Yaylanın İlk Merkezi Politik Oluşumu Urartu Krallığında Propaganda

Erken Demir Çağ geçiş sürecinde (MÖ 12. – MÖ 8. yüzyıllar) Dağlık Doğu Anadolu ve civarındaki topraklarda aşiret ve beylik şeklinde yaşayan farklı etnik gruplar, Orta Demir Çağ sürecinde (MÖ 9. yüzyıl içerisinde) bir araya gelerek Urartu Krallığını kurar.

Urartu sanatı, o dönemin bölgedeki en önemli devleti olan Assur'dan güçlü bir şekilde etkilenmiştir. Urartu sanatı MÖ 8. yüzyılda zirveye ulaşmış, ancak yaklaşık bir yüzyıl sonra Urartu devletinin siyasal olarak düşüşüyle birlikte ne yazık ki yağmalanmış

Bu oluşum sürecinin dinamikleri hala tam anlamı ile aydınlatılamamış olsa da bu farklı grupları bir araya getiren temel olgulardan biri din olmalıydı. Nitekim kurucu krallardan İşpuini ve Minua döneminde (MÖ 9. yüzyıl) yaptırıldığı bilinen anıtsal kaya nişleri ve dikili taşlardan oluşan ilk kutsal alanlar ve tapınım yerleri bu bağlamda son derece önemli ve etkiliydi. Bunlar içerisinde devletin resmi dininin bir tür deklarasyonu ve kurumsallaşmasının simgesi olan başkent Tuşpa yakınlarındaki Meher Kapı kaya anıtı konumuz açısından çok özel bir yere sahiptir.

Zimzim dağının eteklerinde ve başkente 5 kilometre uzaklıktaki anıt, pervazlı çerçeveye sahip görkemli bir niş ile etrafındaki basamak ve platformlardan oluşmaktaydı. Meher Kapı, Urartu panteonunun tanrı, tanrıça ve dinî figürlerinin ve onlara yapılacak kurbanların listesini taşıyan kutsal bir kaya anıtıdır. Yetmişe yakın kutsal isim burada sıralanmakta ve bunlar olasılıkla Urartu coğrafyasındaki farklı etnik ve kültürel grupların dinî unsurlarını oluşturmaktaydı. Bu kaya nişi oluşturulan devlet dininin bir kanıtı olup, dinin birleştirici bir propaganda unsuru olarak kurucu krallar tarafından başarılı bir şekilde kullanıldığının kanıtıdır. Ata ve ölü kültü ile de ilişkilendirilen dikili taşlar (steller) ve stelli tapınım alanları ile bu din temelli propaganda stratejisi olasılıkla daha güçlü ve başarılı bir şekilde kullanılmıştır.

Urartu propaganda sisteminin en önemli unsurlarından biri olan dinin en önemli arkeolojik kanıtı Meher Kapı Kaya Anıtıdır. Urartu Panteonunun ilan edildiği yazıtı içeren anıt krallığın ilk dini anıtlarından da biridir. ©East Şahin

Bilhassa İşpuini - Minua dönemleri bu açıdan son derece parlak bir süreçtir. Devlet dininin oluşumu ve kurumsallaşması, panteonun baş tanrısı Haldi'nin dini, kralî ve askerî bir önder olarak rolünün tanımlanması, bu dönemin başarılı propaganda girişimleridir. Öte yandan bu dönemde inşa edilen Anzaf, Anzavur tepe ve Körzüt gibi görkemli kale kentler ve güçlü surların çevrelediği sitadellerdeki tapınaklar ve anıtsal kamu yapıları, kraliyetin gücünü ve ihtişamını yansıtan propaganda unsurları olarak dizayn edilmiş olmalıydılar. Yine bu kurucu kralların başarılı askerî seferlerini ve icraatlarını yansıtan onlarca yazıt da bu kapsamda ele alınması gereken unsurlardır. Bilhassa yazıtlarda sıkça ve uzun uzadıya kullanılan "kralî unvanlar" propagandanın en yalın kullanılan örnekleridir.

Ayanis kentindeki Haldi Tapınağı'nın girişi

Bu yazıtlarda kralların tanrıların buyruğuyla tahta çıktığından, bir nevi tanrıların yeryüzündeki temsilcileri olduğundan ve evrenin efendisi olduklarından bahsedilirken bu yazıtlarda krallar yaptıkları imar projelerini de abartarak sunmaktadırlar: "Benden önce burada hiçbir şey yoktu, Arazi çoraktı" gibi… Her ne kadar antik toplumlarda okur yazarlığın çok yaygın olmadığı genel kabul gören bir gerçek olsa da, insan üzerindeki görsel (belki kutsal görülme) etkisiyle bu yazıtların güçlü birer propaganda aracı olduğu kabul edilmelidir.

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, “Antik Dönemde Propaganda”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Roma’da Kölelik

“Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir” olarak tanımlanan “köle” kelimesi, Latince’de ise servus kelimesine karşılık gelmektedir. Romalılar insanları özgürler (liberi) ve köleler (servi) olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Roma hukukunda özgürler de kendi içinde ingenui (doğuştan özgür olanlar) ve libertini (azatlılar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

SON İÇERİKLER

Bir Neolitik Yerleşim; Gre Fılla

Dicle Nehrinin kollarından Ambar Çayı üzerine kurulan barajdan etkilenecek olan Gre Fılla’da 2018 yılından beri ...

Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, "Antik Dönemde Propaganda"

Antik dünyada bir karşılığı olmayan “propaganda” kelimesi, 16. yüzyılın sonunda Latince “propagare&rdq...

Herakles'in 12 Görevi Syedra'da

Kilikya Bölgesi’nin batı sınırını oluşturan Syedra Antik Kenti, Antalya ili, Alanya ilçesi Seki köyü s...