Karlar ve Karca

Mısırlı firavun Psammetichus I Mısır üzerindeki gücünü garanti altına almak için askeri yardıma ihtiyaç duyduğunda, Yunan ve Karyalı paralı askerlere başvurdu. Herodotos tarafından aktarılan hikâyede, firavun rüyasında savaşçıların denizden gelerek ona yardım ettiğini ve Karya ve İyonya’dan gelen silahlı adamların Mısır kıyılarına ulaştığında, kendi askeri olduklarını görür.

Kaunos’ta bulunan Karca grafitili bir seramik parçası. Karya’nın en önemli güney kenti olan Kaunos’ta dikkate değer pek çok Karca yazıt örneği bulunmuştur. Kaunos Kazı Arşivi

Karya, bugün Türkiye’nin güneybatısında yer alan ve yaklaşık olarak Büyük Menderes Nehri ile Dalaman arasında kalan bölgenin Klasik Dönemdeki adıdır. Karya, kuzeyde Lidya, doğuda Frigya ve güneyde Likya ile komşudur.

Karya halkı, Karca adı verilen ve büyük ihtimalle Yunanlılara oldukça tuhaf gelen bir dile sahipti: Homeros, ünlü destansı şiiri İlyada’da onları barbarophonoi ‘barbarca bir dili konuşanlar’ şeklinde, yalnızca Karyalılar için kullanılan bir tanımlama ile betimlemiştir.

Antik Yunan metinlerinde Karca kelimeler

Bu antik ‘barbar’ dilinden günümüze ne kaldı? Antik dönem Yunan yazarları bazı Karca kelimelerden alıntı yapmış olsalar da bu oldukça alçakgönüllü bir katkıdır: Yalnızca beş Karca kelimeye ışık tutar: ala ‘at’, banda ‘zafer’, soua ‘mezar’, gela ‘kral’ ve gissa ‘taş’. Ancak böylesine dolaylı bir bilgi, kesin ve güvenilir sayılamaz.

Antik Grekçe metinlerde göreceli sayıda Karca kişi ve yer isimlerinin nasıl göründükleri de merak konusudur. En ünlü Karca kişi ismi, şüphesiz, Mausolus ya da Mausolos olan ve Pers hâkimiyeti sırasında hüküm süren bir Karya kralına (MÖ 377-353 arasında Karya’yı yönetmiştir) verilen addır. Bu kralın evrensel olarak bilinmesinin sebebi kız kardeşi, dul Artemisia’nın Mausolos’un onuruna inşa ettirdiği ve Grekçede Mausoleion olarak adlandırılan anıt mezardır. Bu kelime pek çok dilde anıt mezar anlamına gelmektedir (İngilizce mausoleum, Türkçe mozole, İspanyolca mausoleo, Fransızca mausolée, Rusça mavzolej, vs.). Ancak Mausolus-Mausolos Karca bir kelimedir ve sonu –ussollos ile biten bir isim grubuna girer: Ussollos, Ponussollos, Karussollos, Sarussollos… Mausolus’un hanedanlığının diğer üyeleri de Karca isimlere sahiptir: Kraliçe Ada, krallar Hekatomnus ve Pixodarus… Ayrıca Tanrıça Artemis’i onurlandıran özgün bir Grek ismi olan Artemisia örneğinde olduğu gibi bazı kelimeler Grekçe adlandırmalar ile birlikte yer alır.

Ayrıca ‘tarihin babası’ olarak bilinen Grek tarihçi Herodotos’un ailesinde de Karca isimler bulunur. Herodotus, günümüzde Bodrum, antik dönemde Halikarnassos olarak bilinen ve Karya bölgesinde yer alan bir Yunan kıyı kolonisinde dünyaya gelmiştir. İsmi Grekçedir (‘tanrıça Hera tarafından verilmiş’) ancak babası Lyxes’in ve amcası Panyassis’in isimleri Karcadır. Karca isimlere sahip bu ünlü kişiler dışında pek çok farklı Karca isim mevcuttur. Karya’da bulunan birçok Grekçe yazıtta, yerel kişilerin adları sıkça geçmektedir.

Karca yer isimleri de Grekçe metinlerde sıklıkla yer alır: Alabanda, Labraunda, Halikarnassos, Iasos, Panamara, Hyllarima… Bunlardan bazıları hala modern yer isimleri olarak kullanılırlar: Milas, antik Mylasa, Muğla, antik Mobolla-Mogola. Ayrıca yukarıda bahsi geçen isimlerden bazılarının sonlarındaki –nda veya –assos ekleri dikkat çekmektedir, bu yalnızca Karya’da değil, Anadolu’da, antik dönemdeki yer isimlerinde sık rastlanır bir özelliktir ve antik dönemlerde bu coğrafyada konuşulan dillerin ortak bir kökene sahip olmasından kaynaklanır (Luvice, Likçe, Karca…).

Muğla’nın Dalyan ilçesi yakınlarında bulunan Kaunos Antik Kenti’nde 1996 yılında bulunan iki dilli Karca yazıt, yeni sisteme göre deşifre edilerek, burada Atina’dan gelen iki kişiyi onurlandıran resmi bir kararname olduğu anlaşılmıştır. Yeni deşifre sistemi, yazıttaki Karca ve Grekçe kelimelerin aynı olduğunun anlaşılmasıyla doğrulanmıştır. Kaunos Kazı Arşivi

Karca Yazıtlar

Karca üzerine sahip olduğumuz bilgilerin ana kaynağı, Karca yazılmış metinlerdir. MÖ 7. yüzyıldan 4. yüzyıla kadarki döneme (hatta belki 3. yüzyıla) ait bu özel alfabe ve dilde kazınmış pek çok Karca yazıt bulunmuştur.

İlginç biçimde bu yazıtların çoğu Karya bölgesinden değil de, Mısır’dan gelmektedir. Bunun nedeni bu yazıtların Mısır firavunları için çalışan Karyalı paralı askerler ya da onların soyundan gelen ve Mısır’da yerleşmiş kişiler tarafından yazılmış olmalarıdır.

Yunan dünyasında, Karyalılar özellikle paralı askerler olarak bilinirlerdi. Belki de erkeklerin para karşılığında savaşmaya ve ölmeye hazır olma durumları, Karca bir deyim olan ‘Karyalı biri için risk almak’ sözünü açıklar. Bu söz daha sonraları Antik Grekçede ‘kendi hayatını riske atmak yerine diğerlerinin (daha az değerli) hayatlarını riske atmak’ deyimine dönüşmüştür. Mısırlı firavun Psammetichus I (MÖ 664-610) Mısır üzerindeki gücünü garanti altına almak için askeri yardıma ihtiyaç duyduğunda, Yunan ve Karyalı paralı askerlere başvurdu. Herodotos tarafından aktarılan hikâyeye göre, firavun rüyasında savaşçıların denizden gelerek ona yardım ettiğini ve Karya ve İyonya’dan gelen silahlı adamların Mısır kıyılarına ulaştığında, kendi askeri olduklarını görmüştür.

Psammethicus I, askeri seferler bittikten sonra bu askerleri Nil Ovası’nda, Bubastis adındaki bir kente yerleştirmiştir. Onun yerine geçen hükümdar, Amasis, daha sonra onları Memphis’e yerleştirmiş ve burada uzun yıllar boyunca Grek ve Karyalı olmak üzere iki mahalle kurulmuştur.

Memphis’te bulunan çift dilli steller. Yukarıdaki stelde, üst kısımda yer alan Mısırca isimler, hemen aşağısında Karca olarak yer alır.

Karyalılar Mısır’a geldiklerinde kendi alfabelerini de yanlarında taşıdılar ve Mısır’daki uzun yaşamları boyunca da pek çok kanıt bıraktılar. Bilinen en eski Karca belge, Nil Ovası’nda, Sais adındaki bir kentten gelen kısa bir metindir. Mısırlı tanrıça Neith adına yaptırılan bir heykelin kaidesinde yer alan bu yazıda, Karyalıları Mısır’a Kabul eden Psammethicus’un adı Mısır hiyeroglif yazısı ile yer almaktadır. Buna göre kaide MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına, Psammethicus’un MÖ 610 yılındaki ölüm tarihinden öncesine tarihlendirilir.

Bunun ve Karca yazıtlı diğer küçük objelerin yanı sıra, Mısır’da Karyalı paralı askerler tarafından ve ayrıca bazı durumlarda, yalnızca ziyarete gelenler tarafından da Mısır’ın çeşitli yerlerinde oyulmuş pek çok grafitti bulunur. Bunlardan belki de en ilginci devasa Abu Simbel heykellerinin bacak kısımlarındaki yazıtlardır: aynı yerde bulunan ve kolayca yorumlanabilen diğer Grekçe grafittiler sayesinde, tüm bu metinlerin firavun Psammethicus II adına, MÖ 591 yılında, Nubia’daki Kush krallığına karşı bir askeri seferde yer almış Karyalı ve Yunan askerleri tarafından kazındığını biliyoruz. Ayrıca Karca grafitilere rastlanan en güney nokta, bu mücadele sonrasında, Nil Nehri’nin İkinci Çağlayanı’na yakın bir yerleşme olan Buhen olmuştur.

Ancak en önemli Karca yazıtlar Memphis’ten, özellikle Saqqara, kentin en önemli mezarlıklarından birinden gelmiştir. Bu yazıtlar, Memphis’in ‘Caromemphites’ adı verilen Karyalı mahallesindeki Karyalı kişilere ait mezar stellerinden gelmektedir. Steller form olarak tipik Mısır özellikleri gösterirler ve bazıları Karca metinlerin yanında Mısır hiyeroglifleri de içerir. Bunların en tipik olanları ‘sahte kapı’ şeklindeki yeraltı dünyasına açıldığı düşünülen kapıları sembolize eden stellerdir.

Karya bölgesinde bulunan yazıtlar sayıca azdır, ancak bunlardan bazıları dikkate değer ölçüde uzundur. Bu uzun yazıtlar, anlayabildiğimiz ölçüde resmi niteliktedir. İçlerinden biri açıkça, Pers hâkimiyeti dönemine tarihlendirilir: Mausolos ve Artemisia’dan sonra Karya’yı yöneten evli kardeşler, Idrieus ve Ada tarafından yürürlüğe konan dini yapıda bir kararnamedir. Karca ve Yunanca yazılmış bu kararname, yerel ve oldukça gizemli bir tanrı olan Sinuri adına adanmış ve günümüzdeki Milas’ın 15 km güneydoğusunda yer alan Çamlıbelen’deki bir tapınakta bulunmuştur. Kaunos’tan da biri iki dilli olmak üzere iki uzun yazıt bulunmuştur.

Muğla - Aydın arası Karya Yürüyüş Yolu Bafa Gölü Bölgesi © Aykan Özener

Deşifre Macerası

Tüm bu yazıtlar özel bir alfabe olan Karca alfabesi ile yazılmıştır. Prensipte bu yalnızca Karyalılara ait bir özellik değil, kendi milli alfabelerine sahip olan komşuları Lidyalılara ve Likyalılara da ait bir özelliktir. Ancak Lidya ve Likya alfabelerinin deşifresi bir yüzyıl önce (Likya; 19. yüzyıl sonunda ve Lidya; 20. yüzyıl başlarında) tamamlanmış, Karca ise 20. yüzyılın 90’lı yıllarına kadar deşifre olmamıştı. Karca yazıtların varlığı 19. yüzyıl sonlarından itibaren biliniyor olmasına rağmen ancak 20 yıl öncesinde deşifre oldular.

Bu nedenle, Karca alfabesinin deşifresi, Likya ve Lidya deneyimleri temel alınarak kolay gibi görülse de, öyle değildi. Hatta tüm bu üç alfabe Grek alfabesiyle tamamen aynı veya benzer harflere sahiptir. Bu yerli Anadolu halklarının yazım sistemlerini Batı Anadolu’nun kıyı kesimlerinde (Miletus, Halikarnassos, Efes, etc.) yerleşen Yunanlılardan almış olmaları da mantıklıdır.

Öyleyse Karca alfabesinin deşifresini zorlaştıran nedir? Karca alfabesi, onu Likçe ve Lidceden ayıran üç ayrı özellik gösterir: bunlardan ilki, Grek alfabesinde yer almayan harflere sahip olmasıdır. Aynı zamanda alışık olmadık bir biçimde diğer alfabelerden daha fazla harf sayısına sahiptir. Likçe ve Lidcede de Grekçe olmayan bazı özel harfler bulunur ancak bunlar Grekçede olmayan bazı sesleri temsil ederler. Ancak Karcada Grek alfabesinde bulunmayan harflerin, bulunan harflere oranı oldukça yüksektir.

İkinci özellik, bazı temel Grekçe harflerin Karya alfabesinde bulunmamasıdır: bu oldukça şaşırtıcıdır. Örneğin, K harfi (Grek alfabesinde ‘kappa’) veya Π harfi (Grek alfabesinde ‘pi’) Karya alfabesinde bulunmaz, çünkü bunlar Grekçe metinlerdeki Karca isimlerden anlaşıldığı üzere Karcada var olan sesleri temsil ederler.

Üçüncü ve en önemli özellik, bazı Grekçe harflerin Karcada farklı ses değerleri almasıdır. Tuhaf bir biçimde N (‘ny’) Grekçede –Latincede olduğu gibi- ‘n’ sesini temsil eder, ancak Karcada ‘m’ değerini alır. P harfi (‘rho’) Grekçede ‘r’ olmasına rağmen, Karcada Türkçedeki ‘ş’ sesine benzer bir ses değerine sahiptir. Δ harfi (‘delta’), Grekçede ‘d’, Karcada ‘I’ sesi için kullanılır. Ϙ harfi (‘qoppa’) Grekçede ‘k’ sesini verirken (Latincedeki ‘q’ gibi), Karcada ‘t’ sesini verir. E harfi (‘epsilon’), Grekçede ‘e’ sesini verirken, Karcada Türkçedeki ‘ü’ sesine benzer ya da tamamen aynı bir ses değeri alır. Gerçekten tüm bu harfler ve diğerleri Grekçeden Karcaya geçişte kafa karışıklığına neden olur.

Karya’nın başkenti Mylasa (Milas) ve çevresinde bulunan tek Karca yazıttır. Metin, büyük olasılıkla rahiplerin isimlerini içeren bir isim listesinden oluşmaktadır. © Aykan Özener Milas Arkeoloji Müzesi

