Yaban Domuzu Tapınağının Merdivenleri

Göbekli Tepe’de 2012 yılı sonbahar kazı sezonunda, Tabaka III’de bulunan C yapısının giriş kısmında ilginç bir detay ortaya çıkarıldı. Yaban domuzu betimlerinin hakim olduğu tapınağa girişi sağlayan aşağı yukarı 8 basamaklı bir merdiven bulundu

  • Yazar : Oliver Dietrich, Çiğdem Köksal-Schmidt, Cihat Kürkçüoğlu, Jens Notroff, Klaus Schmidt
  • Tarih : 1 ay önce

Kısmen kazılmış, megalitik U biçimli taş eşik. Doğusundaki eşi kaybolmuş, batı kısmında yer alan yırtıcı hayvan tasviri (© DAI, Foto D. Johannes, reconstruction K. Schmidt).

Türkiye’nin güneydoğusunda, Şanlıurfa ilçesinin kuzeydoğusuna birkaç kilometre uzaklıkta yer alan 15 metre yükseklikteki Göbekli Tepe, Harran Ovası’nın yukarısında 750 metrelik bir dağ sırasının bulunduğu bir alana konumlanır. Göbekli Tepe’nin Çanak Çömleksiz Neolitik Döneme tarihlendiği yalnızca döneme özgü çakmaktaşı aletlerle değil, C14 (karbon 14 tarihleme) verileri ile de doğrulanmıştır. Tabaka III, (MÖ 10. binyıl) yuvarlak biçimli yapılara yerleştirilmiş tonlarca ağırlıktaki yekpare T biçimli dikilitaşların yer aldığı en eski ve en etkileyici tabakadır. Dikilitaşlar kireçtaşı duvarlarla ve duvar içlerine yaslanan sekilerle birbirine bağlanmıştır. Bu yapıların merkezinde her zaman etrafını saranlardan daha büyük (5 metreyi aşkın) bir çift dikilitaş yer alır.

U biçimli taşın hemen arkasına yerleştirilmiş taş eşik üzerindeki sırtüstü yatmış yaban domuzu kabartması (© DAI, Foto D. Johannes).

2012 yılı sonbahar kazı sezonunda, Tabaka III’deki bu yapılara ait ilginç bir detay ortaya çıkarıldı. C yapısında, bir dizi eşmerkezli ve aralıklı sıralanmış, 30 metre çapında dikmeler yer alır. Taban, ana kayanın kesilmesi ve düzeltilmesiyle oluşturulmuştur. Merkezde yer alan dikmeler için düzenlenen 30 cm yüksekliğindeki iki kaide, taban yapımı sırasında ana kaya oyularak yapılmıştır. Bununla birlikte, her iki merkezi dikme de tarihöncesi dönemde yıkılmıştır. Dikmelerin dağılan parçaları bu çukurun aşağısında bulunmuş ancak her bir parçaya uygulanan lazer taramasıyla sanal bir rekonstrüksiyon yapılabilmiştir. Sonuçlar, dikmenin orijinal yüksekliğinin 5 metre civarında olduğunu göstermiştir. C yapısının etrafını saran diğer dikmelerde yaban domuzu betimlerinin hâkim olduğu birkaç adet kabartma yer alır. Bu özel yapının biçim ve düzeni zaman içerisinde ciddi olarak değişmiştir.

C yapısının girişini gösteren rekonstrüksiyon çizimi (© DAI, Foto N. Becker, rekonstrüksiyon Klaus Schmidt, Jens Notroff).

Yapının erken dönemlerinde, giriş kısmı “dromos” (yuvarlak yapıya eklenmiş dikdörtgen biçimli giriş koridoru) şeklini andırır. Giriş yolunun, birbirine paralel iki duvarın dikdörtgen biçimde kollara ayrılmasıyla oluşturulduğu düşünülmektedir. Bu duvarlar, dikkat çekici bir biçimde devasa taşlardan yapılmış ve her iki yüzeyi de işlenmiştir. Bir bariyer gibi olan devasa bir başka taş levha giriş yolunun dışına doğru çıkıntı yapmaktadır. Levha tüm olarak koruna gelmemiştir. Fakat iki tabakası korunmuş olduğundan ana girişin taş yığma ile kapatılmış olduğunu söylemek mümkündür. Levhanın güney tarafında, C yapısına ve ziyaretçiye doğru yüzünü dönen kısmında, kapı çukuru girişinin altında, sırtüstü yatmış bir yaban domuzu kabartması bulunur. Bu kabartmalı taş eşiğe başka bir yapı ögesi de eşlik eder. İlk önce, güneyde, taş eşiğin önünde yer alan plastik biçimde oyulmuş bir hayvan heykeli kazılarak ortaya çıkarılmıştır. Bu güçlü yırtıcı hayvan, ağzını geniş bir şekilde açmış olarak tasvir edilmiştir. Bu hayvanın aslan ya da ayı olması muhtemeldir.

Sadece 80 cm uzaklıkta, oldukça tahrip olmuş, olasılıkla yontulmuş başıyla heykelin bir benzeri bulunmuştur. Kazı çalışmaları sürdükçe, bu ikinci doğu kolonun batıdaki eşiyle birlikte devasa, yekpare bir U biçimli nesneye ait olduğu kesinlik kazanmıştır. Bu öge ve taş eşiğin C yapısının girişi olduğu açıkça ortadadır. 2012 sonbahar kazı sezonu çalışmalarında ortaya çıkarılan başka bir yeni öge ise yapı girişi kısmındaki aşağı yukarı 8 basamaklı bir merdivendir. Bu ögenin, C yapısının orijinal girişini ve ana kaya üzerinde bir köprü oluşturması amacıyla inşa edilmiş olması muhtemeldir. Ancak ileriki dönemlerde yapılacak olan kazı çalışmaları ile bu durum tam olarak anlaşılacaktır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Kaçakçılık Operasyonu

 İzmir Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Tarihinin en büyük eser kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirilmiş, 65 bin 511 adet tarihi eser yakalanmıştır. 

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

SON İÇERİKLER

Attalia*’lı Athenaeus (Athenaios)

Roma’nın Ünlü Hekimi

Athenaeus’un en az 30 kadar kitap yazdığı rivayet edilir, ...

Perge’li Asclepiades

Halkı Tarafından Çok Sevilen Hekim

Asklepiades, antik cağda şifa arayışı içinde olan ins...

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç &Cced...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız