Antik Yunan ve Roma Dünyasında Mimari, Peyzaj ve Propaganda

Mimarlık “konuşan” sanatların başında gelir. Hitap ettiği çevreler, kullanım ve prestij eşyalarının elden ele hızla ulaşacağı büyük kitlelerden daha dar, ancak resim ve heykel sanatlarının alıcı çevresinden daha kalabalıktır.

Parthenon rekonstrüksiyonu

Vitruvius’un ünlü üçlü ilkesi, yani firmitas, utilitas ve venustas yerine getirildikten sonra mimari eser, gelenlerle, geçenlerle, kullananlarla, uzaktan-yakından kendi diliyle ilişki kurmaya başlar. Ve bu nedenle mimarlık yoluyla fikirler yaymak, yerleştirmek, kimlikler kurgulamak ve kişisel, dinsel, politik amaçlara hizmet etmek üzere propaganda yapmak kolaydır. Sonuç doğrudan alınır.

Propaganda kelimesi, 17. yüzyıl İtalyan Katolik dünyasının bir tepkisiyle ilişkilidir. Karşı Reform hareketlerinin etkili olması üzerine, Katolik inancı sağlam tutma, daha da yayma ve benimsetme programını ifade eder. Sacra Congregatio de Propaganda Fide (1622), inancı geniş çevrelere iletme görevini üstlenen kuruluştur. Bunun öncesinde, Milano piskoposu ve kardinali Carlo Borromeo, Instructiones Fabricae et Supellectilis Ecclesiasticae (1577) adlı eserinde Katolik inancın mimariyle görünür olmasının ilkelerini saymış, Barok’a doğru giden yolu açmıştır. İnancın (ve iktidarın) propagandasının mimari yoluyla yapılmasında, Borromeo, örneğin kiliselerin yüksek yerlere inşa edilmesini, üç ilâ beş basamak üzerinde yükseltilmesini, büyük ölçekli portikoları, iç mekân dekorunda inançla ilgili imgelerin en uygun düzende kullanılmasını tavsiye eder.

Gerasa, Hadrianus Zafer Kemeri 


Antik dünyada, gerek Yunan gerekse Roma ortamında mimarlık, propaganda yönüyle de öncelikli yer bulmuştur. Buna şehir ölçeği de eklenmelidir. Bir şehir, şehir alanı, belli bir modele göre kurgulanabilir. Binalar belli politik iddiaları ve içerikleri duyurma görevi üstlenir. Mimarinin temsil gücü yüksektir. İktidara; örneğin aristokrasiye, tiranlara, imparatorlara, aynı zamanda demokrasiye varlık ve görünürlük sağlayabilir. Katı kronolojiyi bir tarafa bırakıp çok bilinen bir kişilikten başlarsak; Büyük İskender’in seferleri “intikam ve özgürleştirme” senaryolarıyla Pers egemenliğine karşı düzenlenmiş kabul edilir. Bu yönü olmakla birlikte bütün süreçteki Leitmotif İskender’in şahsi baskınlığı, taşıdığı güç hâlesidir. Kurduğu “kağıttan imparatorluk” kendi ömür süresinde güçlü propagandalarla ayakta kalmıştır. Saray tarihçisi ve propagandanın sorumlu sesi Olynthoslu Kallisthenes’in görevi, Yunanlıları, bir Makedonyalı olan İskender’in “milli bir dava” için Perslere karşı hareket etmekte olduğuna inandırmak ve desteklerini diri tutmaktır. İskender, Troya Savaşı’na katılmak üzere bölgeye “ilk ayak basan” efsanevi Protesilaos’un Gelibolu Yarımadası’nın ucunda, Elaios’taki mezarını ziyaret etmiş, Boğaz’ın iki yakasına Zeus, Athena ve Herakles için sunaklar yaptırmıştır. Ilion’da Athena Tapınağı’nı ziyaret etmiş, kurbanlar adamıştır. Komutanın, tarihsel kayıtlarda aktarılan, mimariyle de ilişkili bu ve benzeri gösterileri, Yunan yanlısı propaganda hareketleri olarak yorumlanmaktadır. İskender Sardislileri de “kurtarmış”, Sardis akropolisine bir Zeus tapınağı ve sunağı inşa ettirmiştir. Anadolu kıyıları ve içlerine doğru devam eden seferlerin kehanetlerle, mucizelerle dolu hikâyesi elbette çok uzundur.

Pergamon Zeus Sunağı

İskender’in mimarı Dinokrates’e (De Architectura II’nin girişinde Vitruvius tarafından) atfedilen ve inşa edilememiş olmakla beraber sonraki yüzyılların görsel anlatımlarıyla hafızalara yerleşen kompozisyon, mimarlık sanatının gücüyle tasavvur edilebilecek en güçlü propaganda girişimleri arasındadır. Athos Dağı’nın bütün bir kayalık yamacı İskender’in heykeline dönüştürülecek, bir eline şehir inşa edilecek, diğer elinden nehirler akıtılacaktır. Gerçi bu anekdotta İskender bir nevi alçakgönüllü davranmış ve önerilen kentin çevresinde ekime uygun bereketli yerlerin olmadığını öğrenince projenin üzerinde durmamıştır. Buna karşılık, Mısır başta olmak üzere geniş bir coğrafya Aleksandreia’larla donanmıştır. 

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, “Antik Dönemde Propaganda”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Roma’da Kölelik

“Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir” olarak tanımlanan “köle” kelimesi, Latince’de ise servus kelimesine karşılık gelmektedir. Romalılar insanları özgürler (liberi) ve köleler (servi) olarak ikiye ayırmışlardır. Ancak Roma hukukunda özgürler de kendi içinde ingenui (doğuştan özgür olanlar) ve libertini (azatlılar) olarak ikiye ayrılmaktadır.

SON İÇERİKLER

Bir Neolitik Yerleşim; Gre Fılla

Dicle Nehrinin kollarından Ambar Çayı üzerine kurulan barajdan etkilenecek olan Gre Fılla’da 2018 yılından beri ...

Aktüel Arkeoloji Dergisi 87. Sayı, "Antik Dönemde Propaganda"

Antik dünyada bir karşılığı olmayan “propaganda” kelimesi, 16. yüzyılın sonunda Latince “propagare&rdq...

Herakles'in 12 Görevi Syedra'da

Kilikya Bölgesi’nin batı sınırını oluşturan Syedra Antik Kenti, Antalya ili, Alanya ilçesi Seki köyü s...