Kültepe Metinlerinde Evlilik

İçerik bakımından Eski Assur metinlerinde örneği olmayan metnin son satırında yer alan “a-ha-<at>niqá-qá-sà a-naIštar ta-aq-lu-up”, ifadesi o dönem Assur toplumundaki bir başka uygulamayı göstermekte ve evlilik çağına gelen genç kızlarla ilgili bir adetten bahsetmektedir. Bu ifade İ. Albayrak tarafından kız kardeşimiz başını İştar için açtı olarak tercüme edilerek, genç kızların evlenecek yaşa geldiklerini göstermek maksadıyla tanrıça İştar için düzenlenen bir törende başlarını açmaları şeklinde değerlendirilmektedir.

  • Yazar : Sebahattin BAYRAM / Remzi KUZUOĞLU
  • Tarih : 3 hafta önce

Yazılı kaynaklar, MÖ 3. binyılın son çeyreğinden itibaren Akadlı tüccarların Anadolu’ya ticaret için geldiklerini göstermektedir. Muhtemelen çok düzenli olmayan bu faaliyetler, MÖ 2. binyılın başlarında Assur Devleti’nin desteği ve Assurlu tüccarların girişimciliğiyle sistematik bir hal almış, MÖ 1974 ile 1719 yılları arasını kapsayan ve Eski Assur Ticaret Kolonileri olarak da adlandırılan dönem boyunca hemen hemen düzenli bir şekilde devam etmiştir. Yaklaşık 255 yıl süren bu ticarî ilişkilerin Anadolu’daki en eski tanıkları başta Kayseri yakınlarındaki Kültepe olmak üzere, Boğazköy, Alişar, Kaman-Kalehöyük, Kayalıpınar ve Acemhöyük’te ele geçen Eski Assurca yazılmış zarf, tablet, bulla ve etiketlerden oluşan çivi yazılı belge koleksiyonudur. Anadolu’nun en eski yazılı kayıtları olma özelliğine de sahip bu malzeme, arkeoloji çevrelerince ilk defa 1881 yılında tanınmıştır. Bulundukları yerin eski isminin bilinmemesi sebebiyle, bölgeye klasik dönemde verilen isim dikkate alınarak, o dönemde Kapadokya tabletleri olarak adlandırılan belgeler, günümüzde daha çok Kültepe/Kaniş tabletleri olarak bilinmektedir. 1881 yılından bugüne kadar geçen 132 yıl zarfında Kültepe metinleri üzerinde yerli ve yabancı pek çok bilim insanı çalışmış, bunun neticesinde de günümüzden yaklaşık 4000 yıl önceki Anadolu ve Assur’u pek çok yönden tanımamız mümkün olmuştur.

Bu koleksiyonun büyük çoğunluğu Assurlu tüccarların borç senetleri, kervan ve alacak-verecek kayıtları, iş sözleşmeleri, iş mektupları ile ticarî anlaşmazlıklarla ilgili mahkeme kayıtları gibi ticarî konularla ilgilidir. Anadolu halkına ait şu ana kadar ele geçen belge sayısı oldukça az olup, olanların önemli kısmı da ticarî aktiviteler ile ilgilidir. Eski Assur Ticaret Kolonileri Dönemine ait Anadolulu ve özellikle Assurlu tüccarların iktisadî faaliyetleri hakkında önemli bilgilere sahibiz. Yazılı kaynak sayısı fazlaymış gibi görünse de diğer hususlarla ilgili bilgimiz pek azdır. Kültepe’de ortaya çıkarılan çivi yazılı metinlerin büyük çoğunluğunun Assurlulara ait olması sebebiyle, Assurluların sosyal hayatlarına dair daha fazla bilgiye sahibiz. Ama yine de Anadolu ve Assur toplumunun evlilik öncesi örf ve adetlerle şekillenen bazı süreçleri hakkında net bilgiler mevcut değildir. Meselâ, Eski Babil toplumunda kızın babasının evinden çeyiz getirdiğini ve ölüm, boşanma gibi olumsuz durumlarda çeyizin hukuken korunduğunu bilmekteyiz. Ancak, Eski Assur metinlerinden Anadolu’da veya Assur’da böyle bir uygulamanın varlığı, çivi yazılı belgelerden tespit edilememektedir. Benzer bir durum başlık parası âdeti için de geçerlidir. Eski Assur Dönemi Assur toplumunda ve Hitit Çağı Anadolu’sunda varlığını bildiğimiz başlık parası uygulamasının, bu dönem Anadolu toplumundaki izleri netleşmemiştir. Bunun yanında, evliliğe giden yolda en önemli aşamalardan biri olan düğün merasimi hakkında da net bilgilere sahip değiliz. Hitit Dönemine ait Bitik Vazosu üzerinde yer alan kutsal evlilik sahnesi, söz konusu dönemde Anadolu’daki evliliğin tezahürü hakkında birtakım ipuçları verse de, nihai tespit için daha fazla bilgi gerekmektedir.        

Mezopotamya halklarının evlilik müessesine verdikleri önemi anlayabilmemiz için ortaya koydukları kanunlara bakmamız yeterli olacaktır. Özellikle Hammurabi ve Eşnunna Kanunları'ndaki iki madde, evliliğin hukuki geçerliliğe sahip olabilmesi için yazılı bir belgeyle resmileştirilmesi gerektiğini ortaya koyar. Mezopotamya’da varlığını bildiğimiz kanun yapma anlayışının Eski Assur Döneminde de olması şaşırtıcı olmaz, ancak, metinlerde bunu ima eden cümlelere rastlanmakla beraber, bu döneme ait bir kanun metni henüz ele geçmemiştir. Bununla beraber, Kültepe’de ele geçen evlilik sözleşmeleri evliliğin resmileştirilmesine verilen önemi göstermesi bakımından mühimdir. Fakat, bu uygulamanın kanuni bir gereklilik ya da gelenek ve görenekle şekillenmiş bir anlayışın yazıya dökülmesi olduğu şüphelidir.

Kültepe metinleri bugün olduğu gibi o dönemde de evliliğe giden süreçte bazı uygulamaların varlığına işaret etmekte, bunun yanında günümüzle irtibatlandırabileceğimiz bazı önemli bilgiler de içermektedir. Bu hususta en önemli bilgi kaynağımız 1988 yılında Kültepe’de ortaya çıkarılan ve Assurlu Aşşur-rē’ī ile oğlu Pilah-İştar’a ait arşivdir. Bu arşivdeki birkaç metin, Eski Assur toplumunda evlilikle ilgili bazı uygulamalar, özellikle de kız tarafının bu süreçteki rolü hakkında kısıtlı da olsa bilgi verir. Bu arşivden ele geçen yazılı bir metin, evlilik sürecinin tarafların birbirlerine söz vermeleriyle başladığını belgelemektedir. Damat, kızın babası tarafından belirlenmekte, söz vermek ve muhtemelen tabletlere yansımayan birtakım uygulamalarla olay resmiyet kazanmaktadır. Bu belge ayrıca, Eski Assur Döneminde, hem Anadolu hem de Mezopotamya halklarında varlığını bildiğimiz, günümüz Anadolu’sunda bazı bölgelerde hala görülebilen beşik kertmesinin de içinde bulunduğu kız çocuklarının küçük yaşta nişanlanması ile ilgili ipuçları içermekte, bunun yanında kız evi tarafından damat adayına nişan hediyesi (išrum-kemeri) verme âdetini de göstermektedir. Bu mühim metinde Pilah-İştar, kız kardeşinin sözlüsü ya da nişanlısı Amur-İştar’a hitaben babasına söz verdiğini belirterek, kız kardeşi ile evlenmesini istemektedir. Ancak Amur-İştar, kendisine verilmeyen išrum-kemerini ve yaşlandığını bahane ederek onun kız kardeşiyle evlenmeyeceğini, başka bir Assurlu kızla evleneceğini belirtmektedir.

“Pilah-İştarAmur-İştar‟a karşı bizi (şahit olarak) tuttu ve Pilah-İştar şöyle söyledi: Sen benim babama söz verdin, buraya gel ve nişanlınla (metin: karın) evlen. Amur-İştar şöyle cevap verdi: Gerçekten senin babana ben söz vermiştim. Ama kayın biraderim olarak belime kemeri vermedin. Ayrıca, benim kardeşime de (ağabeyime) hiçbir şey söylemedin. Günler geçiyor ve ben yaşlanıyorum. Şu anda bir başka Assurlu kızla evleniyorum. Senin kız kardeşinle evlenmeyeceğim. Bu ifadeler üzerine Kanişkārumu kararını verdi. Tanrı Assur‟un kılıcı önünde şahitlik yaptık. İlī-ālum’un oğlu Kuzuzia’nın huzurunda, İlī-İştar’ın oğlu Ah-şalim’in huzurunda, Dada’nın oğlu Būr-Suen’in huzurunda”.

Eldeki metinlerden Amur-İştar’ın kararındaki bu değişikliğin sebebini anlamak zordur. Ancak, kızın babası Aşşur-rē’ī’nin beklenmedik ölümünün, muhtemelen ailenin bozulan ekonomik durumunun ve erkek kardeşler arasında yaşanan mali anlaşmazlıkların evlilik sürecini uzattığını ve belirsizliğin Amur-İştar’ın böyle bir karar almasında etkili olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanında, damat adayının Pilah-İştar’a söylediği Kayınbiraderim olarak belime kemeri vermedin. Ayrıca, benim ağabeyime de hiçbir şey söylemedin. Günler geçiyor ve ben yaşlanıyorum” ifadesi uzayan süreci ve belirsizliği tüm açıklığıyla ortaya koyduğu gibi, Assur toplumunda evlilik sürecinde gerçekleşen başka bir uygulamayı da göz önüne sermektedir. Öyle anlaşılıyor ki, kız tarafının da damada karşı yerine getirmesi gereken bazı sorumlulukları vardı ve bunlardan belki de en önemlisi, damada kemer hediye edilmesiydi. Amur-İştar’ın nişanı bozmasının en önemli sebebi olarak gösterdiği bu âdetin, “söz akdi”nin aileler arasında resmiyet kazanması için yerine getirilmesi gereken olmazsa olmazlarından biri olduğu anlaşılmaktadır.

Pilah-İştar’a ait bir başka belgeden ismini bilemediğimiz kız kardeşini evlendirme çabasının devam ettiğini, ancak evlilik sürecinde yapılacak masrafların nasıl karşılanacağı hususunda diğer erkek kardeşleriyle problem yaşadığını ve bu meselenin mahkemeye intikal ettiğini görmekteyiz. Pilah-İştar, kız kardeşinin büyüdüğünü ve evlilik çağına geldiğini belirterek, erkek kardeşlerinden kendi aralarında toplayacakları veya tüccar evinden faizle borçlanılarak elde edilecek para ile kız kardeşini evlendirmeyi teklif etmektedir. Mannum-balum-Aşşur ve Şuzuzu, kardeşlerinin bu isteği karşısında kendilerinde para olmadığını, faizle borç para alarak kız kardeşlerini evlendirmesini, faizli olarak aldığı parayı da babalarının firmasının gümüşünden alıp, geri ödemesini istemektedirler. Pilah-İştar metnin devamında, tüccar evinden borç alarak kız kardeşini evlendireceğini, bu iş için gerekli masrafın da 1 1/3 mina, yaklaşık 640 gram gümüş olacağını ifade etmektedir. Metinde şunlar yazılmaktadır:

Bizim kardeşimiz büyüdü (evlenecek çağa geldi). Buraya gelin. Ne kadar para harcanacaksa üçümüz mirastan bir birikim yapalım veya tüccar evinden fâizli para alarak masrafı öyle karşılayalım ve kız kardeşimizi kocaya verelim. Mannum-balum-Aşşur ve ŞuzuzuPilah-İştar’a şöyle karşılık verdiler: Bizde para yok! Git bizim sözümüzle ne kadar para harcanacaksa tüccar evinden fâizle al, harca ve bizim kız kardeşimizi kocaya ver. Tüccar evinden aldığın parayı ve onun fâizini babamızın firmasından aldığın parayla ilk ödeme döneminden önce öde ve tüccar evine iade et. Pilah-İştar, Mannum-balum-Aşşur ve Şuzuzu’ya şöyle cevap verdi: Ben, babamın firmasından parayı alacağım. Tüccar evinden alacağım parayı ve fâizini masraf olarak harcayacağım ve siz miras hakkınız olarak benden her hangi bir talepte bulunmayacaksınız.

Pilah-İştar’a ait olan bir başka belge, o dönem adetlerini ve özel merasimlerde misafirlerin nasıl ağırlandığını göstermesi bakımından son derece mühim bilgiler vermektedir. Metinde geçen “eniştemizi ve onun arkadaşlarını davet ettim” satırları, bu özel daveti kız tarafının tertip ettiğini göstermekte ve bugün hâlâ Anadolu’nun pek çok yöresinde görülen nişan/düğün yemeği âdetine işaret etmektedir. Bunun yanında bu özel günde damada hediye olarak kemer takıldığı bu metinden de anlaşılmaktadır. Belgeden Pilah-İştar’ın Wahšušana şehrinde yaşayan eniştesi ve onun arkadaşlarına bir davet verdiği, listedeki masrafların çeşitliliğine bakılırsa, hiçbir masraftan kaçınmadığı görülmektedir. Yapılan harcamaları topladığımızda yaklaşık 1050 gram gümüşmasraf edildiği ortaya çıkmaktadır. Yukarıda ele aldığımız metinde Pilah-İştar, kız kardeşini evlendirmek için yaklaşık 640 gram gümüşe ihtiyaç duyduğunu ifade etmişti. Eğer bahsi geçen bu masraflar yukarıda bahsedilen kız kardeşin evlendirilmesi için yapılmışsa, masrafın Pilah-İştar’ın tahmininden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında, metnin hemen başında kayıtlı Eniştemizi (gerdeğe) girdirdiğimizde işrum-kemeri yerine 2/3 mina 15 uṭṭet (değerindeki gümüşü deriden) kemer için tarttım ifadesinden, daha önce Amur-İştar’ın beline takılmadığı için nişanı bozmasına neden olan işrum-kemerinin yerine, biraz daha ucuz olan deriden bir kemer takıldığı anlaşılmaktadır. Böylece Eski Assur toplumunda damada kemer takma âdetinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.Metnin tamamının tercümesi şu şekildedir:

