Arkeoloji: Levant Koridoru ve Deprem

6 Şubat 2023’te gerçekleşem ilki 7.7, ikincisi 7.6 şiddetindeki Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem, 10 ili kapsayan çok geniş bir coğrafyada büyük yıkımlara ve can kayıplarına neden oldu. Ne yazık ki yitip giden binlerce hayat gibi önemli kültür varlıkları da bu depremin yıkıcılığından nasibini aldı.

Gerciğin Höyük

Bölgedeki birçok kültür varlığı yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Antakya’nın enkaza dönen anıt yapıları, Gaziantep Kalesi’nin ve Ravanda Kalesi’nin çöken ihtişamlı burçları gibi zarar gören kültür varlıklarının hali içimizdeki acıyı büyüttü. Deprem sadece bedenlerimizi değil, ruhumuzu da derinden sarstı.

Biliyoruz ki yeryüzü durağan değildir… Yumurta ile kıyaslandığında, yumurta kabuğundan daha ince olan yer kabuğunda, bir lav denizi üzerinde yaşıyoruz. Yer kabuğu sürekli hareket ediyor ve birbiri üzerine binen plakalarda biriken enerji boşalmaları hayatlarımıza acı bir şeklide dokunuyor. Kırılan fay hatları yüreklerimizde de derin yaralar açıyor…

İnsanlık tarihinde birçok önemli kültüre ve uygarlığa ev sahipliği yapan bu coğrafyada bu tür acılar ilk kez yaşanmadı tabii… Yazılı kaynaklardan, özellikle Levant havzasında önemli yıkıcı depremler yaşandığını öğreniyoruz. Bölgede sürdürülen arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular da farklı dönemlerde yerleşimlerin şiddetli depremlerle yıkıldığına işaret etmekte. Ancak yerleşmeler yıkılsa da hayatta kalanların genellikle eski yıkıntılar üzerine yeniden yerleşimler kurduğuna şahit oluyoruz. Çünkü bu bereketli topraklar yıkım yaşattığı kadar, zenginlik ve yaşam da sunuyordu. Biz de bizden öncekiler gibi bu kadim topraklarda yaşamanın bedelini mi ödüyoruz?

Sismologlar, yaşadığımız depremin Arap levhasının Anadolu levhasına baskısı sonucu gerçekleştiğini bildiriyor. Güneyde Sina Yarımadası’ndan başlayan ve Kahramanmaraş’a kadar uzanan Ölü Deniz Fayı ile devamındaki Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu fayları, sismolojik açıdan oldukça aktif bir coğrafyada yaşadığımızın en önemli kanıtları. Batıdaki Afrika levhası ile doğudaki Arap levhasının hareketleri ile oluşan Ölü Deniz Fayı, kuzeyde Doğu Anadolu Fayı’nı tetikliyor. Arap levhası Anadolu levhası üzerine büyük bir baskı uyguluyor ve yüzlerce yıl sonra açığa çıkan ani enerji boşalmaları ise hayatlarımızı temelden sarsıyor…

Doğu Akdeniz ve Levant Koridoru

Depremin merkezi olan Kahramanmaraş, Levant Koridoru’nun kuzey ucunda yer alıyor. Kuzeyini Güneydoğu Torosları’nın sınırlandırdığı bu coğrafya, Akdeniz’e paralel olarak uzanan Amanoslar, Kurt Dağları, Jebel Zawiyah, Jebel Ansariyah, Lübnan ve Anti-Lübnan dağlarından oluşan ihtişamlı dağ silsileleri tarafından çevrelenmiş, oldukça verimli bir havzadır. Çağlar boyunca, sedir ormanları ile ünlü olan bu dağlar,  çeşitli mitolojik anlatımlara göre tanrıların yurdudur.

Dağların kendileri de birer tanrıdır aslında... Bu yüzden Hitit ve Hurri tanrıları, insan biçimindeki dağ tanrılarının omuzları üzerine basarken betimlenmiştir. Hititlerin önemli dağ tanrıları Namni ve Hazzi bu coğrafyadadır. Amanoslar’ın güney ucunda yer alan ve Dağ Tanrısı Namni ile eşlenen Kel Dağı (Cassius, Jebel Aqra), Tunç Çağları ve sonrasında da kutsal bir dağdır ve antik Yunan tanrılarının yaşadığına inanılan Olympos Dağı’nın esin kaynağıdır. Bu ihtişamlı dağ silsilelerini ortaya çıkartan gücün de yer hareketleri ve kırılmaları olduğunu da unutmamamız gerekiyor…

“Bereketli Hilal”in batı yarısını oluşturan Levant Bölgesi, verimli toprakları dışında, Anadolu ve Mezopotamya’dan Doğu Akdeniz limanlarına ve Afrika kıtasına uzanan yol kavşağı konumu ile de binlerce yıl boyunca stratejik öneme sahip olmuştur. Levant Koridoru üzerinde Alalah, Qatna, Hama, Hazor, Gezer, Lachish ve Kadeş gibi siyasi ve ekonomik açıdan birçok önemli kentin kurulmuş olması bunun açık bir göstergesidir. İnsanlık tarihinde, Afrika kıtasından çıkan ilk insanların Asya ve Avrupa kıtalarına yayılmaları da Levant Koridoru üzerinden olmuştur. Diğer bir deyişle, bu coğrafya insanlık tarihinin en önemli otobanlarından biridir. Kuş göç haritasına baktığımızda, Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında uçan kuşların dahi rotası Levant Koridoru’dur.

Hamaç Höyük Ortaçağ temel duvarlarındaki deprem izleri.

Levant Bölgesi’nde, kuzey-güney yönünde uzanan dağ silsileleri arasındaki geçitler, iç bölgelerle sahil kesimi arasındaki ulaşımı mümkün kılar. Lübnan Dağları’ndan doğarak kuzeye doğru ilerleyen ve Samandağı’nda Akdenize dökülen Asi Nehri (Orontes) ile bu nehri besleyen Karasu gibi irili ufaklı çok sayıdaki ırmak kolları, bölgede en erken yerleşim dönemlerinden itibaren iskân alanlarının kurulmasını sağlamıştır. Bu coğrafyada Neolitik Çağdan çok önce, Geç Epipaleolitik Çağdaki Natufian Kültür Evresi’nde (yaklaşık MÖ 13000 – 1000) ilk yerleşimlerin kurulmuş olması, ilk evlerin inşa edilmesi ve üretici yaşama dair ilk adımların atılmış olması tesadüf değildir…

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 91. Sayı “Deprem”

EN ÇOK OKUNANLAR

Macaristan’da Zırhı, Silahları ve Atı İle Gömülmüş Avar Savaşçısı Bulundu

Déri Müzesi'nden arkeologlar, Macaristan'ın kuzeydoğusunda, Ebes yakınlarındaki bir Erken Avar mezarında eksiksiz bir lamel zırh seti ortaya çıkardılar. Bu eser 7. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir ve şimdiye kadar büyük ölçüde sağlam ve orijinal konumunda keşfedilen ikinci Panoniyen Avar lamel zırhıdır. İlki 2017 yılında Ebes'in sadece 16 kilometre güneyindeki Derecske'de bulunmuştu.

Türk Topraklarında 3400 Yıllık Piramit Bulundu

Bu yılın başlarında bilim insanları Kazakistan'da 4 bin yıllık sofistike bir bozkır piramidinin keşfedildiğini bildirmişti. Arkeologlar şimdi de Karaganda bölgesinin Shet ilçesine bağlı Taldy köyünün 13 km doğusunda, Taldy-Nura Nehri'nin yanındaki bir tepede başka bir piramit buldular.

SON İÇERİKLER