Dionysos Kültü Dernekleri, Tarikat ve Cemaatleri

Tabiatın süregelen doğum, yaşam ve ölüm deviniminin insanların zihnindeki yansımalarından vücuda gelmiştir Dionysos; kendisini doğuran toprağın, topraktan yeşeren asmanın, asmadan üreyen üzümün, üzümden dönüştüğü şarabın, şarabın yarattığı sarhoşluğun, sarhoşluğun getirdiği özgürlüğün, bunun vardığı çılgınlığın, kontrol edilemez gücün, ruhun ölümsüzlüğünün, doğanın erişilmez gizemlerinin, çobanların, sığırtmaçların, kadınların ve sanatçıların tanrısıdır.

Tanrı Dionysos

Doğumuna atfedilen iki hikâyeden, üzümden şarabın yapılışını ve özgürlüğe ulaşmayı mitleştiren ilkinde, önce babası Zeus'un yıldırımlarıyla yaktığı hamile annesi Thebai Kralı Kadmos kızı Semele'nin karnından prematura olarak, sonra ise dikildiği Zeus'un baldırından yeniden doğmuş; ikincisinde ise önce Zeus'un saklandığı mağarada "yılan" kılığında gizlice ilişki toprağın toprak tanrıçası Demeter'in kızı Persephone'den doğmuş, sonrasında öfkeli Titanların vücudunu parçalamasıyla kalbi ve kalan uzuvlarıyla Parnassos Dağı'nda yeniden vücut bulmuştur. Her iki hikâyede (kışın ölerek yer altına çekilen ve baharda yeniden canlanan tabiat gibi), "doğması", "ölmesi", "ikinci olarak yeniden doğması (bisgenitus)"; hikâyelerin devamında, büyüdüğü, eğitildiği, olgunlaştığı, özgürleştiği süreçte rol verilen Su Perileri Nymphe'ler, Satyros'lar, Silenos'lar, Korybas'lar ve Pan'ın ve sonradan en sadık/ coşkulu kadın müritleri olan Mainas'ların ve Bakkha'ların Dionysos'un yanında ayrılmaz yoldaşları olmasını sağlamıştır. Tiyatro oyunlarında, tören alaylarında, gizli ya da herkese açık dini ayinlerden bilinen bu yoldaşlık; insan elinin yaratıcılığıyla can verilen heykeltıraşlık eserleri, lahitler, seramik ve duvar resimleri ile mozaik betimlerinde karşımıza çıkabilmektedir. Böylece Dionysos'un hayatının canlandırılması MÖ 6. ve 5. yüzyıldan itibaren bir yandan Atina'da tragedya ve komedyanın; bir yandan da Aralık ayının sonundaki Kırsal Dionysia, baharın sonlarındaki Kent (Büyük) Dionysia'sı, baharın ilk günlerindeki çiçek (anthos) bayramı Anthestheria ve "Dionysos Lenaios" adına üzüm - şarap presinin (lenos) gerçekleştirildiği Ocak (Gamelion) ayındaki Lenaia festivallerinin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Roma'da ise Bacchus adına Bacchanalia Şenlikleri düzenlenmeye başlanmıştı.

Papposilenos ve Kucağında Bebek Dionysos Heykeli. MÖ 310-300 Lysippos'un Roma Dönemi Kopyası. Glyptothek Munich ©Bülent ÖZTÜRK

Halkın coşku içerisinde katılım sağladığı bu festivaller genel anlamda barış ortamında tam bir kutlama havası içerisinde geçerdi; yemekler yenilir, şaraplar içilir, şarkılar - ilahiler söylenir, gösteriler ve yarışmalar düzenlenir, böylece hem doğanın kendisi kutsanır hem de doğanın yansıması Dionysos'a dualar edilir, şükranlar sunulurdu. Bilhassa şarap ayinleri bu kutlamaların önemli parçalarından birisiydi. Zira, inanışa göre, şarapta doğaüstü sırları çözen bir güç bulunmaktaydı; onu içen kişiler, kendisini baskı altına alan güçlerden arındırarak; daha güçlü, yaratıcı, doğa ile barışık bir ruh hâline bürünüyor, böylece kendisini çok daha mutlu hissediyor, vücuduna tanrısal özü soktuğun (enthysiasmos) inanıyorlardı. Tapınımın herkese açık olmayan ve vahşete varan bir diğer tarafı daha vardı. Anlatımlara göre, kadınların (mainas) çoğunlukta olduğu bazı Dionysos mürit grupları, mistik ve orgiastik ayinlerde, geceleyin yüksek ve kuytu yerlerde ellerinde meşaleler eşliğinde flüt, davul, çıngırak ve çalparalarla gürültülü kutlamalar yaparlar, bol bol şarap içip dans ederek kendilerinden geçerler, vecd duygusu ile ateş üzerinde yürürler ve hayvanları hatta rivayete göre insanları parçalayıp bunların kanını şarapla karıştırarak içerler, etlerini ise çiğ olarak yutarlardı. Bunu en canlı şekilde anlatan kaynak Euripides'in (MÖ 480-406) yazmış olduğu Dionysos dininin kutsal kitabı sayılan Bakkhalar tragedyasıdır. Buna göre Dionysos'un, Thebai kentindeki tapınımına izin vermeyen ve kendisine hakaret ederek tutuklatan Kadmos torunu Kral Pentheus, Dionysos tarafından cezalandırılmış; tanrının etkisine kapılarak Dionysos kadın müritleri Bakkhaların arasına katılan annesi Agaue, tanımadığı oğlunu bir sanrıyla vahşi hayvan gibi görerek canlı canlı parçalamıştır. Euripides Bakkhalar için şunları da anlattırıyor sığırtmaca: "saçları üzerinde onları yakmayan ateş taşıyorlar… bunlar, kadınlar, erkekleri bozguna uğratmak için mızraklarını kaldırmakla yetiniyorlar! Bu, bir tanrının yardımı olmadan olmaz! Sonra çıktıkları yere, tanrının açtığı aynı membaa geri dönüp kanı yıkıyorlar; yanaklarından akan kanı yılanlar dilleriyle siliyorlar…"

Vesuvius Dağı. Bacchus ve yılan temalı fresko. Case del Centenaria (Centenarius Evi), Pompeii (IX) Museo Archeologico Nazionale di Napoli (Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi) 

Gerek kült üyelerinin üstlendikleri görevlerden gerekse kült üyelerinin sunakları ve mezar stellerindeki tasvirlerden, Dionysos'un yaşam döngüsüne, tapınımına ve öğretilerine ilişkin bazı nesnelerin ve varlıkların kültün öğretileriyle aynı doğrultuda kutsal sembolleri haline dönüştüğünü ve bunların alaylarda, ayinlerde temsil edildiği anlaşılmaktadır. Kültün mistik yönünün çözümlenmesinde de önem taşıyan ve birçoğu kadim Mezopotamya, Orta Asya ve Anadolu kültürleri ve inanışlarından devşirilen bu sembollerden belli başlıları şunlardır: Deri değiştirmesiyle gençleşmenin ve yeniden doğuşun sembolü olan yılan, ölümden sonra dirilişi veya ruhun ölümsüzlüğünü temsil eden kutsal hayat ağacı, sakızı/reçinesi şarap yapımında kullanılan kutsallık arz eden çam kozalağı konos veya strobilos, ucunda çam kozalağı bulunan, sarmaşık ve asma yaprakları ile sarılı değnek thyrsos, iki kulplu kutsal şarap kupası kantharos, pastoral yaşamın simgesi keçi, bereketin ve üremenin sembolü erkek cinsel organı phallos, kült üyelerinin korumakla görevli oldukları ve içinde külte yönelik mistik eşyaların bulunduğu ve tanrının görünümü yılanın göründüğü cista mystica yani "sihirli sepet/sandık", ortasında phallos görünümlü bir nesnenin bulunduğu, içi meyvelerle dolu ve üzeri örtülü olan Bebek Dionysos'un kutsal beşiği liknon, vücut ve ayaklara takılarak cista mystica içinde duran yılanın dışarı çıkmasını sağlayan çıngırak podopsophion (crepitaculum), Prometheus'un içinde insanlara ateşi getirdiği doğada, ruhlarda ve bitkilerde uyuyan coşkunluğun sembolü nartheks, kutsal ateş pyros ve çam odunundan kutsal meşale dais, Mainas/Bakkha kadınlarının çıplak bedenlerini örttükleri ve Dionysos ile birleşmelerinin simgesi olan benekli ceylan postu nebris, keçi kılından dokunmuş elbise sakos, keçi veya boğa (boukolos) boynuzlu başlıklar ve diğerleri…

Koroseanoslu mystai neobakkhoi (yeni bakkhoslar) kült üyelerinin Zeus-Dionysos'a sundukları adak. Avdan, Eskişehir Arkeoloji Müzesi ©Ece TAŞDEMİR

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 85. Sayı, “Öte Dünya, Kült ve Tarikat”

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

Lucien Arkas ile Röportaj

1750 yıllarında Marsilya’dan Türkiye’ye gelen bir Fransız ailenin oğlu olan Lucien Arkas, 1945 yılında İzmir&rsqu...

Klaros Kutsal Alanı

İzmir İli, Menderes İlçesi sınırlarında yer alan Klaros, İonia’nın en önemli kutsal alanlarından biri aynı zaman...

Büyük İskender Sonrasında Smyrna (İzmir)

İzmir Körfezi’nin doğu derinliğinde uygun yerleşim koşulları nedeniyle İzmir Neolitik Çağdan itibaren kesintisiz...