Aktüel Arkeoloji Yollarda

Bu yolculuk Aktüel Arkeoloji için gerçekleştirdiğim ikinci yalnız yolculuk. Diğeri 2010 yılında Ilısu Barajı altında kalacak höyükleri çalışmak için gerçekleştirdiğim on günlük bir yolculuktu. Bunun dışında bir de ekip halinde gerçekleştirdiğimiz üç yolculuğumuz oldu ki bunlar da kayda değer yolculuklar olarak hafızamda hala tazeliğini koruyor: Batı Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz.

 

 

Bu seferkinin en büyük farkı zamansız, sınırsız ve plansız olmasıydı... Aslında uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim bir geziydi bu. Bu fırsatı bana verdikleri için dergiye teşekkür borcum var. Fotoğraflama ve videolama işleri koşuşturmaya gelmeyecek kadar önemli ve şartların oluşmasına bağlı. Bir diğer fark da bu sefer bir karavan ile yolculuk etmem oldu. Özellikle pandemi döneminde karavanla yolculuk yapıyor olmak risk faktörünü oldukça azalttı. Zaten izole olmadan bu geziyi gerçekleştiremezdim. Eşim ve ben, birlikte gerçekleştirdiğimiz bu yolculukta, başından sonuna kadar hijyen, mesafe ve maske kullanma  kurallarına sadık kaldık. Bu konuda gittiğimiz kentlerdeki kazı heyetinin gösterdiği iyi niyete de çok teşekkür etmeliyiz. Zira onlardan gelen her türlü konukseverliği geri çevirdik bir şekilde. Hepsi geçerli sebeplerimizi iyi niyetle karşıladılar.

Gezimizle ilgili her şey doğaçlama gelişti. Yolculuğa başladığımızda, yaza yeni girmiş ve pandeminin en süt sınıra ulaştığı zamanlardan yeni çıkmıştık ama yine de yoğun bir hasta sayısı vardı. Bu yüzden tamamen temkinli ilerlememiz gerekiyordu. Dolayısıyla planlama yapma şansımız hiç yoktu.

Aktüel Arkeoloji Yollarda projemize bağlı olarak gezimize Denizli civarından başlamaya karar verdik ve ilk durağımız Laodikeia antik kenti oldu. Sonrasında sırasıyla Tripolis, Hierapolis ve Aphrodisias kentlerini ziyaret ettik. İlk iki kentimizde kazı heyeti hala çalıştığı için onlarla uzun mülakatlarda bulunma şansını elde ettik. Denizli ovasından Aydın ovasına doğru yol alırken Büyük Menderes Nehri’nin bölgeye hayat verdiğini gözlerimizle gördük. Laodikeia antik kentinde Prof. Dr. Celal Şimşek hocamızla yaptığımız röportajda nehrin üzerinde 1950’li yıllara kadar ticaret yapıldığı bilgisini almak ilk kıvılcımı ateşledi. Aynı bilgileri Tripolis kazısını ziyaretimizde Doç. Dr. Bahadır Duman hocamız da verince bölgedeki diğer antik kentler üzerine gerçekleştireceğimiz rota da belirmeye başladı. Özellikle Aydın’ın Söke Ovası etrafındaki antik kentlerin nehir yüzünden yaşadıkları bu etapta gerçekleştirdiğim yolculuğu tamamen bir Büyük Menderes hikâyesine çevirdi. Döneminin varlıklı kentleri nehrin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmak zorunda kalmış ve bu da kentlerin terk edilmesine yol açmıştı.

 

 Sonrasında sırasıyla Nysa, Didyma, Miletos, Priene, Magnesia, Myus ve Herakleia antik kentlerini belgeledim. Bunlardan sadece Nysa kazı başkanı Doç. Dr. Hakan Öztaner ve Magnesia kazı başkanı Prof. Dr. Orhan Bingöl ile görüşebildim. Ama yaklaşık 2-2,5 ay süreyle bu kentlerin başına gelenlere yerinde şahitlik ettim, öğrendim ve anbean sizlerle paylaştım. Sonrasında rotamı Muğla kentine çevirdim ve bölgenin en faal kazısı olan Stratonikeia ve Lagina kazılarından canlı yayınlar, röportajlar gerçekleştirdim. Ardından yakınındaki bir kazı olan ve İtalyan heyetten dört yıl önce Türk heyetine devredilen Iasos antik kenti kazısını ziyaret ettim. Öğrencisi olma şansına sahip olduğum Prof. Dr. Asuman Baldıran hocamla da birkaç gün geçirdikten sonra tekrar Aydın bölgesine döndüm. Burada Alinda ve Gerga Kazı başkanı Doç. Dr. Murat Çekilmez ile çok doyurucu birkaç gün daha geçirdim. Özellikle ilk kez kazı yapılacak olan antik kent Alinda ve Gerga Kutsal Alanını kazı başlamadan önce son kez görmek oldukça ilginçti.

Bu yolculuğum sırasında dikkatimi en çok çeken kazı çalışmaları emekçileriydi. Pandemi döneminde de yoğun bir emek harcayan arkeologlar, mimarlar, konservatörler, restoratörler, işçiler, öğrenciler ve diğer tüm emekçilere ne kadar teşekkür etsek azdır. Birçok kazı emekçisi kavurucu yaz sıcağında maskeli çalışmak zorunda kalmıştı. Bu psikolojik ve fiziksel bir baskı yaratıyordu ancak yoğun bir şekilde büyük özveriyle çalışmaya devam ediyorlardı.

 

Kazı başkanları açısından Selçuk Üniversitesi mezunlarının yoğun bir şekilde önemli kazıların başında olduğunu gördüm. Bunu görmek beni şaşırtmadı. Zira ben de Selçuk Üniversitesi mezunuyum ve gerçekten çok iyi hocalardan eğitim alma şansını yakalayan bir kuşaktık. Selçuk Üniversitesi ekolü diyebileceğimiz bir kuşak yetişmişti. Bu da oldukça gurur vericiydi. Bu ekolün temsilcilerinin Pamukkale Üniversitesinde aynı ekolü devam ettirdiğine de bizzat şahit oldum. Bir diğer tespitim de Türk arkeologların bilgi ve tecrübe yönünden çok donanımlı, deneyimli olduklarıydı. Birçok kazıda yeni araştırma görevlileri ve doktora öğrencileri yetiştiğini görmek umutlandırdı. Bir diğer husus ise Denizli ve Aydın il kültür müdürlüklerinin kentlerindeki kazılar için gerçekten çok yoğun mesai harcadıkları ve iletişimlerini çok güçlü tuttukları, bu kentleri önemsedikleri oldu. Aynı şekilde her iki kentimizin müzeleri de gezilerimiz sırasında sosyal medya hesapları üzerinden iletişime geçip yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordular. Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Son tespitim ise Denizli Pamukkale Üniversitesinin ardından, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji bölümünün de bölgede antik kent kazılarını hatırı sayılır derecede canlandırdığı oldu. Bu sayede bölgede istihdam da her geçen gün artıyor. Yakında yeni kazıların başlayacağı haberleri de beni çok heyecanlandırdı.  

Büyük Menderes Nehri çevresinde ulaşabildiğimiz antik kentlere ziyaretlerimizi sonlandırdığımızda Akdeniz bizi bekliyordu.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Erdem Denk

1975 doğumlu Erdem Denk, lisans ve yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Ulusla...

Cities and Urban Life in the Hittite World – a Trail Search

Hittite civilisation doubtless was urban civilisation. In the Late Bronze Age world of the Hittites, cities formed a ground pil...

Kanlıgeçit Yerleşimi ve Trakya’da İlk Tunç Çağı

Kırklareli il merkezinin hemen güneybatısında yer alan Kanlıgeçit, Mehmet Özdoğan’ın bölgede ger&cc...