Tatarlı Höyük Kazısından Çukurova Prehistoryasına Yeni Katkılar

Eylül ayında başlayan 2021 yılı Tatarlı Höyük kazılarında, bu güne kadar varlığını ele geçen mühür ve seramiklerle tanımlamış olduğumuz höyüğün prehistorik dönem tabakalarına ulaşmak hedeflenmiştir. Ayrıca önceki yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya konan güçlü MÖ II. Binyıl tabakaları hakkında yeni veriler elde ederek, hem yerleşim hem de bölge arkeolojisine yeni katkılar sunmak amaçlarımızdan birini oluşturmaktadır.

  • Yazar : Doç. Dr. K. Serdar GİRGİNER / Arş. Gör. Özlem OYMAN-GİRGİNER / Arkeolog M. Furkan TUFAN
  • Tarih : 2021-11-03 09:39:10

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

2021 yılı kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Çukurova Üniversitesi adına, bu kurumların ve Adana Büyükşehir Belediyesi ile Türk Tarih Kurumu’nun maddi destekleri ile devam etmektedir.

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

Tatarlı Höyük günümüzde Çukurova, MÖ II. Binyılda Kizzuwatna, Roma Dönemi’nde ise Kilikya olarak bilinen bölgede yer almaktadır. Kilikya bölgesinin en büyük höyüklerinden birisi olup, Sitadeli (Yukarı Şehir) 230 x 370 m. ölçülerinde ve 37 m. yüksekliğe sahiptir. Aşağı Şehri özellikle MÖ II. binyılda çok daha büyük bir alana yayılmaktadır.

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

Bölgenin jeolojik yapısından dolayı höyüğün yer aldığı çevre Çukurova’nın en büyük su havzasını bünyesinde barındırmaktadır. Höyüğün eteklerinde ve Aşağı Şehrinin çevresinde ‘yedi adet’ pınar tespit edilmiştir. Bu pınarların oluşturduğu Beynamazı Deresi/Mercin Suyu Sitadel ile Aşağı Şehrin ortasından akmaktadır. Hitit yazılı metinlerinde Kizzuwatna Kralı ‘Palliya’nın Ritüelleri’nde Lawazantiya’daki ‘yedi kaynağın’ temiz sularından ve kentin içinden akan Tarmana ırmağından bahsedilmektedir. Birçok arkeolojik veriyle birlikte Tatarlı Höyüğün Orta Tunç Çağı’ndaki Luhuzattiya ve Hitit dönemlerinde ise, Lawazantiya ile aynı yerleşim olduğunu düşünmekteyiz. Geç Assur belgelerine göre ise, III. Salmanassar saltanatının 20. saltanat yılında Fırat Nehrini geçmiş, sonra Hamanu Dağını (Amanoslar) aşarak karşısına çıkan kentler arasında Lusanda ve birçok kenti ele geçirdiğinden bahsetmektedir. Epigrafik ve arkeolojik verilere göre, Orta Demir Çağı’nda (Geç Hitit Dönemi) da Tatarlı Höyük ile Lusanda eşitlemesi olası görünmektedir.

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

Tatarlı Höyük önemli stratejik, askeri ve ticaret yollarına hakim olmasıyla bölgede ön plana çıkmaktadır. Kuzey-güney ve doğu-batıya giden yolların tam ortasındadır. Doğuda Amanos (Nur) Dağlarının batı çıkışına çok yakındır. Bu yönde Düziçi - Bahçe üzerinden Aslanbeli ve Hasanbeyli – Fevzipaşa yolu üzerinden Nurdağı Geçidiyle Islahiye Ovası’na, dolayısıyla Kuzey Suriye’ye; güneyden Beylan Geçidi ile yine Kuzey Suriye’ye açılmak mümkündür. Höyüğün Orta Anadolu bağlantısını sağlayan en yakın yol ise, Hitit - Kizzuwatna Kervan Yolu olarak adlandırdığımız güzergahtır. Höyüğün denize, yani güneyde İskenderun Körfezi’ne olan mesafesi ise yaklaşık 20 km’dir.

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

2021 yılı çalışmalarında höyüğün doğu yamacında çalışılmış ve bu alanda Geç Kalkolitik Döneme tarihlenen tabakalar açığa çıkarılmıştır.  Yapılan çalışmalarda dönemin özelliklerini yansıtan mühür, hayvan figürini, tunç mızrak uçları ve çanak çömlekler ele geçmiştir. Bu seramikler arasında, saman yüzlü malların yanı sıra boyalı çanak çömlek kültürünü temsil eden farklı tiplerde çanak, çömlek ve yüksek kaideli kaplara ait parçalar bulunmuştur. Yapılan çalışmalarda Geç Uruk kültürü ve dolayısıyla Mezopotamya ile ilişkili devrik ağızlı kase parçalarının ele geçmesiyle Tatarlı Höyük bölgenin prehistoryası için çok yeni veriler ortaya koymaya başlamıştır.

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

©Tatarlı Höyük Kazı Arşivi

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

İskit Savaşçı Mezarından Önemli Buluntu

Rusya, Voronezh, Ostrogozhsky bölgesinde bir savaşçı mezarını kazan arkeologlar İskit eserleri keşfettiler. İskitler, ...

41500 Yıllık Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu

Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu Avrasya’da Bulunan En Erken Süslemeli Takı Örneği Olabilir. Kolye, güney Kr...

Malazgit’te Türk Devri Eserleri

Müslüman Türklerin Anadolu’yla ilk tanışmalarının genellikle 9. yüzyılda Abbasilerin yaptığı seferler sı...