Yüz yılı aşkın süredir, akademisyenlerin, tüm bu harflerin Grekçedeki harflerle aynı ses değerlerine sahip olduklarına inanmalarından dolayı Karca deşifre edilemedi. Karca harfleri çevirirken, onların Grekçedeki ses değerlerine sahip oldukları konusundaki ısrarları nedeniyle akademisyenler, bu dönemde en tipik yazı sistemi deşifre yöntemi olan iki dilli metinleri ihmal ettiler. Mısır’da bulunan bazı stel ve objelerde Karca metinlerin yanında Mısırca metinler de bulunmaktadır. Bununla birlikte Mısırca metinlerde çoğu isim Mısırlıdan çok Karcalıya ait görünse de, 20. yüzyılın 70’li yıllarında bunlar Karcanın deşifresi olarak kullanılmadılar. İki öncü denemeden (Karl-Theodor Zauzich ve Thomas Kowalski’nin denemeleri) sonra, İngiliz bir Mısırbilimcisi olan John D. Ray anahtarı buldu. John Ray, Mısırca yazılmış olan metinlerdeki isimlerle Karca yazılmış metinlerdeki kelimeler arasındaki bağlantıyı kurmayı başardı. İki örnekle göstermek gerekirse: Mumyalanmış sürüngenlerin saklandığı kutsal bir sandığa kazınmış metinlerin Karca kısımlarında, Ray, šarkbeom kelimesini, Mısırca kısımlarla karşılaştırarak Šarkebeyem adındaki bir kişi adını teşhis etti. Diğer örnekte ise Tanrı Apis’e adanmış bir heykelcik üzerinde Mısırca Pareyem olarak yazılmış isim, Karca kısmında parajem olarak yazılmıştı (bugün bu iki isim šarkbiom ve paraeym olarak kabul edilmektedir ancak bu Ray’in yaklaşımındaki doğruluk payını değiştirmez). İngiliz Mısırbilimcisi tarafından öne sürülen, bu ve diğer eşdeğerlik taşıyan kelimelerin dikkate değer bir diğer unsuru da bunların tamamen tutarlı olmasıdır. Örneğin, yukarıda bahsi geçen iki kelimenin Mısırca formlarında, her iki kelime de üçüncü harf olarak ‘r’ ve sonuncu harf olarak ‘m’ harflerini içerirler (Šarkebeyem, Pareyem) ve aynı konumdaki aynı sesler Ray’in deşifresinden elde edilmiştir: šarkbeom, parajem. Daha önceki deşifre denemelerinde bu Karca isimler ravpleon, mavaòen şeklinde, Mısırca formlarıyla tamamen bağlantısız bir biçimde çevrilmişti.

John Ray’in elde ettiği önemli gelişmelere karşın yaptığı deşifre tatmin edici değildi. Karca harflerin deşifresi, ilerleyen yıllarda, Ray’in yok saydığı iki dilli metinlerin ve harflerin analizindeki düzeltmeler sayesinde, ben ve Dieter Schürr tarafından tamamlandı. Ben ve Schürr tarafından bağımsız bir yolda atılan belirleyici bir adım, iki dilli metinlerin Karca kısmında yer alan Mısır tanrıçası Neith’in adını teşhis etmek oldu. Mısırca bölümde yer alan kişilerin isimleri Psamtikauneit ve Pdneit idi (‘Neith’in kollarında Psammetichus’ ve ‘Neith tarafından verilmiş olan’). Ray’in sisteminde pek çok harfin yanlış deşifre edilmesi (‘g’, ‘k’, ‘j’, ‘e’, ‘ê’, ‘q’) nedeniyle bir uyum söz konusu değildi (psmškük’jeq, pgk’jêq). Diğerlerinin bazı ses değerlerini değiştirerek kelimeleri psmškwneit, pdnejt olarak okumayı başardık ve her iki kelimede de Neith ismini teşhis ettik.

Ancak deşifrecileri önerilerinin doğruluğu konusunda ikna eden, iki dilli metinlerden elde edilen yeni deşifre sisteminin diğer Karca yazıtlara aktarıldığında oldukça ikna edici sonuçlar vermesi oldu. Yeni değerler sayesinde, pek çok tipik Karca özel isim ortaya çıktı: Pigres, Ussollos, Ponussollos, Sarussollos, Arlissis, Arliomos. Grekçe’de iyi bilinen ve Karca yazıtlarda pikre, uśoλ, pnuśoλ, šaruśoλ, arliš, arliom şeklinde yazılmış olan bu isimler teşhis edildi. Hatta Antik Çağda Anadolu’nun en önemli tanrısal figürü olan Tarhunt, Fırtına Tanrısı, Iasos’taki Zeus Tapınağı’ndan çıkarılan bir vazo üzerindeki yazıtta, trquδe, formu ile teşhis edildi (burada elde edilen sonuç tamamen şans eseridir ve Karyalıların en önemli tanrıları olan Tarhunt’u, Yunan tanrılarının kralı ve gökyüzü ile şimşek tanrısı olan Zeus ile bağdaştırmış olmaları muhtemeldir).

