüğü kısa erimli kurtarma kazıları, gerekse İstanbul-Yenikapı Marmaray örneğindeki daha geniş çaplı kurtarma kazılarındaki uygulamalar Türkiye’nin de imzaladığı Avrupa Arkeolojik Kültür Mirası Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşme esaslarına uygun olmadığı bilinmektedir.

Keban kurtarma kazıları modeli günümüz Türkiye koşullarında da kültür mirası yönetim modeli ve geniş vizyona sahip yaklaşımı bize yol gösterici potansiyelini korumaktadır.

Keban Baraj Sahası

Bu bağlamda, ülkemizde büyük projelerin getirdiği olanaklar/sorunlar ölçüsünde kültür mirası yönetimi konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yapıcı bir yaklaşım ile yeniden yapılanması gerekiyor.

Bu konuda yenilikçi ve yaratıcı çözümlerin bulunması, yeni modellerin geliştirilmesi, tüm toplum kesimlerinin katkılarını sağlamak devletin üzerine düşen önemli görevler olarak görülmektedir.

Dünya mirasına sahip, ulusal kimliğin de referansı olan bu mirasa karşı sorumluluklarını beraberinde taşıyan Türkiye’nin uygar dünyada yer alması bu görevi yerine getirmesine bağlıdır.  

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...