Eniştemizi girdirdiğimizde išrum-kemeri yerine 2/3 mina 15 uṭṭet (değerindeki gümüşü deriden) kemer için tarttım. 1/4 šeqel (ayakkabı) bağı için, 2/3 šeqel 15 uṭṭet 3 (bira) kâsesi için tarttım. 1/4 šeqel et için tarttıktan sonra eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettim. Eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettikten sonra 1 1/2 šeqel gümüş harcanmıştır. Wahšušana’dan buraya geldiğinde 1/4 šeqel (ayakkabı) bağı için, 1/2 šeqel 2 (bira) kâsesi için tarttım. 1/2 šeqel et için tarttıktan sonra eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettim. 4 1/2 šeqel 2 çuval ve 1 kap (bira) maltı için tarttım. 4 šeqel 2 çuval bira ekmeği için tarttım. 7 šeqel‟den 15 uṭṭet eksik, 6 çuval arpa için tarttım. 6 2/3 šeqel 4 çuval buğday için tarttım. 2 1/6 šeqel yağ için tarttım. 1 1/3 bal için tarttım. 2 1/4 šeqel sığırların ve eşeklerin koşum takımları için tarttım. 15 šeqel sığır için tarttım. 2/3 šeqel koyun için tarttım. 2/3 šeqel 15 uṭṭet koyun için bir kez daha tarttım. 1/6 šeqel koyun için, [x] šeqel koyun için tarttım. 1 šeqel araba için, [x]‟den 1/6 šeqel eksik, saman (yapmak) için döven taşına tarttım. Bir sığır ve bir koyun (için ......) tarttım. [x] šeqel 2 deri post için [tart]tım. 3 1/6 šeqel 2 odun arabası için [.........] tarttım. 1 šeqel‟den 7 1/2 uṭṭet eksik, [........için] tarttım. 2 šeqel [x] kamış arabası [için], [x] šeqel meşe palamudu ve şarap için, [x] šeqel 30 (ayakkabı) bağı için, [x+]5 šeqel yağ için tarttım. [x] šeqelumzum için, 1/3 šeqel soğan için tarttım, 1/2 šeqel 1 kap bulgur için tarttım. 1/6‟dan eksik, bir çuval saman için tarttım. 1/6 šeqel kamıştan kap için, 1 šeqelmalahi kazanı ve habušatum (kabı) için, ¼ šeqel kötü (kalitesiz) yağ için tarttım. ½ šeqel‟den 7 ½ uṭṭet eksik, odun için tarttım. 22 ½ uṭṭet …kabı için tarttım. Kemeri onun [........]‟na verdim. ¼ šeqel [..........] ekmeği için, 15 uṭṭet kamış için, 2/3 šeqel [.........] için tarttım. 15 uṭṭet elbisenin bir parçası için tarttım. 5/6 mina (gümüş) 5 (adet) kutānum (cinsi) kumaş için tarttım. 4 ½ šeqel onun mantosu için tarttım. 4 šeqel onun (bayanın) šitrum (kumaşı) için tarttım ve bayan kölelere bağladım. ½ šeqel 2 ekmek için tarttım. 1/3 (ayakkabı) bağı için tarttım. Eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettim. 2/3 šeqel 15 uṭṭet 3 ekmek için, 1/6 šeqel odun için, ¼ šeqel (ayakkabı) bağı için tarttım ve 2/3 šeqel 15 uṭṭet bir çift ayakkabı için tarttım ve onun beyi yazacak. Eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettim. Eniştemizi ve onun meslektaşlarını davet ettikten sonra 2 šeqel gümüş harcanmıştır. 1 ½ šeqel 5+[x......] için tarttım. 1/3 odun için, 1/6 šeqel palamut için 15 uṭṭet [....] için tarttım. Eniştemiz ve onun meslektaşları (için) yazacak. Davet ettim [ x šeqel (x uṭṭet)] 7 kap için, 1 ¼ šeqel koyun için, ¼ šeqel odun için, 15 uṭṭet [....] için [tarttım]. Kız kardeşimiz başını İštar için açtı”.

İçerik bakımından Eski Assur metinlerinde örneği olmayan metnin son satırında yer alan “a-ha-<at>niqá-qá-sà a-naIštar ta-aq-lu-up”, ifadesi o dönem Assur toplumundaki bir başka uygulamayı göstermekte ve evlilik çağına gelen genç kızlarla ilgili bir adetten bahsetmektedir. Bu ifade İ. Albayrak tarafından kız kardeşimiz başını İştar için açtı olarak tercüme edilerek, genç kızların evlenecek yaşa geldiklerini göstermek maksadıyla tanrıça İştar için düzenlenen bir törende başlarını açmaları şeklinde değerlendirilmektedir. L. G. Gökçek ise, “başı açmak” kelimesini “saçı düzenlemek olarak tercüme etmekte ve Tanrıça İştar adına düzenlenen bir törende, genç kızların düğün merasimi için saçlarını yaptırdıkları şeklinde yorumlamakta, günümüzde görülen gelin adaylarının saçlarını yaptırma âdetinin 4000 yıl önceki izleri olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte, hem kız tarafının yemekli olduğu anlaşılan özel bir davet vermesi hem de bu davet esnasında dini motifli bir uygulamanın gerçekleştirilmesi, günümüzde genellikle düğünlerden önceki gece yapılan “Kına Gecesi” merasimini akla getirmektedir. Bilindiği üzere günümüzde kız tarafının ev sahipliğinde düzenlenen bu törenlerde yemeğin ardından gelin adayının eline dualarla kına yakılmakta ve bu âdet düğün öncesi merasimlerinin vazgeçilemez safhalarından biri olarak uygulanmaktadır.