1993 yılında, Karca’nın deşifresi temelde tamamlanmıştı, yalnızca bazı ender kullanılan ve az sayıdaki harflerin açıklamaları eksikti. Bununla birlikte, bu deşifre gitgide artan tatminkâr bir cevap verdiyse de, evrensel olarak kabul görmemişti: bazı akademisyenlere göre Ray-Schürr-Adiego sisteminde önerilen yeni değerlerin kabul edilmesi güçtü. Bu deşifre, Grek formundaki Karca harflerin birçoğunun tamamen kuraldışı olduğunu ifade eder: yukarıda bahsedildiği gibi, N harfi, ‘n’ yerine ‘m’ sesini, P harfi, ‘r’ yerine ‘š’ sesini, E harfi, ‘e’ yerine ‘y’ sesini, Ϙ harfi, ‘q’ yerine ‘t’ sesini vermektedir. Bu durum, Grek kökenli bir alfabe için olağandışı bir durumdur ve akademisyenler henüz Karyalıların Grek harflerini bu kadar köklü bir biçime değiştirmiş olabileceklerini kabul etmeye hazır değildirler.

Marmarise bağlı Turgut köyünde bulunan anıt mezar. Yazıta göre MÖ 2. yüzyılda savaşçı Diagoras ve karısı Aristomakha için yapılmıştır. © Aykan Özener

Yeni deşifrenin nihai zaferi, beklenmedik bir şekilde, yalnızca üç yıl sonra, 1996’da, Kaunos (günümüzde Muğla’ya bağlı Dalyan yakınlarında) adındaki bir Karya kentinde bulunan yeni ve uzun iki dilli bir yazıtın keşfiyle geldi. Bugün Fethiye Müzesinde korunmakta olan bu yazıt, Karca yazılmış 18 mısralı bir metin (tamamı korunmamış) ile onu takip eden ve yalnızca ilk satırları korunmuş olan Grekçe bir metnin başından oluşmaktadır. Her iki metnin de eksik olmasına karşın, Grekçe kısımda korunmuş olan satırlar burada Atina’dan gelen iki kişiyi onurlandıran resmi bir kararname olduğunu anlamamızı sağlar. Ancak burada önemli olan nokta; yeni deşifre sistemi Karca olan kısma uyarlandığında, Grekçe kısımda bahsi geçen isimlerin burada da aynı olduğunun anlaşılması olmuştur.

Yine ilgi uyandıran bir başka durum ise Grekçe olan kısımda Kaunoslulardan, bu kararnamenin yazarları olarak söz edildiği kısımda okunan ilk Karca kelimenin, Ray-Schürr-Adiego sistemine göre, kbid olmasıdır. Komşu Likya ülkesinde de bilindiği gibi, Kaunos xbide olarak (burada ‘x’ ‘k’ sesini verir) adlandırılmaktaydı, şimdi ise bu isim özgün Karca dilinde, kentin ismi olarak ortaya çıkmıştır. İlginç biçimde, bu yeni yazıtın keşfinden hemen önce, Karya sikkeleri üzerinde çalışan bir akademisyen olan Koray Konuk, nümizmatik konusundaki görüşlerini temel alarak, Kaunos’tan gelen özel bir sikke tipi olduğunu öne sürmüştü. Bu sikkelerdeki yazıtlarda, yeni deşifre sistemine göre kb olarak deşifre edilen iki Karca harf bulunmaktaydı. Konuk bu harfleri Likçesi xbide olan ve Kaunos anlamına gelen kelime ile bağdaştırdı ve kb’nin Kaunos isminin Karca versiyonunun ilk harfleri olduğunu öne sürdü. Konuk’un bu iddiası oldukça isabetli bir tahmin olmuştur.

Kaunos yazıtının keşfinden on yıl sonra, bir başka iki dilli yazıt Hyllarima’dan (günümüzde Muğla’ya bağlı Kavaklıdere yakınlarında) geldi. İlginç bir şekilde bu yazıt, burada 70 yıl önce bulunan bir yazıtın kayıp parçasıdır. Karca ve Grekçe metinlerdeki bağlantı, Kaunos iki dilli yazıtındaki kadar açık olmasa da, yeni deşifre akademisyenlerin her iki bölümde de bahsi geçen isimleri teşhis etmesini sağladı. Ayrıca bu yazıtta geçen bir sözcük olan armotrqδos, hem daha önce bahsi geçen Tarhunt’u hem de Anadolu ay tanrısı Arma’yı içermesi açısından dikkat çekicidir. Bununla birlikte bu sözcüğün ‘Arma-Tarhunt’ şeklinde iki tanrıyı birleşik olarak kullanmasının nedeni anlaşılamamaktadır. Anadolu’da tanrı isimlerini içeren kişi isimleri yaygındır. Buna göre sözcük, her iki tanrıya da atıfta bulunan bir sözcük ya da bir kişi ismi olabilir.

Karca ile ilgili ne biliyoruz?

Karca - Grekçe iki dilli Kaunos yazıtı sayesinde onaylanan yeni deşifre sistemi bize Karca’ın kulağa nasıl bir ses verdiğini de anlamamıza olanak sağlamıştır. Ancak bir alfabedeki harflerin deşifre edilmesi, otomatik olarak kelimelerin anlamlarını da vermez. Karca metinlerin yorumlanması ve çevrilmesindeki zorluklar hala devam etmektedir. Şimdilik, yalnızca tüm kelimelerin özel isimler olduğu kısa yazıtları analiz edebiliyoruz. Elbette bazı ortak kelimelerin anlamlarını da biliyoruz. Örneğin, ‘oğul’ anlamına gelen mno, ve büyük olasılıkla ‘baba’ anlamına gelen ted ile ‘anne’ anlamına gelen en gibi. Bu kelimelerin anlamlarını içerik sayesinde ve diğer Anadolu dilleriyle olan karşılaştırmalardan (Likçede tedi ‘baba’ ve ẽni ‘anne’) çıkarıyoruz. Ayrıca Karca kelime dağarcığındaki diğer Anadolu dillerinin varlığını da özel isimlerden tespit edebiliyoruz: šar ‘üzerinde’, msn- ‘tanrı’, pwn- ‘hepsi’ (sırasıyla Luvice šarri, maššan(i)-, puna-). Ancak daha uzun yazıtların tam olarak anlaşılması zordur. Kaunos yazıtının Karca kısmı bile, Grekçe versiyonunun varlığına rağmen tam olarak açıkça anlaşılamamaktadır. Karca bilgimizin gelişmesi, iki dilli yeni metinlerin ortaya çıkmasına bağlıdır.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Ayasofya

Tapınaktan Kiliseye, Kiliseden Camiye, Camiden Müzeye, Müzeden Bilinmeze…

Ayasofya’yı ister Ortodoks dünyasının simgesi, isterse Fatih Sultan Mehmed’in mirası olarak görelim her iki durumda da bu muhteşem yapının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının en geçerli yolunun, binanın kitlesel ibadete açılmasından değil tam aksine müze kuralları çerçevesinde titizlikle korunmasından geçtiğini belirtmek zorundayız. 

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

SON İÇERİKLER

Latmos'un Küçük Çobanı : Jale Pınar

Son yıllarda Beşparmak Dağları için herkes gibi ben de çok endişeliyim. Çünkü madenler &cced...

Anadolu’ya Saygı Otobüsü Latmos’taydı

Bir Kültür Katliamı : Latmos'a Dokunma

Aktüel Arkeoloji Dergisi, 24 Kasım 2012 tarihin...

Gezginin Gözünden : Gaziantep

Güneydoğu'nun İncisi

Dört nesildir özenle sürdürülen ata mesleklerini sergiley...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız