Mabada Haritası Mozaiği

Madaba Haritası mozaiği (yaklaşık 190 m2), Bizans Döneminde bilinen haliyle İncil’deki Filistin’i tasvir eden en erken Hıristiyan harita örneğidir. Kentler, kasabalar, köyler, tepeler, dağlar ve bazı nehirler farklı ölçülerde tasvir edilmiştir. Daha büyük ölçülere sahip Ölü Deniz ve Kudüs’ün, Bizans Dönemindeki önemlerini vurgulamak amacıyla bu şekilde resmedildikleri düşünülmektedir.

MS 6. yüzyılda Ölü Deniz’de gemicilik ve yelkencilik üzerine bilgi veren ilk piktografik bulgu niteliğindeki ünlü Madaba Haritası mozaiği, Aziz George Kilisesi alanında bulunmuş ve yerinde korunmuştur.Madaba’dan ilk olarak Eski Ahit’te (Num. 21:3) Moab yakınlarında bulunan bir yer olarak bahsedilir. Meşa stelinde, Madaba’nın Omri tarafından fethedildiği ve daha sonra Moab kralı Meşa tarafından özgür kılındığından bahsedilmektedir. Nebati Krallığı’nın, yeni kurulan Provincia Arabia’ya (MS 106) ilhak olmasının ardından özerkliğini ilan eden Madaba, kendi sikkelerini bastırdı.

Madaba Harita Mozaiğinde Ölü Deniz

Hıristiyanlık Madaba bölgesinde MS 4. yüzyılda gelişti ancak Bizans Dönemi boyunca (özellikle 6. yüzyılda) Hıristiyan cemaatinin sayısında meydana gelen artışla birlikte Madaba, Arabistan piskoposluğunun merkezi haline geldi. Kent, İmparator Justinianos (MS 525-565) döneminde büyük ölçüde genişledi. Ünlü harita mozaiğinin yer aldığı kilise de bu dönemde inşa edildi. Hippolytos Salonu’nda ve Yanık-Saray olarak adlandırılan sarayda yer alan mozaikler de yine bu döneme tarihlendirilmektedir. Toplantıları için bir kiliseye ihtiyaç duyan Madaba Ortodoks Hıristiyan cemaati kilisenin inşası için kentin kuzey kapısının yakınlarındaki eski bir kilisenin kalıntılarının bulunduğu alanı seçti. 15 Mayıs 1892’de, Kudüs Kutsal Rahipler Meclisi kilisenin inşasına karar vererek, gerekli izinler için Osmanlı hükümetine başvurdu. Kilisenin, bitişiğindeki okul ve üst düzey rahiplerin konutlarına ait planlar Patriklik tarafından hazırlandı. Kilisenin planı, alanda yer alan önceki kilisenin temellerine uyması amacıyla yapılan birtakım değişikliklerin ardından 18 Eylül 1892’de onaylandı. Madaba Haritası mozaiği ilk olarak Andriakis tarafından keşfedilmiş, yeni kilisenin temizliği ve molozların kaldırılması işlemi ise Patriklik tarafından görevlendirilen işçiler tarafından 1896 yılının Eylül sonu-Ekim başında gerçekleştirilmiştir. Aziz George Kilisesi’nde bulunan harita mozaiğinin yeni keşfedilen kısımları üzerine çalışılması amacıyla Cleopas Koikylides adındaki genç bir akademisyen, Kudüs Patrikliği tarafından görevlendirildi. Daha sonra harita mozaiğinin bir kopyasını çıkarmak üzere Kutsal Haç Teoloji okulundan Prof. G. Arvanitakis görevlendirildi. Böylece Arvanitakis 9 Ocak’ta, mozaiğin 1:5 ölçüsünde ve 12 kağıt üzerine çizilmiş bir kopyasıyla Kudüs’e döndü. Arvanitakis ayrıca mozaiğin kilise içerisindeki konumunu gösteren bir plan da çıkarmıştı. P. Palmer ve H. Guthe tarafından 1902 yılında yapılan haritanın çizimleri, 1906 yılında 10 taşbaskı halinde yayınlandı. Kudüs’teki İbrani Üniversitesinden Michel Avi-Yonah harita mozaiği üzerine yürüttüğü detaylı çalışmanın ardından 1954 yılında bir monograf yayınladı. Madaba Haritası mozaiği (yaklaşık 190 m2), Bizans Döneminde bilinen haliyle İncil’deki Filistin’i tasvir eden en erken Hıristiyan harita örneğidir. Kentler, kasabalar, köyler, tepeler, dağlar ve bazı nehirler farklı ölçülerde tasvir edilmiştir. Daha büyük ölçülere sahip Ölü Deniz ve Kudüs’ün, Bizans Dönemindeki önemlerini vurgulamak amacıyla bu şekilde resmedildikleri düşünülmektedir. Madaba Haritası mozaiği, Roma yolları haritası esas alınarak oluşturulmuştur. Bu durum İncil’de bahsi geçmeyen pek çok ismin haritada yer almasını da açıklar. Bu isimlerin, haritadaki boş yerlerin doldurulması amacıyla kullanıldıkları düşünülmektedir.İncil’de bahsi geçen yolların haritası, Kayserili Eusebius (MS 325) tarafından yapılan İsimler Listesi’nden uyarlanmış ve MS 404 yılında Aziz Jerome tarafından Latince’ye çevrilmiştir. Harita mozaiği, Avi-Yonah tarafından MS 560-565 yıllarına tarihlendirilir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Kaçakçılık Operasyonu

 İzmir Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Tarihinin en büyük eser kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirilmiş, 65 bin 511 adet tarihi eser yakalanmıştır. 

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

SON İÇERİKLER

Ayasofya'nın "Halk Bilimi"

Ayasofya bir harikadır! Güzelliği ve boyutu büyülüyor ve bir açıklama bekliyor. Nasıl tasarlandı ve nasıl ...

Ayasofya'nın mozaikleri: Propagandif Sanat

Ayasofya’nın mozaikleri son günlerde yine çok gündeme geldi. Aslında son günlerde Ayasofya’nın ...

Ayasofya'da Fossati Kardeşlerin Onarımları ve Yeni Eklemeler

Mimar kardeşler Gaspare (1809-1883) ve Giuseppe (1822-1891) Fossati’nin İstanbul’a yollarının düşmesi, R...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız