Çemka Höyük

Çemka Höyük (Su Kenarı Höyük) yerleşim yeri Ilısu Barajı baraj kapağının yaklaşık 1,100 m güney-batısında, Mardin iline bağlı olan Dargeçit ilçesi Ilısu köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Çemka Höyük yerleşim yeri 37 31 22. 27 K ve 41 50 26. 23 D koordinatlarında, deniz seviyesinden yaklaşık 420 m yüksekliktedir. Dicle Nehri’nin hemen batısında ve Boncuklu Tarla (Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem) yerleşim yerinin yaklaşık 900 m güney-doğusundadır. Yaklaşık olarak 65 m x 135 m boyutlarında olan yerleşim yeri 2008 yılında bölgede yapılan yüzey araştırmalarında höyük üzerinde bulunan sel tabakasından dolayı maalesef tespit edilememiş ve Ilısu Barajı ve Hes Projesi kapsamında yapılan yol çalışmaları sonrasında birçok yerde ağır bir tahribata uğramıştır.

Çemka Höyük üzerinde Ilısu Barajı inşaatı kapsamında açılan yollar ve tahribatlar neticesinde ortaya çıkan 3 ayrı kesitte incelemeler yapılmış ve buna göre kurtarma kazısı yapılması uygun görülmüştür. 2019 yılında başlatılan kazılarda ise yerleşim yerinde 6 ayrı sektörde ve Dicle Nehri kenarında bulunan profiller üzerinde kazı ve temizleme çalışmaları yapılmıştır. Fakat yerleşim yerinde yapılan arkeolojik çalışmalar yol tahribatlarının fazla olması ve beton şantiyesinin höyük üzerine yığdığı atık betonlardan dolayı sadece iki alan üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bu bağlamda kazılar daha çok höyüğü ikiye bölen yolun kuzeyinde (Sektör 2) ve bu yol ile Dicle Nehri kenarında açılan yol arasında kalan (Sektör 1) alanda yoğunlaşmıştır. Yapılan çalışmalar sonrasında yerleşim yerinin Geç Epipaleolitik Dönem ve ÇÇNA Dönem’e tarihlenen 8 ayrı yapı katı tespit edilmiş ve bu yapı katlarına ait çok sayıda mimari kalıntının yanı sıra çok sayıda insan kalıntısı, sürtme ve yontma taş aletler ve az sayıda süs eşyası ele geçmiştir.

Çemka Höyük Sektör 1 havadan görünümü ve yerleşim yerinin kronolojik gelişimi.

Mimari

Açığa çıkarılan mimari kalıntıların planlarına ve inşa tarzlarına kronolojik olarak bakıldığında ise basit kulübelerden yarı gömülü çukur barınak tarzında inşa edilen binalara ve ardından yüzeye inşa edilen, taş temelli, büyük boyutlu binalara doğru bir değişim yaşadığını görülmektedir. Bilhassa 2, 3 ve 4. yapı katlarında binaların duvarlarının daha sistematik ve güçlü olarak inşa edildikleri, hatta kil veya alçı ile sıvandıkları gözlemlenmektedir. Çemka Höyük 5. ve 6.yapı katı mimarisi ise 4-5 m arasında değişen çaplarda olan çukur içine yarı gömülü olarak inşa edilmiş olan yuvarlak planlı binalarla temsil edilmektedir. Yerleşimin en eski evreleri olan 7-8 yapı katında ise, daha çok Dicle Nehri kenarında bulunan güney kesitte tespit edilen, basit barınak tipi yapılar oldukları düşünülen ve oldukça tahrip olmuş, taş grupları ile temsil edilen yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bu bağlamda eldeki mevcut verilerden hareketle yerleşim yerinde 8 ayrı yapı katından ve kendi içerisinde kronolojik olarak bazı değişiklikler gösteren mimari öğelerden bahsetmek mümkündür. Yapılan karbon analizleri ise 2. Yapı katının yaklaşık olarak MÖ 9300’e ve 5. Yapı katının da yaklaşık olarak MÖ 9650 yılına tarihlendiğini göstermektedir. Yerleşim yerinin 2. ve 6. Yapı katları arasına tarihlenen çok sayıdaki radyal planlı yapı ise inşa tarzları ve iç düzenlemeleri açısından Güneydoğu Anadolu Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem mimarisinden tamamen farklı özellikler sergilemektedir. Söz konusu plana sahip yapılar daha çok Suriye’de bulunan Wadi Tumbaq, Wadi El Hajana’da Jerf El Ahmar, Tell Abr 3 ve Mureybet yerleşimlerinden bilinmektedir.

Çemka Höyük 3. yapı katı radyal planlı yapı.

Yontmataş

Çemka Höyük’te dönemsel değişimlere bağlı olarak iki ayrı yontmataş alet tekno-tipolojisi tespit edilmiştir. Birincisi genellikle üçgenler, trapezler, yarımay biçimli aletler ve yaprak biçimli küçük ok uçları, khiam uçları ve nemrik tipi ok uçları ile temsil edilen Nemrik Kültürü’ne ait ÇÇNA Dönem yontmataş aletlerdir. İkincisi alet tekno-tipolojisi ise daha küçük boyutlu üçgenler trapezler, yarımay biçimli aletler ile temsil edilen Holosen Dönem öncesi Proto Neolitik Dönem (Geç Epipaleolitik Dönem) yontmataş aletlerle temsil edilmektedir.

Mezarlar

Yerleşim yerinde açığa çıkarılan iskelet kalıntılarının tamamı ÇÇNA Dönem’e tarihlenen birincil gömülere aittir ve yapıların iç kısmına, taban altına gömülmüşlerdir. Açığa çıkarılan yaklaşık 15 bireyin 12 tanesi yetişkin erkek ve kadın bireylere 3 tanesi ise bebeklere aittir. Bebeklerin tamamı hoker pozisyonda gömülmüş iken yetişkinlerde hem hoker hem de yarı hoker gömü geleneğinin olduğu görülmektedir. Söz konusu mezarlardan biri içerisinde bir büyükbaş hayvanın kafatasının ve alt çenesinin yetişkin kadın bir bireyin göğüs kafesi üzerine mezar eşyası olarak bırakıldığı görülmektedir. Aynı mezarda bir sansara ait femur kemiği, bir kekliğe ait kanat kemiği, koyun/keçi kemikleri ve bir etçil hayvana ait kemik parçalarının (tilki veya köpek) da mezar içerinde bilinçli olarak bırakıldığı görülmektedir.

Hayvan kemikleri ile beraber gömülmüş olan bireye ait mezar.

Küçük buluntular

Yerleşim yerinin değişik yerlerinde höyüğün görmüş olduğu tahribattan dolayı dağınık olarak tespit edilmiş olan 40’a yakın öğütme taşının tamamı ÇÇNA Dönem’e tarihlenmektedir. 2019 yılında yapılan kazılar sonrasında çok sayıda öğütme taşı in situ pozisyonda açığa çıkarılmıştır. Söz konusu öğütme taşlarının neredeyse tamamı, birkaç kireçtaşı örnek dışında, bazalttan yapılmıştır. Yuvarlak formda olan bir örnek dışında tamamı uzun yatay formdadır. İkinci gruba giren söz konusu öğütme taşlarının bazıları 30-50 cm uzunluğu sahipken bazıları daha küçük boyutludur (20-30 cm), ki bu örnekler aynı zamanda daha sığdır. Yerleşim yerinde ele geçen havan ellerinin ise tamamı bazalttan yapılmıştır.

Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem A tabaklarında ele geçen çok sayıdaki kemik bız ve parçası, sıpatula parçaları söz konusu aletlerin sıklıkla kullanıldığına işaret etmektedir. Bunun yanı sıra pendantif olarak kullanıldıkları düşünülen kemikten yapılmış ve üst bölümlerinde delikleri olan bazı süs eşyaları ele geçmiştir. Yerleşim yerinde ele geçen kemik objeler özellikle Körtik Tepe, Hasankeyf Höyük, Çayönü, Hallan Çemi, Gusir Höyük gibi bölgede bulunan yerleşim yerlerinden ele geçen buluntular ile benzerlikler göstermesi açısından önemlidir. Yerleşim yerinde yapılan kazılarda çok sayıda taş kap parçası ele geçmiştir. Bunların çok az bölümü kloritten yapılmıştır ve çoğunlukla kireç taşı kullanılmıştır. Fakat geometrik motiflerle süslenmiş olan taş kapların tamamı kloritten yapılmıştır.

Kaplumbağa kemiğinden yapılmış olan pandantif

Bunun yanı sıra ele geçen figürlü taş plaklar, oluklu taş objeler kırık olan taş bastonların tamamı kloritten veya kumtaşından yapılmıştır ve Yukarı Dicle Havzası’nda bulunan Körtik Tepe, Hasankeyf Höyük, Hallan Çemi, Gusir Höyük ve Demirköy gibi, diğer ÇÇNA yerleşimlerinde ele geçen buluntularla benzerlikler göstermektedir. Bu bağlamda dağınık olarak ele geçen birkaç adet taş ve kemik boncuk ve mezarlarda ele geçen tatlısu kabuğundan yapılmış çok sayıdaki boncuk süs eşyalarının varlığını göstermesi açısından önemlidir. Fakat Proto Neolitik Dönem’e tarihlendiği düşünülen 7. ve 8. yapı katlarında herhangi bir süs eşyasında rastlanmamıştır.

Figürlü taş obje

Çemka Höyük Yukarı Dicle Havzası ÇÇNA ve Geç Epipaleolitik Dönem kültürleri üzerine bilgi verecek önemli bir potansiyele sahiptir. İleriki yıllarda yapılacak olan kazılar sadece söz konusu bölgenin Neolitikleşme Süreci üzerine değil bölgenin çevre bölgelerle etkileşim süreci üzerine de önemli bilgiler vereceği kuşkusuzdur. Çemka Höyük, bilhassa Geç Epipaleolitik Dönem’de ÇÇNA evresine geçişin nasıl bir süreç ile yaşandığı (avcı toplayıcı yarı göçebelikten yerleşik yaşama), Zarziyan kültürünün kuzeyde nasıl bir gelişim izlediği gibi birçok noktada önemli bilgiler veren bir yerleşim yeridir.  Ayrıca yerleşim yerinde açığa çıkarılan radyal planlı yapılar Suriye ile Yukarı Dicle Vadisi arasında olası kültürel ilişkilerin varlığına işaret etmektedir.

Kemik toka

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...