İdoller

İdollerin kurs biçimli gövdeleri üzerinde, kabartma olarak yapılmış kendisi gibi başka bir idol ya da insan veya arslan figürleri işlenebilmektedir. Tek başlı idollerin tanrı ya da tanrıçayı, çift başlı örneklerin ise tanrı çiftini temsil ettikleri düşünülmektedir. İkiden çok başlı tipler ise, tanrı çiftinin çocuklarıyla birlikte tasvir edildiği örnekler olarak yorumlanmaktadır. İdollerin gövdeleri üzerinde kabartma olarak işlenmiş küçük boyutlu tasvirler de aynı şekilde tanrıça ve çocuğu olarak yorumlanmaktadır.

Arkeoloji literatüründe idololarak tanımlanan grubu, “Tanrı” ya da “Tanrıça” betimlemeleri olarak yorumlanan, şematize ve çoğunlukla yassı biçimde üretilmiş eserler oluşturmaktadır. Yunanca “eidolon” ve Latince “idolum”’dan gelen idol kelimesi imge, görüntü, kopya, simge gibi anlamlara sahiptir. Arkeolojik açıdan ise, “Tanrı” ya da “Tanrıça” betimleri veya tanrıların yerine geçen simgesel betimler anlamında kullanılmakta, aynı zamanda din ve belki büyüyle ilgili bazı soyut düşüncelerin çok şematik bir biçimde soyutlaşması olarak da nitelendirilmektedir.

19. yüzyılın son çeyreğinde Kapadokya bölgesi çıkışlı olarak eski eser pazarlarında satışa sunulmuş bir grup eserin içinde, çivi yazılı tabletlerin ve boyalı seramiklerin yanısıra idoller de bulunmaktaydı. Buluntu yerleri tam olarak bilinmeyen, ancak Kapadokya çıkışlı oldukları kesin olan idoller, bu nedenle arkeoloji literatüründe ilk kez “Kapadokya İdolleri” olarak tanımlanmıştır. Kültepe/Kaniş’te gerçekleştirilen kazılar sırasında in-situ olarak ele geçen alabaster idol ve heykelcikler sayesinde, bu eserlerin Kültepe kökenli oldukları kesinleşmiş ve bundan sonra arkeoloji literatüründe “Kültepe Tipi İdol” kavramı kullanılmaya başlanmıştır.

Bu idoller, Kültepe’de Eski Tunç Çağı III dönemine (MÖ 3. Binyılın son çeyreği) ait 12. ve 11b tabakalarındaki anıtsal nitelikteki yapılar içerisinden ve yuvarlak, iki bölmeli taş mezarlar içerisinde ölü hediyesi olarak bulunmuştur. Alabasterden (su mermeri) yapılmış, tahtında oturan tanrıça heykelcikleri ile kurs biçimli bir gövde ve üçgen şeklinde işlenmiş bir ya da birden fazla başa sahip bu idollerin kurs biçimli gövdeleri kazıma, kabartma ya da matkap yöntemi ile yapılmış yoğun bezeme grupları ile doldurulmuştur. Bu idollerin üçgen şeklinde işlenmiş yassı başlı olanlarının yanısıra, plastik olarak işlenmiş ve neredeyse heykel olarak tanımlanabilecek kadar gelişmiş bir sanat anlayışını sergileyen insan başlı örnekler de vardır.

İdollerin kurs biçimli gövdeleri üzerinde, kabartma olarak yapılmış kendisi gibi başka bir idol ya da insan veya arslan figürleri işlenebilmektedir. Tek başlı idollerin tanrı ya da tanrıçayı, çift başlı örneklerin ise tanrı çiftini temsil ettikleri düşünülmektedir. İkiden çok başlı tipler ise, tanrı çiftinin çocuklarıyla birlikte tasvir edildiği örnekler olarak yorumlanmaktadır. İdollerin gövdeleri üzerinde kabartma olarak işlenmiş küçük boyutlu tasvirler de aynı şekilde tanrıça ve çocuğu olarak yorumlanmaktadır.

İdoller ile birlikte ele geçen alabaster heykelcikler ve sonraki dönemlerde görülen kurşun figürinler ve bunlara ait kalıpların da gösterdiği gibi Kültepe, bu tip eserlerin üretildiği önemli bir kült merkezi karakterine sahiptir.

Dönemin dini anlayışına ve uygulamalarına ışık tutan bu örneklerin, hem öteki dünya anlayışı içinde, hem de dini ritüeller sırasında kullanıldığı buluntu durumlarından anlaşılmaktadır. Kültepe’ye özgü olduğu bilinen bu idollerden Zencidere, Acemhöyük, Hacıbektaş Suluca Karahöyük’te de parçalar halinde örnekler ele geçmiştir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Arkeoloji camiasının acı kaybı.

Arkeoloji camiasının acı kaybı. Doğu Anadolu ve Urartu arkeolojisinin duayeni, Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu hocamızı kaybet...

Daskyleion

Balıkesir’de bir İlk Çağ Eyalet Merkezi Daskyleion akropolisini (Akrodaskyleion) üzerinde taşıyan Hisartepe, Ma...

Manyas Gölü

Kaderleri Göç Olan Kuşların ve İnsanların Yollarının Kesiştiği Coğrafya Manyas Gölü çevresini dolaşm...