Malazgirt: Bir Ortaçağ Garnizonu ve Surları

Malazgirt Savaşı’nın günümüze ulaşan en somut tanıklarından biri, Ortaçağ’da askeri bir üs/garnizon olarak inşa edilmiş olan ve aynı adı taşıyan ilçe merkezinde yeni inşaatlar arasında zamana direnen bazalttan çift sıra surla çevrilmiş bir yerleşimdir. Surların içindeki yapılar, modern yerleşmenin temelleri altında kalmıştır.

Malazgirt ve çevresi

Buradaki garnizon iki bölümden oluşur: Doğuda en yüksek noktada İçkale ve batısında çift sıra surla çevrili alanda olan ve günümüze ulaşamayan yerleşme. Surların dışında garnizonla çağdaş kuzeyde ve güneyde iki Ortaçağ mezarlığı bulunmaktadır. Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını sağlamlaştırmak için kurduğu anlaşılan garnizonun geçmişi 4-5. yüzyıllara kadar gitmektedir.

Malazgirt surlarının günümüze ulaşan kalıntılarını ve yapıları gösteren plan

Malazgirt, Ağrı’dan güney-güneybatı yönünde akan Murat Nehri’nin dirsek yaparak batıya döndüğü noktanın hemen solunda/doğusunda yer almaktadır. Burası tatlı su kaynakları bakımından zengin ancak tarım potansiyeli oldukça zayıf sayılabilecek bir noktadır. Güneydoğudaki Süphan Dağı’nın volkanik akıntıları garnizonun kurulduğu yere kadar bütün ovayı kaplamış durumdadır. Bu jeolojik akıntı üzerinde yer yer ince toprak birikintisi olan düzlükler olmakla birlikte yaz aylarında yeterince su olmadığı için verimli değildir. Malazgirt’in kuzeyi ve batısında arazi engebelidir ve giderek yükselir. Bu bölge daha çok küçük köy yerleşmeleri ve yarı-göçebe grupların yaşaması için uygundur. Bu durum Malazgirt’in yer seçiminde, tarımın, ticaretin ve zanaatkar sınıfının gelişeceği, merkezi devlet için vergi verecek bir şehir olması beklentisi yerine daha çok askeri hassasiyetlerin ön planda olduğuna işaret eder.

Süphan Dağı’nın eteğinde çift sıra surlu Malazgirt garnizonunun ve çevresindeki kalıntıların yerel sanatçı Saruhan Yaman tarafından yapılan resmi.

Bizans’ın doğusundaki stratejik noktalardan biri olan Pasinler, Aras ve Karasu nehirleri üzerinden batıya ulaşan ana yol üzerindedir. Malazgirt ise Ortaçağ’da öne çıkan Ahlat ve Van havzasına ulaşmak için önemli bir üs gibi gözükmektedir. Ayrıca doğudan gelen düzensiz göçleri, bölgede yaşayan yarı göçebe/göçebe toplumları denetlemek ve devletle ilişkilerini bir şekilde düzenlemek görevi de yürüttüğü anlaşılmaktadır.

Yazılı kaynaklar 1071 yılında kuzeyden Hasankale/Pasinler üzerinden güneye dönen Bizans ordusunun Malazgirt surları önlerinde kamp kurduğu konusunda hemfikirdir. Bizans ordusunun kamp alanının, içme suyu ihtiyacını karşılama zorunluluğu nedeniyle surlara da uzak olmayan Çırçır ve Çıkrık çaylarının kaynak bölgesi çevresinde olması gerektiği söylenebilir.

Malazgirt surları günümüze çok iyi durumda ulaşmamıştır. Doğal tahribatın yanında yapılaşma ve son yıllardaki farklı restorasyon çalışmaları surun özgün yapısının izlenmesini zorlaştırmaktadır. Özellikle iç sur bazı bölümlerde tahrip edilmiş olsa da mevcut kalıntılar, iki sıra surun varlığını ve planını bir bütün halinde izlemeye imkân vermektedir. Hem 19. yüzyıl sonlarında Lynch hem de 1980’lerde T.A. Sinclair buradaki çift sıra suru tanımlamışlardır. Sinclair surların birçok tamirat işlemi gördüğünü de belirtmiştir. Günümüzde, içi toprakla doldurulmasına rağmen, İçkale daha sağlam bir durum sergilemektedir.

Malazgirt surları ve mezarlıklar ilk kez 19. yüzyıl sonlarında H.F.B. Lynch tarafından bir taslak plan olarak çizilmiştir. Malazgirt savaş alanının yerini tespit etmeye yönelik A. Çevik başkanlığında yürütülen proje çerçevesinde yaptığımız yüzey araştırmasında önce surların mevcut durumunu daha hassas bir şekilde yerinde etüd ederek yeniden çizdik. Bu çizimde, ekip üyesi İskender Dölek tarafından dronla çekilen ve ortofoto formatında birleştirilen görüntüler ile Harita Genel Müdürlüğü’nün sağladığı tarihi hava fotoğraflarından yararlandık. Zira Lynch’in çizmiş olduğu planda Batı-Kuzeybatı hattında bataklık olan kısımdaki kulelerin ve surun eksik olarak çizildiğini tespit ettik. Hem drone hem de ortofotodan elde ettiğimiz yeni çizim Lynch’in çizdiği planın Batı-Kuzeybatı noktalarındaki eksiklerini de tamamlamış oldu. Malazgirt surları en geniş noktada 650x475 metre genişliğindedir. Surların kapladığı alan yaklaşık 22 hektar kadardır. Yerleşmenin en yüksek noktası olan doğu uçtaki İçkale (1541 metre) ile batı kapısı (1521 metre) arasında 20 metre kadar bir yükseklik farkı bulunmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla Malazgirt doğudan batıya yer yer eğimli ancak büyük bölümü düz olan bir araziye kurulmuştur. Malazgirt surlarından yerleşmeye giriş sağlayan kuzey, güney ve batı yönlerde en az üç ana kapının olduğu görülmektedir. Lynch’in planında kuzeydoğu köşede bir kapı daha vardır.  Sinclair bu kapının üzerinde bir de kitabe olduğunu belirtmişse de şu an mevcudiyetine dair bir ize rastlamadık. Günümüzde kullanılan doğu kapısı ise sonradan açılmış ve faal bir haldedir.

Malazgirt’in su ihtiyacı kalenin kuzeyindeki Çırçır ve güneydeki Çıkrık Çayı’nın kaynağından sağlanır. Hatta bu çayların 19. yüzyıla kadar gür bir şekilde aktığı Lynch tarafından da teyit edilmektedir. Yer seçiminde bu kaynakların varlığının da dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Günümüzde bu kaynaklara ek olarak 3-4 kilometre güneybatıdaki Adalar’dan çıkan sulardan da yararlanılmaktadır. Ortaçağ’da Malazgirt savunma sistemini güçlendirmek için Çırçır ve Çıkrık çaylarının aktığı surların kuzey, güney ve batısında dere yatağı derinleştirilerek bir hendek oluşturulmuş olabilir. Lynch, Murat Nehri sularının yükseldiği dönemlerde bazen surların çok yakınına kadar yaklaştığını zikretmektedir. Günümüzde bu bölgeler kentteki yapıların atıklarıyla büyük oranda doldurulmuş olduğundan net bir şey söylemek zordur. 

Süphan Dağı’ndan çıkan ve yer yer derin bazalt yatak oluşturarak akan Çivikan Çayı.

Zamana Direnen Bazalt Surlar

Malazgirt, yukarıda belirttiğimiz gibi, bazalt taşlardan yapılmış çift sıra surla kuşatılmıştır. Duvarların kalınlığı 2 ile 2,30 metre arasında değişmekte, yükseklik ise yer yer 10 m’yi bulmaktadır. Dış surlar günümüze daha iyi durumda ulaşmıştır. İç surlar, İçkale’nin bulunduğu doğuda sağlam, diğer yönlerde yalnızca 20 metreden küçük bölümler halinde ayakta kalabilmiştir. Bu iki sur arasındaki mesafe 5–15 metre arasında değişmektedir. Surların dış yüzü işçilikli düzgün bloklarla örülmüş, içi ise Horasan harcıyla sağlamlaştırılmış moloz taşlarla doldurulmuştur.

İçkale, yerleşmenin doğusunda güneydoğu–kuzeybatı yönünde inşa edilmiştir. Boyutları 144x73 metre, kapladığı alan bir hektardan küçüktür (0.75 hektar). Doğusu çift sıra surla desteklenmiştir. İçkale’yi kuşatan surların büyük bölümü restore edilmiş, yer yer orijinal planda değişiklikler yapılmıştır. Örneğin dış sura, İçkale’nin doğusunda, 1896 yılında yapılan Lynch’in çiziminde olmayan dört kule eklenmiş gözükmektedir. Surların batısında da yeni düzenlemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerel idarecilerden aldığımız bilgilere göre İçkale kamyonlarla toprak taşınarak doldurulmuştur. İçkale’nin doğusunu kuşatan dış surda 7 kule, iç surda ise 3 kule bulunmaktadır. İç Kale’nin en belirgin ve tanımlı bölümü güneydoğu köşedeki kulesidir. Gözetleme amacı da taşıdığı anlaşılan bu kule diğerlerinden daha yüksek ve büyüktür.

Yerleşmeyi kuşatan dış surların uzunluğu 1940 metredir. Sur üzerinde yaklaşık 30 metre aralıklarla yerleştirilmiş 46 kule mevcuttur. Ancak tahrip olmuş bölümler de hesaba katılırsa bu sayının 52 kadar olduğu söylenebilir. Şehrin kapılarının iki yanındaki kuleler ile çeşitli dönemlerde eklenmiş veya restorasyon sırasında inşa edilmiş kuleler arasındaki uzaklık yer yer 15 metreye kadar düşmektedir. Surlar üzerinde biri kuzeybatı uçta, diğeri güneyde olmak üzere iki adet de yan yana inşa edilmiş ikili kule vardır. Ayrıca kuzey surunda, bir üçgen ve onun güneybatısında bir de dörtgen kule bulunmaktadır. Bu kulelerin farklı dönemlerde surda yapılan tamirat ve restorasyon evrelerinin ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim üçgen kulenin hemen batısında surun dış üst yüzüne yerleştirilmiş Selçuklu Dönemi’ne, 13. yüzyıla ait bir kitabe bu kulenin tarihi konusunda bir fikir vermektedir. Lyncy bu kısmı planında göstermişse de detaylı bir malumat vermemektedir. Onun tersine ve ondan bir asır sonra Malazgirt’e gelen Sinclair, hem bu kitabeden hem de surların tamir geçirdiğinden bahsetmektedir. Batı kapısının solundaki uzun kule, 13 x 6.5 metre ölçüleriyle tek örnektir. Yanındaki batı kapısı 3 metre genişliğindedir.

Malazgirt surlarında kullanılan bazalt taşların, İçkale’nin 450 metre kadar doğusunda yer alan Çıkrık Çayı kaynak bölgesindeki bazalt kayalıklardan getirildiği anlaşılmaktadır. Burada, Süphan Dağı’nın volkan akıntıları Murat Vadisi’ne doğru eğimli olarak alçalan yamaçlarda donarak çatlamış ve taş ocağı olarak kullanılabilecek uygun bir yapı oluşturmuştur. Surlardan bahseden Lynch, bu taşlardan uzun uzadıya bahseder ve suriçindeki yapıların da yine bu taşlardan imar edildiğine değinir.

Malazgirt surlarının yapımında kullanılan bazalt taş ocağı.

Tarihin Surlardaki Yansımaları ve Yapım Evreleri: Malazgirt surları tarih boyunca yaşanan kuşatmalar, bölgedeki depremler ve özellikle de şehirde devam eden inşa faaliyetleri yüzünden birçok kez yıkılmış ve tamir edilmiştir. İç surun büyük bölümünün sökülerek bahçe duvarı ve bina yapımında kullanıldığı görülmektedir. Yapılan restorasyon çalışmaları da surun yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Dış surun günümüze ulaşabilmiş orijinal bölümlerinde yaptığımız gözlemler Malazgirt surlarının en az üç farklı dönemde büyük onarım ve yenileme süreci geçirdiğine işaret etmektedir.

Malazgirt’i kuşatan dış surun güneydoğusundaki büyük kule.

Surların İnşası: Günümüzde surların temelleri birkaç metre dolgu altındadır. Daha yüksek olan İçkale’nin doğusu ve şehir surlarının güneydoğu bölümünden anlaşıldığı kadarıyla sur temelleri volkanik bazalt kaya zemin üzerine oturtulmuştur. Temellerin açıkta olduğu bölümlerden anlaşıldığı kadarıyla erken evrede kullanılan taşların işçiliği sonraki dönemlere ait taş işçiliğinden farklıdır. Erken evrede bazalt taşlar az işçiliklidir ve yatay sıralar halinde örülmemiştir. Öyle ki Lynch bu durumu taşların şekillendirilmesinin zor olmasına bağlar. Bu evrede surlar köşeleri ve kenarları düzeltilmemiş, araları Horasan harcı ve taş parçalarıyla doldurulan büyük taşlarla inşa edilmiştir. Taş boyutları 85x60, 75x55, 70x40, 60x35, 25x20 santimetre kadardır. Şehrin güneydoğudaki kulede de benzer taş örgüsü vardır. Ancak burada taşlar, ikinci evrenin inşa tekniğini gösteren şekilde yatay sıralar halinde yerleştirilmiştir. Bu bölümdeki taşların boyutları daha büyüktür ve 110x70, 110x45 santimetreye kadar çıkmaktadır. Üste doğru taşlar küçülmektedir.

Malazgirt İçkale’de erken evre ve ikinci evreyi bir arada gösteren bölüm.

Şehir surlarının inşa edildiği dönemde önce içme suyu ve drenaj sisteminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Güneydoğu kulesinin temellerinin altında taştan oyularak yapılmış drenaj boruları ve kilden içme suyu künkleri görülebilmektedir.

İkinci evre: Restorasyonla yenilenmiş bölümler dışında, günümüzde ayakta olan surların büyük bölümü bu evrede inşa edilmiştir. Bu evrenin bazalt taşları, duvara yatay sıralar halinde yerleştirilmiştir. Taşların kenarları düzgün kesilmiş, köşeler oval bırakılmıştır. Köşelerde oluşan boşluklara taş parçaları sıkıştırılmıştır. Birleştirme malzemesi olarak yine Horasan harcı kullanılmıştır. Kare ve dikdörtgen formunda kesilmiş taşlar ilk evreden daha küçük ve ortalama 50–60 santimetre kadardır.

Malazgirt batı kapısı yakınındaki kule, ikinci evre taş örgüsü.

Üçüncü evre: Bu evrenin tamir izleri belirgin olarak, kuzeyde üçgen kulenin çevresinde görülmektedir. Bu alanda üçgen kule ile yuvarlak kulenin arasındaki surun üst bölümüne ve iki kulenin ortasına denk gelecek şekilde dikdörtgen kalker bir taş üzerinde Arapça yazıt yerleştirilmiştir. Surlarda sağlam kalan tek kitabe buradadır. K. Pektaş ve S. Kucur’un ilk değerlendirmelerine göre kitabe Selçuklu Dönemine (13. yüzyıla) aittir. Bu kitabenin üstünde 2-3 sıra halinde, ikinci evredeki taşlardan daha küçük, dikdörtgen taş sıraları üçüncü evreye ait olabilir. Şehir surlarında tek örnek olan üçgen kulenin de bu evreye ait olabileceği anlaşılmaktadır. Bu kulenin üzerinde yine surlarda tek örnek olan, kısmen tahrip olmuş, tonozlu bir mekânın duvarları ve tonozun bir bölümü günümüze ulaşmıştır. Ancak üçgen kulenin kaplama taşları restorasyonda bütünüyle yenilendiği için özgün taş işçiliğinden iz yoktur.

Malazgirt, İçkale uzun kule

Malazgirt uzun tarihi boyunca öncelikli olarak askeri bir üs görevi yapmış ve zaman zaman el değiştirmiştir. Surların ikinci evresindeki özenli taş işçiliği, yerleşmenin içme suyu ve drenaj sisteminin yapılmış olması ve mezar taşları arasında nitelikli ve yazıtlı örneklerin bulunması gibi özellikleri, burada istikrarlı dönemde yaşayanlar arasında refah seviyesi yüksek, eğitimli bir kesimin de bulunduğuna işaret etmektedir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

Lucien Arkas ile Röportaj

1750 yıllarında Marsilya’dan Türkiye’ye gelen bir Fransız ailenin oğlu olan Lucien Arkas, 1945 yılında İzmir&rsqu...

Klaros Kutsal Alanı

İzmir İli, Menderes İlçesi sınırlarında yer alan Klaros, İonia’nın en önemli kutsal alanlarından biri aynı zaman...

Büyük İskender Sonrasında Smyrna (İzmir)

İzmir Körfezi’nin doğu derinliğinde uygun yerleşim koşulları nedeniyle İzmir Neolitik Çağdan itibaren kesintisiz...