Hirbemerdon Tepe

2011 yılı yazında, Hirbemerdon Tepe Arkeoloji Projesi, dokuz sene süren kazı programına son verdi. Türkiye’nin güneyinde, Yukarı Dicle Bölgesi’nde yürütülen kazı çalışmaları, Ilısu Barajı Kurtarma Kazılarının bir parçası olarak proje içinde yerini aldı. Başlangıcından bu yana, projede, kazılacak alan ve çevresi üzerinde yapılan ayrıntılı keşif yüzey araştırması, 20x20 metrelik Dış Şehir ve Yüksek Höyüğün 42 metrekaresi üzerinde yapılan jeofizik yüzey araştırması ve bu alanların arkeolojik kazılarını gerçekleştiren uluslararası bir grup bilim insanının ortak çabaları temel alınmıştır.

 

Hirbemerdon Tepe, Bismil’in 40 kilometre güneydoğusunda, Dicle Nehri’nin sağ kıyısında, nehrin Batman Çayı ile kesiştikten sonra S kıvrımı oluşturduğu yerde bulunmaktadır. Morfolojik yapı açısından alan, Dicle Nehri'nin alüvyal teraslarında uzanan 2 hektarlık Dış Şehir ve kireçtaşından bir kayalık üzerine inşa edilmiş mimari yapılardan oluşan 1 hektarlık Yüksek Höyük’ten oluşmaktadır.

Yıllar süren çalışmalar sonucu elde edilen verilere dayanarak, hem Dış Şehir hem de Yüksek Höyük’te kronolojik bir yerleşim silsilesi açıkça tanımlanabilmiştir. Bu ard arda devam eden yerleşimler dördüncü binyılda başlamış olup yakın tarihte Osmanlı Döneminde, yerleşim tamamen terk edilip çevresinde yeni modern köyler inşa edilince sona ermiştir. Her ne kadar Hirbemerdon Tepe birden fazla dönemi barındıran bir alan olsa da, Yüksek Höyüğün kuzey tarafında inşa edilmiş, içinde arkeologların dini törenlerden kalma çok sayıda in situ özel eşya buldukları büyük bir mimari kompleksin varlığı nedeniyle bölgedeki en yüksek öneme sahip alan olma özelliğine Orta Tunç Çağ sırasında [yaklaşık MÖ 2000-1650] ulaşmıştır. Bu dönem Hirbemerdon Tepe’de en çok temsil edilen dönemdir ve hem Yüksek Höyük hem de Dış Şehirdeki yerleşimle ayırt edilmektedir. Yüksek Höyüğün kuzey tarafı özellikle ilgi çekicidir çünkü arkeologlar burada kazılar ve öncesindeki jeomanyetik araştırmalara göre neredeyse 5000-6000 metrekare büyüklüğünde olağanüstü bir mimari kompleksi açığa çıkarmışlardır. Diğer yayınlarda belirtildiği gibi, kompleks yapı bu dönemde, tören yapıları ve ritüel eşyalarının bulunduğu merkez kısmı çevreleyen, aralarında insan figürleri ve geometrik motifleri bulunan eşsiz kil levhalar gibi buluntuların, adak objelerinin kullanıldıktan sonra dış mekanda [meydanda] bir ritüel tortusuna atılmış olarak bulunduğu, yoğun zanaat üretimine adanmış alanıyla bir kaya kutsal alan olarak hizmet vermiştir. 

Mimari yapılar, MÖ 2. binyıl

Kutsal alana, ziyaretçilerin yapı kompleksinin merkezine ve tören alanına gitmelerini sağlayan, esasen onları bir merdivene yönlendiren kuzey taraftaki bir girişten ulaşılmaktadır. Bu alan, çok önemli tören yapılarına bağlanan bir sıra açık hava alanının birleşiminden oluşur. Bu açık hava alanları arasında meydan olarak adlandırılan kısım özel bir öneme sahiptir. Bu bölge, L biçimine ve yaklaşık 250 metrekare genişliğe sahiptir. Burada [taş havuz, tören odaları, taş bir platform ve bu açık hava alanının güney kenarını sınırlandıran nişli duvar gibi] en önemli mimari hatların kazısı yapıldı.

Adak plakası

Alanda adak eşyası olarak tasarlanmış insan figürü biçimindeki kil plaka, insan ve hayvan figürinleri, bir geyiğin farklı biçimlerde betimini taşıyan kap gibi [örneğin, ’dans eden geyik’ kabı] birçok törensel özel eşya bulundu. Meydandaki birikintide tören objelerinin yanında geyik kemiklerine ve boynuzlarına sıklıkla rastlanması, Hirbemerdon Tepe’nin tören merkezini ziyaret eden insanların inancına şekil veren esas rolü kadar, alanda sahneye konulan dinsel ritüelde de geyiğin kullanılmış olduğunu kanıtlar. Bu zamanda, Hirbemerdon Tepe’nin güneyindeki yaylalar, büyük bir ormanla kaplı olmalıydı ve MÖ 1. ve 2. binyıl metinlerinde bahsedildiği gibi, vahşi hayvanlar oldukça yaygındı. Kısmen, geyik avı, Doğu Anadolu topluluklarının inancı içine tamamen sokulmuş bir faaliyet olmalıdır. Bu, Hitit Dönemi’nin son metinlerinden yaygın olarak bilinir ve Hirbemerdon Tepe’de ele geçirilen arkeolojik veriler, bu tarihi kaynakları doğrulamaya yönelik bir kanıt konumundadır.

Kilden yapılmış adak plakası

Bununla birlikte, Hirbemerdon Tepe’deki açık hava dini ritüelleri tüm ziyaretçilerin katılımıyla gerçekleştirilmiş olmalıdır. Plakalar ve törensel nesneler, alanın görünüşünü geliştirmede yardımcı olmuştur. Ayin yemekleri, olasılıkla, kokularını ve tatlarını güçlendirmek amacıyla sayısız pişirme kaplarında tutulmaktaydı.

Hayvan biçiminde kutsal obje

Özel içecekler [olasılıkla şarap], ziyaretçilerin duyumsal gücünü artırmak amacıyla özel kaplarla içilmekteydi. Yapıdaki sayısız taş havuza doğru akışı olan su, açık hava alanı için özel bir ses manzarası yaratıyor olmalıydı. Ek olarak, bu açık hava alanında kül birikintilerinin varlığı, bu mevkideki tanrı ve tanrıçalara sunulan ziyafet ve onları ortak olarak temsil eden hayvan, geyik, bölgesel düşkünlükleri ortaya çıkarıyordu.

Kilden yapılmış adak plakası

Kompleks yapı, dik bir yamaçla göze çarpan höyüğün doğal jeolojik yapısı takip edilerek inşa edilmiştir. Doğal engebeyi eşitleyebilmek için, bütün yapı bir dizi yapay teras kullanılarak sistematik olarak planlanmış; hatta, en üst katların yükseklikleri ile komplekse girişteki katlar arasında 15 metrelik bir fark oluşturulmuştur. Çanak çömlek grupları açısından, bu evre aynı zamanda ve her yerde yerel bir üretimle temsil edilmektedir; kırmızı kahverengi boya astarlı mal grubu, boyalı bir mal grubu olan ve dekoratif motifleri açısından kuzey Mezopotamya’nın eşzamanlı üretimini karakterize eden Khabur mal grubuna benzeyen bant boyalı mal grubu. Ayrıca, bölgeyi orta Anadolu ile bağlayan birkaç nadir eser de temsil edilmektedir. Morfolojik tipoloji olarak genellikle omurgalı kaplarla göze çarparken, ortadan küçük boyuta giden kaplar küresel bir gövdeye ve dar boyunlara sahiptirler; depolama kaplarında, kazıma bezeme [dalga şeklinde çizgiler] ya da kırmızı kahverengi boya astarlı mal grubunun tipik özelliği olan dekoratif bant görülmektedir.

Mimari yapılar, MÖ 2. binyıl

Arka ayakları üzerine kalkmış stilize bir hayvan [muhtemelen bir aslan] sahnesini gösteren bir silindir mühür baskısı ile süslenmiş seramik gövde parçasının varlığı oldukça ilginçtir. Pişirme amaçlı kullanılan kısa boyunlu ya da delik ağızlı ve kapaklarında dekoratif amaçlı geometrik ve hayvan motifleri olan çok sayıda küçük ve orta boyutlu kapların varlığı ile mutfak kapları da oldukça iyi temsil edilmektedir. Orta Tunç Çağ evresinin sonunda [yaklaşık MÖ 1750-1550], yapının terk edilmesiyle bazı kesitler [meydan] sürekli olarak çöp tabakası halinde kullanılarak bilinçli bir şekilde çanak çömlek, geyik boynuzları ve külle doldurulmuştur.

Mimari yapılar

Sonuç olarak, Hirbemerdon Tepe'deki kazılar sayesinde MÖ erken 2. binyıla tarihlenen ve Mezopotamya ve Anadolu arasındaki yoğun ticaret ile karakterize edilen bu stratejik dönemde, Türkiye’nin doğusundaki antik teolojik düzeyin bilgisini açığa çıkaran oldukça nadir bir dini kompleks yapı ortaya çıkarılmıştır.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...