1988 arşivinin ortaya koyduğu bir başka veri, günümüz Anadolu’sunda ve doğu toplumlarında sıklıkla rastlanan takı takma âdetinin Eski Assur toplumundaki varlığıdır. Belgelerde evlenen Assurlu erkeklerin eşlerine hediye olarak verildiği belirtilen 1 ½ šeqel gümüşten bahsedilmektedir. Tabletler üzerinde bu hediyeleri kimin verdiğine dair bir bilgi mevcut değildir. Ancak, bu tabletlerin Aşşur-rē’ī ve Pilah-İştar’ın arşivinde ele geçmesi ve eşlerine hediye verilen bu şahısların Aşşur-rē’ī’nin oğlu Pilah-İştar’la iktisadî münasebetlerinin bulunması, hediye veren şahsın Pilah-İştar olduğunu ortaya koymaktadır. Bunların yanında Pilah-İştar’ın evlenen tüm bayanlara 1 ½ šeqel gümüş hediye etmesi, 12 gram miktarındaki gümüşün hediye olarak verilmesinin toplum içine yerleşmiş bir adet olduğunu ortaya koymaktadır. Bu uygulamanın günümüzdeki karşılığı ise evli çiftlere çeyrek altın takma âdetidir ki, bu hediyenin ağırlığı da 1.754 gram altındır.

Kültepe metinleri, Eski Assur toplumundaki evlilik süreci hakkında bizleri kısmen de olsa bilgilendirmekte ve günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Eski Assur toplumundaki bazı uygulamaları günümüzle karşılaştırma imkânı sağlamaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Assur toplumunda kızlar küçük yaşlarda, beşik kertmesi de dâhil uygulamalarla nişanlanmakta ve damat, kızın babası tarafından belirlenmektedir. Kız tarafı damada düğün hediyesi vermekte, ayrıca kız tarafınca nişan/düğün yemeği verilmektedir. Bunun yanında kına gecesi ile irtibatlandırabileceğimiz dini motifli başı açma veya saçı yaptırma âdeti görülmekte, nihayetinde de takı takma uygulamasının varlığı tespit edilebilmektedir. Doğrudan Assurlularla ilgiliymiş gibi görünen bu uygulamaların, tamamen Assur toplumunun kültürel öğelerini mi yoksa Assurlu tüccarların Anadolu’da uzun seneler yaşamaları ve Anadolulu bayanlarla evlenmeleri sebebiyle benimsedikleri Anadolulu özellikleri mi gösterdiğini bilemesek de, 4000 yıl önce Anadolu’da görülen toplumsal hayata dair birtakım âdetlerin izlerini günümüzde de takip edebilmekteyiz.

EN ÇOK OKUNANLAR

Ayasofya

Tapınaktan Kiliseye, Kiliseden Camiye, Camiden Müzeye, Müzeden Bilinmeze…

Ayasofya’yı ister Ortodoks dünyasının simgesi, isterse Fatih Sultan Mehmed’in mirası olarak görelim her iki durumda da bu muhteşem yapının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının en geçerli yolunun, binanın kitlesel ibadete açılmasından değil tam aksine müze kuralları çerçevesinde titizlikle korunmasından geçtiğini belirtmek zorundayız. 

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

SON İÇERİKLER

Latmos'un Küçük Çobanı : Jale Pınar

Son yıllarda Beşparmak Dağları için herkes gibi ben de çok endişeliyim. Çünkü madenler &cced...

Anadolu’ya Saygı Otobüsü Latmos’taydı

Bir Kültür Katliamı : Latmos'a Dokunma

Aktüel Arkeoloji Dergisi, 24 Kasım 2012 tarihin...

Gezginin Gözünden : Gaziantep

Güneydoğu'nun İncisi

Dört nesildir özenle sürdürülen ata mesleklerini sergiley...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız