Kandıra Kybelesi

Kybele-Kubaba-Kybebe-Kubebe

Ana Tanrıça [Kybele] kültü denildiğinde kronolojik olarak Kybele’nin her toplumda farklı isimlerle tanımlandığını görürüz. Hitit Uygarlığı’nda Hepat, Geç Hitit Döneminde Kubaba, Phryg [Frig] Uygarlığı’nda Matar-Kybele, Hellenlerde ise Kybele olarak karşımıza çıkar. Roma İmparatorluğu’nda ise Kybele, Magna Mater olarak kendisini göstermektedir. Etimolojik olarak incelendiğinde ise Kybele ismi ile ilk olarak MÖ 7. yüzyılda Phryg yazıtlarında karşılaşırız. Bu yazıtlarda tanrıça Matar olarak ifade edilmektedir. Matar, Phryg dilinde ‘Ana’ anlamına gelmektedir.

Zaman İçinde Değişen Kybele

Kybele’nin ikonografisini oluşturduğu bilinen ilk eser MÖ 7. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu tip, MÖ 9. ve 8. yüzyıllarda görülen Geç Hitit tipi ile kaynaştırılmıştır. Geç Hitit geleneğine ait alıcı kuş ve aslan, Tunç Çağı Anadolu’sunda dinsel simge olarak kullanılan atribülerdir. Hellenistik Döneme kadar Phryg biçimiyle kullanılmış, sonrasında Hellenleşen görünümü Roma Döneminde kullanılmaya devam etmiştir. MÖ 6. yüzyılın sonuna gelindiğinde ise neredeyse tamamıyla Hellenleşmiş Kybele tipi, bir tahtta oturur biçimde gösterilmektedir. İki yanında aslan ile tahtta oturan Kybele’nin ilk örneği ise, MÖ 5. yüzyıl sonlarında Atina Agorası Metroon Tapınağı için Phidias’ın öğrencisi olan Agorakritos tarafından yapılan Meter kabartmasıdır. Ancak günümüze ulaşamamıştır. Eserin tasvirine yazılı kaynaklardan ulaşılmaktadır. İki yanında aslan ile oturan ve elinde tympanon ve phiale tutan Kybele ikonografisine uygun Atina Agorası’ndan Meter’e adanmış kabartma, en eski betimlerinden biri olarak görülür.

Doğanın Anası Kybele’nin Evi: Mağaralar
Bizanslı antik yazar Hesychios, Kybela kelimesinin “Phrygia’nın dağları, mağaralar ve oyuklar anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca Kybele kelimesinin doğal ya da yapay bir mağara içeren dağ anlamına geldiği düşünülmektedir. Bunun dışında Mήτηp ἀπὸ σπηλείoυ, Mağara’nın Anası; Mήτηp ἐπήκooς, Kulak veren Ana; Mήτηp τετpαπpoσῶπoς, dört yüzlü Ana / her şeyi gören Ana gibi birçok sıfat edinen tanrıçanın bu durumu kültünün çok fazla yayıldığını göstermektedir. Kybele kültünde oldukça önemli bir yer tutan mağara, tanrıçanın evi olarak görülür. Kybele-Attis mitinde Attis’in çam ağacı altında kendisini hadım etmesinden sonra tanrıça onun bütün parçalarını gömmüştür aynı zamanda bu parçaları ve çam ağacını mağarasına taşımıştır. Cepheleri genellikle bir tapınağın girişi biçiminde işlenen kaya ya da mağara girişlerinden dolayı mağaralar tanrıçanın dağ evi olarak görülür. Bithynia Bölgesi’nde Ana Tanrıça Kybele’nin kültüne ait kutsal alanlar mevcuttur ancak şimdiye kadar Ana Tanrıçaya adanmış bir mağaranın varlığına rastlanmamıştır. Bölgede Kybele kültüne ait kutsal alanlar arasında Bilecik’in Vezirhan ilçesindeki “Merdivenli Kaya”, Bolu-Göynük’e bağlı Soğukçam yakınlarındaki “Türbeönü Kayası”, Bursa-İznik’te Nikaia antik kentinin kuzeyinde bulunan nekropol alanında “Merdivenli Kaya” yer almaktadır. Ayrıca Kocaeli-Körfez’de de iki tane kutsal alan mevcuttur. Bunlardan birincisi İlim Tepe-Belen Mevkii’deki Ana Tanrıça ve Güneş kültüne aynı anda tapındıklarını gösteren alan; diğeri de İlim Tepe mahallesine yakın bir yerde bulunan Kybele kültü kutsal alanıdır. Bölgede Kybele kültüne dair çok fazla buluntu ve kutsal alan olmasının yanı sıra Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir mağaranın bölgede ilk kez keşfedilmesi, Anadolu ve dünya arkeolojisi için oldukça önemlidir. Mağara, Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde Yağbolu mevkiinde konumlanmıştır ve bu alanın yakın ve uzak çevresinde önemli su kaynakları yer almaktadır. Yakın çevresinde bulunan Kocadere, mağara için önemli bir su kaynağıdır. Komşu kent Sakarya’dan geçen Sangarius [Sakarya] Nehri’nin Kybele kültü için ne kadar önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Kybele-Attis mit varyasyonlarında da geçen Sangarius’un kızı Nana’nın Kybele olduğu düşünülmektedir. Mitte Agdistis’i etkisiz hale getirmek için Zeus, Dionysos’tan Sangarius Nehri’ne şarap dökmesini ister. Sangarius Nehri’nden su içerek Agdistis etkisiz hale getirilir. Sakarya Nehri’ne yakın konumu, bu mağaranın, Kybele tapınımı için önemli bir merkez olduğunu göstermektedir. 

Kandıra Kybelesi

Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde Hacılar köyüne bağlı Yağbolu/Yağbulu mevkiinde Kocaeli Müze Müdürlüğü tarafından bir mağara tespit edilmiştir. Mağaranın hemen güneybatısında su kaynağı yer alır. Ayrıca bu su kaynağından kuzeye ormanın içine doğru devam edildiğinde bir başka mağara ile daha karşılaşılmaktadır. Bu mağaranın içinde de dolgu toprak ve su vardır. Mağaranın yakın çevresinde Kocadere deresi bulunduğundan muhtemelen mağara yakınındaki bu su kaynağı Kocadere’ye bağlanmaktadır. Mağara tam anlamıyla ormanın içerisinde ağaçlarla kaplı ve su kaynağı kenarında bir alanda yer almaktadır. Kybele kült törenlerinin olmazsa olmazı su kaynağı ve mağara çevresinde bulunan çam ağaçları bu alanda da kendini göstermektedir.

Mağaranın içerisinde yapılan araştırmalarda kandiller, seramik parçaları ve Kybele kabartmalı yazıtlı bir sunak tespit edilmiştir. Yakın zamanda defineciler tarafından mağaradan çalınan sunak, müze müdürlüğünün ve kolluk kuvvetlerinin titiz çalışmasıyla bulunarak müze müdürlüğüne teslim edilmiştir. Mağarada bulunmuş olan yazıtlı ve Kybele tasvirli sunağın ön cephesi bir tapınağın ön cephesi olarak işlenmiştir. Tanrıça iki sütunlu üçgen alınlıklı bir naiskosun içerisinde bir tahta oturmakta ve sadece sol yanında bir aslan betimi vardır. Üçgen alınlığın hemen üst kısmında yazıt mevcuttur. Ancak yazıt deforme olduğundan okunamamaktadır.

Tahtta oturan tanrıçanın başında yüksek olmayan bir polos ya da sur tacı yer almaktadır. Tanrıçanın yüzü çok fazla deforme olup aşınmıştır. Kısa kollu bir khitonun üzerine hymation giymiş olan tanrıçanın sol yanında bir sunağın üzerine oturmuş aslan yer alır. Aslan kükrer gibi tasvir edilmiştir. Sol dirseğini aslanın başına yaslamış olan tanrıça sol eli ile başını ya da tacını tutar. Tanrıçanın ayakları bölgenin bazı diğer Kybele betimlerinde olduğu gibi bir tabure üzerine değil; direkt yere basmaktadır. Phiale/patera tuttuğu düşünülen sağ eli ise kırık ve eksiktir. Ancak phialenin bir kısmı korunmuştur. Tüm bunlar incelendiğinde tanrıçanın stilinden dolayı Kandıra Kybelesi’nin Roma Dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Kandıra Kybelesi oldukça ünik bir eserdir. Eserin ‘tam anlamıyla’ bir benzeri bulunmadığından yerel bir ustanın elinden çıktığı düşünülmektedir.

 

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Arkeoloji camiasının acı kaybı.

Arkeoloji camiasının acı kaybı. Doğu Anadolu ve Urartu arkeolojisinin duayeni, Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu hocamızı kaybet...

Daskyleion

Balıkesir’de bir İlk Çağ Eyalet Merkezi Daskyleion akropolisini (Akrodaskyleion) üzerinde taşıyan Hisartepe, Ma...

Manyas Gölü

Kaderleri Göç Olan Kuşların ve İnsanların Yollarının Kesiştiği Coğrafya Manyas Gölü çevresini dolaşm...