Poimanenon - Eski Manyas

Poimanenon yerleşimi Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Eski Manyas Köyü’nün yaklaşık 2 kilometre uzağında, eski köy yerleşimi olduğu bilinen alandadır. Topografik olarak iki ayrı tepe üzerine konumlanan yerleşim kale, zaviye, türbe ve hamam yapılarından oluşmaktadır. Yayınlardan varlığını saptayabildiğimiz Aziz Mihail Kilisesi ve Cuma Cami günümüze ulaşamamıştır.

Bölgenin adı İlk Çağ Yunan yazarlarının kullandığı yazıma göre “Poimanenoi” dur. Yine İlk Çağ Yunan yazımında “Poimanenon” biçimine bürünmüş sözcük, o halkın oturduğu bir ya da birkaç kentin adıdır. Civardaki yerleşimlerde olduğu gibi, Yunanistan’ın kuzey kısımlarındaki bir yerleşim olan “Poemaneni’’den etkilenmiş gibi görünmektedir. Adın öz biçimi ve anlamı bilinmemekle beraber Anadolu’nun ay tanrısı Men veya Manes ile ilgili olması muhtemeldir. Günümüzde kullanılan Manyas isminin de buradan geldiği açıktır. Aynı zamanda kelimenin kökünden hareketle imparatorluk zamanlarında bir kavme ismini verdiği düşünülen efsanevi kahraman Poemes’in ismini çağrıştırmakta olduğunu düşünenler de vardır.

Kale

Mysia topografyasında tam olarak nerede olduğu birçok araştırmacı tarafından tartışılmış olsa da mevcut kitabelerden Eski Manyas’daki kalenin Poimanenon olduğu kesindir. Eğer Roma Dönemi köyü farklı bir yere konumlandırılacaksa kalenin KuzeyBatısında yer alan Elekse/Aleksa Köyü olarak düşünülmelidir.

Poimanenon bir Makedon kolonisi olarak Mysia’da kurulmuştur. Varlığını ilk olarak Aristides’ten öğrendiğimiz yerleşimde, yerini daha sonra Aziz Mihail Kilisesi’ne bırakmış görkemli Asklepios Tapınağı olduğunu yayınlardan öğrenmekteyiz. Poimanenon’un ne kadar süre Kyzikos Satraplığı’nın egemenliği altında kaldığı tespit edilemese de MÖ 78/80 yılına ait bir kitabeye göre bu tarihlerde bağımsız olduğu bilinmektedir. Ayrıca MÖ 1. ve MS 2. yüzyıllara ait kent otonom sikkeleri de Poimanenon’un bir dönem bağımsız olduğunun kanıtıdır.

Kale

Roma Döneminden beri iskân gördüğü anlaşılan ve Hellespontos’un şehir ve piskoposluklar listelerinde adı geçen yerleşim, 1071 sonrası Türk akınlarıyla birlikte önem kazanmış ve Bizans Dönemi’nde özellikle Lazkarisler ile altın çağını yaşamıştır. 14. yüzyılın başında etkin olan Karesioğulları’nın Osmanlı Beyliği’nin eline geçmesinden sonra bölge önemini yitirmiş gibi görünmektedir.

Tarih boyunca önemini koruyan Poimanenon Kalesi, Bizans-Türk, Bizans-Latin savaşlarına ev sahipliği yapmıştır. Roma Dönemi’nde askeri bir karargâh olduğunu Oinides’in oğlu Poimanenonlu Demetrios için yapılan Neou-Lion’un onuruna ithaf edilen bir kitabeden anladığımız kalenin inşa tarihi bilinmemektedir.

Poimanenon Kalesi duvarlarının çok az kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Güneydeki duvarlar düzgün kesme taşlar kullanılarak dolgu duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Bu taş kaplamaların devşirme olduğu anlaşılır. Kale bu bağlamda bölgedeki diğer kalelerle benzerlik gösterir.Kalenin alt kesimlerinden başlayarak duvar cepheleri soyulmuş, içteki dolgular moloz yığınları şeklinde bırakılmıştır. Koruyucu kabukları olmadığı için bölgede yer alan ve Komnenoslar Dönemi’ne tarihlenen Lopadion, Akhyraous ve Pegadia kalelerinde yer alan duvar inşa teknikleri ile kıyaslama imkânı vermemektedir. Bununla beraber kalenin hemen karşısında yer alan Türk Dönemi yapılarından zaviyenin duvar işçiliğinin bölgedeki kalelerle özellikle de Akhyraus ve Pegadia’nın duvar işçiliği ile benzer bir program sergilediği düşünüldüğünde, Poimanenon Kalesi’nin de benzer bir duvar işçiliği sergilemiş olması ggayet mümkündür.

Bölgede yer alan kalelerin bir kısmının bu dönemde tahkim edildiği yahut onarıldığı düşünüldüğünde, birçok savaşa ev sahipliği yapmış böyle önemli bir kalenin aynı dönemde tahkim edilmiş ya da onarılmış olması gerekmektedir. Kale, güneydeki kapının iki yanındaki burçların cephelerinde devşirme malzeme kullanılarak yapılan bezeme programı açısından bölgedeki örneklerden farklı bir program sergilenmektedir. Duvarların yapısı, birçok eski sütun kaideleri ve kemer parçaları gibi mimari parçalardan oluşur. İçinde Nikea surlarındaki gibi uzunluğuna yatırılarak konmuş sütunlar görülür.

türbe

Türbe

Kösedağ yenilgisiyle başlayan Moğol istilaları sonrasında Türkmen ve Ahi çevreler üzerindeki şiddetli fikrî, siyasî ve ekonomik baskılar karşısında, pek çok Ahi ve Türkmen ileri gelenlerinin uç bölgelere göç ettikleri ve Bizans’a sığındıkları bilinmektedir. Bizans yönetimi tıpkı Sarı Saltuk örneğinde olduğu gibi bu zaviyenin dervişinin de o dönemde Bizans’a ait olan Poimanenon Kalesi’nin güney doğusuna yerleştirilmiş olma ihtimalini akıllara getirmektedir.

Poimanenon Roma Döneminden beri ana yol güzergâhı üzerinde önemli bir merkez olma özelliğini uzun süre devam ettirmiştir. Burada bulunan zaviye yolculara yardım etmek amacıyla varlığını sürdürmüş olmalıdır.

Yapı topluğunun camisi, mimari özellikleri açısından Anadolu’daki zaviyeli camiler ile benzer özellikler sergilerken, cephe düzenlemesi ve yuvarlak pencere kullanımı bakımından diğer camiler ile ayrışır.

Yapının genellikle giriş açıklığı üzerinde ya da plan yerleşimine göre yan duvarları ile cephe düzenlemesinde tercih edilen bu kemerli pencere açıklıkları daha çok Bizans dini mimarisinde karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu bölge itibariyle Mysia-Bithynia Bölgesi’nde yer alan Zeytinbağı/Trilye’deki Fatih Cami ve Ulubat Gölü Manastır Adası’nda yer alan Aziz Konstantin Manastır Kilisesi’ndeki pencere uygulaması ile benzerdir. Bu uygulama nedeniyle yapı sanat tarihi açısından oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Yapının cephe düzenlemesi bölgedeki Türk Dönemi yapılardan daha çok Bizans kalelerine benzemektedir.

Zaviye

Yapı topluluğunda bulunan türbe, kare prizma tipteki planı, almaşık duvar tekniği ve geçiş elemanları olarak kullanılan yalancı kasnak uygulamasıyla erken Osmanlı türbe geleneğini sürdürmekte belki de en erken örneklerin arasında yer almaktadır.

Yerleşimin girişinde dere yatağında günümüze oldukça kötü durumda ulaşmış olan yapı, köylülerce hamam diye nitelendirilmektedir. Yapı temel seviyesinde günümüze ulaştığı için değerlendirilmesine imkân vermemektedir.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Fotoğraf Yarışması

Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması başlıyor. Fotoğraf arkeoloji biliminin en sevdiği yol arkadaşıdır. Arkeolojinin kendini anlatamadığı noktada fotoğraf en büyük yardımcıdır. Sadece Fotoğraf Sanatçıları arkeolojiyi sevmez aynı zamanda arkeologlarda iyi birer fotoğrafcıdır. Fotoğraf Yarışması ile uygarlıkları, kentleri ve geçmişi birbirine bağlayan yolların izinde arkeolojinin hikayesini arıyoruz.

SON İÇERİKLER

Arkeoloji camiasının acı kaybı.

Arkeoloji camiasının acı kaybı. Doğu Anadolu ve Urartu arkeolojisinin duayeni, Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu hocamızı kaybet...

Daskyleion

Balıkesir’de bir İlk Çağ Eyalet Merkezi Daskyleion akropolisini (Akrodaskyleion) üzerinde taşıyan Hisartepe, Ma...

Manyas Gölü

Kaderleri Göç Olan Kuşların ve İnsanların Yollarının Kesiştiği Coğrafya Manyas Gölü çevresini dolaşm...