Pergamon Kayalık Kutsal Alanı

Antik dönemde bir metropol olan Pergamon’un bugünkü ziyaretçileri, kent tarihinin her bir evresinden kutsal alanları görebilirler. Kentin aşağısındaki düzlük alanda antik çağda da ünlü Asklepeion ve Kızıl Avlu adıyla da bildiğimiz Mısırlı tanrılar onuruna inşa edilmiş kutsal alan bulunur. Akropoliste (yukarı şehir) büyük sunağın temelleri, kent tanrıçası Athena’nın kutsal alanı ve bir kısmı restore edildiğinden uzak mesafeden de görülebilen Traian Tapınağı (Traianeum) yer alır. Uzun zamandır bilinen ve kentin önemli noktalarında duran bu kutsal alanlar, kendilerini anıtsal mimarileri ile gösteriyorlardı.

Mağara Kutsal Alanı: Kuzeydoğudan görüş. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Geçtiğimiz yıllarda Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından, akropolün doğu yamacında sürdürülen kazılar çerçevesinde, bir dizi ve tamamen farklı nitelikte kutsal alanlar saptandı. Yamacın oldukça dik ve uçurumlu bölümünde göze çarpan kayalar, burada Hellenistik Dönemde kültsel faaliyetlerin yapıldığına işaret etmekteydi. Kent surlarının yakınında yer alan doğu yamacın kuzeyindeki mağaralar bu konuda en net bilgiyi verir. Söz konusu kutsal alan iki adet mağara, ön bölümdeki iki mekânlı teras ve bu mekânlar arasındaki koridordan oluşmaktadır. Her iki mekân da kuzey ön avlu ve güney ana mekân şeklinde bir grup halindedir. Mağaralara bağlanan koridora ön avludan da ulaşılmaktaydı. Alanın kapatılabilen ana girişi koridorun güney sonunda bulunmaktaydı. Akropolün bu bölümündeki yoğun erozyondan dolayı teras üzerindeki mekânlara ait sadece az miktarda buluntu ele geçirildi. Fakat bunlar arasında, olasılıkla tanrılara tütsü yakmak için kullanılan sade ve taştan iki adet minyatür sunak, bu iki mekândan güneydekinde kült faaliyetlerinin yapılmış olduğunu gösterir.

Pergamon, doğu yamacı: Doğudan görüş. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Her iki mağara da birbirinden çok farklıdır. Güneydeki toprak zeminli olup, birçok yeri insan eliyle genişletilerek şekillendirilmiştir. Güneydeki mağaranın güney duvarı boyunca, zemine dikdörtgen bir hazne oyulmuştur. Bu hazne koridordaki bir kanala yönelir. Bu hazneye kuzeydoğudan, aslen koridorun kuzey kesimindeki bir kanala bağlanan bir oluk akmaktadır. Haznenin yukarısındaki kaya yüzeyinin büyük ve kare şeklinde işlendiğine dair izler bulunmakta olup, burada olasılıkla bir kabartma ya da yazıt yer almaktaydı.

Mağara Kutsal Alanı: Yukarıdan görüş. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Kuzeydeki mağara ise yaklaşık 4 metre derinliğinde fakat antik dönemde yürünebilir bir yer değildi. Bu mağara belki de su toplama yeri olarak kullanılıyordu. Bu düşünceyi sadece coğrafi gözlemler değil aynı zamanda mağaradan su çekmeye yaramış olabilecek kiriş izleri de destekler. Bunun dışında olası kabartma izlerinin altından hazneye dökülen kanal, mağaranın önünden çıkış bulmaktadır.

Mağara Kutsal Alanı, In situ sunaklarla ön oda. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Arkeolojide şanslı bir durum olarak kuzey mağarada dolgu kanıtlanmıştır. Bu dolguda alışılmışın dışında iyi durumda korunmuş binlerce keramik parçası, çok sayıda pişmiş toprak figürin, kandil ve ağırşak parçaları bulunmuştur. Ayrıca dolgu toprağı, odun kömürü ve çatı kiremidi parçaları ile karışmıştır. Buna göre dolgunun mağara önündeki teras üzerinde bulunan kutsal alandan geriye kalanları içerdiği yüksek bir olasılıktır. Buluntu malzemesinin verdiği tarihe göre bu kutsal alan MÖ 1. yüzyılda kullanımda iken MS erken 1. yüzyılda yangınla zarar görmüştür. Tahrip tarihini kesin olarak belirlemek mümkündür: Antik kaynaklar aracılığıyla MS 17’de Anadolu’da birçok kentin deprem ile zarar gördüğünü biliyoruz. Buna göre bu doğal afetten Pergamon’un da etkilenmiş olduğu göz önünde bulundurulmaktadır.

Mağara Kutsal Alanı: Güneydeki mağara. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Dolgudaki buluntular kutsal alandaki kültsel faaliyetlere dair alışılmışın dışında detaylı bilgiler içerir. Keramik buluntular, iyi kalitedeki yeme içme kapları, büyük tahıl kapları ve pişirme kaplarından oluşur. Buna göre, bu alanda düzenli olarak tanrı şerefine şenlikler düzenlendiği ve bu şenliklerde yiyeceklerin burada hazırlandığı yorumlanmaktadır. İçerisinde kokulu maddelerin yakıldığı kilden tütsülüklerin sayısı (thymiaterion) ortalamanın üstündedir. Müstesna bir buluntu olarak 40 cm. yüksekliğindeki bir saklama kabı, dış yüzeyinde aplike teknikte yapılmış kabartma motifler içermekte olup, Dionysos ile ilgili sahneler içerir. Buna göre söz konusu kap, bu kutsal alandaki kültte özel bir öneme sahipti.

Giyimli kadın figürini. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Bu alanın kutsal alan olduğu bu buluntular aracılığıyla şüphe götürmez. Fakat bu kutsal alanda hangi tanrının tapım gördüğü henüz bilinmemekte olup, elimizde bu konuya ışık tutacak herhangi bir yazıt bulunmamakta, mevcut olan ise tahrip tabakasında ele geçirilmiş adak buluntuları ve bunların yorumlarıdır. Ele geçen pişmiş toprak figürinlerin hemen hemen hepsi dişil bir varlık etrafındadır. Özellikle oturan ve çıplak kadın figürinlerin sayısı fazladır. Bu figürinlere bereket tanrıçaları ya da nymphelerin kutsal alanlarında sıkça rastlanır. Eros figürinleri de konu olarak bu alana işaret eder.

Hellenistik Dönem tabak. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi
Hellenistik Dönem thymiaterion. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Diğer belirtiler ise belirgin doğal değişimler ve kült alanının seçiminde rol oynayan su kaynağının var olmasıdır. Bu tür özellikler bu gruptaki doğal kutsal alanlar için ortak bir özellik olup, Anadolu’da bu tür alanlarda daha çok ana tanrıça Kybele tapım görmekteydi. Pergamon’un çevresinde bu tür kültlere sayısız örnek bulunmaktadır ve özellikle dağlık alandaki Kapıkaya Kutsal alanı, söz konusu mağaradaki kutsal alanı hatırlatmaktadır. Bu tür doğal kutsal alanların, günümüzde de görülebilen anıtsal kutsal alanlar gibi, Hellenistik kentin içinde de yer aldığını ve halkın dinsel yaşamının önemli bir parçası olduğunu biliyoruz.

Kazı bezek ve aplike tekniği ile kabartma bezemeli pyxis. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi
Çıplak kadın figürini üst gövde. Felix PIRSON - Benjamin ENGELS / ©Pergamon Kazı Arşivi

Kaynak: Aktüel Arkeoloji Dergisi “Anadolu’nun Zenginliği”

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER