Sumaki Höyük; Aşağı Garzan Havzası’nda Neolitik Dönem Yarı-Göçer Yerleşimi

Sumaki, Kuzey Mezopotamya’nın Anadolu yaylaları eteğinde Aşağı Garzan Havzası’nın batı yakasında 700 m rakımlı Pliyo-Kuvaterner taban düzlüğünde, Kıradağ bazaltlarının çok yakınında yer alan ortalama 2,40 ile 1,50 m arasında değişen kültür dolgusuna sahip yerleşmenin günümüzdeki adı. 2180 m2 alanı kazılan Sumaki GÖ kal. 9084±57-8123±50 (MÖ kal. 7134±57-6173±50) yılları arasında bazen sürekli ama genellikle kısa süreli veya mevsimlik yerleşmelere sahne olmuş. MS kal. 782-884 yıllarına kadar tekrar iskan edilmeyen Sumaki’nin topografyasında Neolitik dönemden beri ciddi değişiklikler söz konusu. Neolitik Dönemde kuzeyden ve güneyden mevsimlik derelerle sınırlanan, batı-doğu yönlü alçak doğal teraslar üzerinde konumlanan bir yerleşim görünümündeyken günümüzde kuzeyde oldukça derin bir vadide akan Kani Huşur deresi ile sınırlanan, kuzeydoğu ve doğuya kademeli bir şekilde Garzan Çayı’na inen, üzeri arkeolojik tabaka ve malzemeyi büyük oranda koruyan, yer yer 40 cm kalınlığında killi heyelan dolgusuyla örtülü tarla ve fıstık bahçesi olarak kullanılan bir arazi.

Neolitik çevre pınarları ve yer yer bataklık özelliklerine sahip geniş sulak alanlarıyla flora ve fauna açısından bereketli. Sulak, hatta zaman zaman yerleşmenin başını ağrıtacak yerinden yurdundan edecek kadar sel ve taşkınlarla gelen sular… Sumaki’nin aralıklarla, genellikle kısa süreli ve mevsimlik yerleşilmiş olmasının başat nedenlerinden biri bu sel ve taşkınlar ile toprak akıntıları olduğu kadar yaşadıkları dönemin iki önemli iklimsel değişimin 9.2 - 8.2 ky arasındaki döneme denk gelmesinin de rolü olmalı, ki aslında ani sel/taşkınlar ve bu nedenlerden oluşan heyelan ve toprak kaymaları ile kuraklıkların sebebi de iklimsel değişimler…

Çevrede Neolitik Dönem insanın gereksinimini karşılayacak hammadde kaynakları da eksik değil, özellikle bazalt, kil ve sazlıklar. Ancak havzanın çakmaktaşı yatakları bir o kadar kalitesiz. Delici gibi aletlerde kullanılan çakmaktaşı da yerel değil. Zaman zaman yoğun patinalı bazı Paleolitik aletler bile tekrar biçimlendirilerek kullanılmış. Yontmataş endüstrisinin yaklaşık %90’lık kısmının hammaddesi obsidiyen. 18 parçanın kaynak analizine göre 5 parça Bingöl/Alatepe, 13 parça ise Nemrut kökenli. Baskı tekniği ağırlıklı dilgi endüstrisinde mermi biçimli çekirdekler, çekirdek yenileme yongaları, çekirdek tabletleri bulunmakla birlikte korteksli parçaların yok denecek kadar az olması, ön form ve hazırlık parçalarının azlığı buna karşın geniş dilgi ve kalın yongaların varlığı yerleşmeye hammaddenin büyük oranda yarı-işlenmiş getirildiğine işaret etmekte. Ön kazıyıcılar, kenar kazıyıcılar, deliciler, kalemlerin yanı sıra birkaç Çayönü Aleti gibi tanımlı alet sayısı oldukça düşük. Ok uçlarının azlığı avcılığın çok revaçta olmadığına ya da tuzak gibi farklı yöntemler kullanıldığını düşündürmekte. Biçimlendirilmiş obsidiyenlerin çoğunluğu ince farklı uzunluk ve genişlikteki dilgilerden oluşmaktadır.

Sumaki Höyükte bulunan biçimlendirilmiş obsidyenlerin çoğunluğu ince, farklı uzunluk ve genişlikteki dilgilerden oluşur.

Obsidiyenin yoğunluğu Sumaki ahalisinin yazın Bingöl Nemrut civarındaki yaylalara gittiğini dönüşte de yonga ve aletleri ya da yarı işlenmiş yumruları Sumaki’ye getirdiklerini düşündürmektedir. Sumaki Höyükteki mevsimlik / geçici yerleşimlerin diğer belirgin özelliği saz, kamış, ince ağaç /dal gibi hafif malzeme ve kil kullanılarak inşa edilmiş barınaklar ile ortak kullanım alanlarındaki ateş çukurları, büyük ocak ve fırınlardır. Bu özellikleriyle günümüzdeki Garzan Havzası ve çevresindeki göçebe (koçer) kışlaklarındaki düzenden çok da farklı değil. Kadim geleneğin süregelmesi…

Sumaki Höyükteki mevsimlik / geçici yerleşimlerin diğer belirgin özelliği saz, kamış, ince ağaç /dal gibi hafif malzeme ve kil kullanılarak inşa edilmiş barınaklar ile ortak kullanım alanlarındaki ateş çukurları, büyük ocak ve fırınlardır.

XRF analizlerine göre yerleşmenin 2,5 km güneyindeki yaklaşık 25 kilometrekarelik alana yayılan Kıradağ volkanitlerinden temin edilen bazalt ağırlıklı olarak iri el değirmenleri/ öğütücülerin yapımında kullanılmakla birlikte bazalt havan, tokmak ve ezgi taşlarının da malzemesi. İri el değirmenleri/öğütücüler genellikle yan kenarları kırılana ya da kullanım yüzeylerindeki gözenek oranının değişmesi sonucu işlev görmez hale gelene, hatta bazıları delininceye kadar yoğun kullanılmış oldukça derin ve söbe biçimli aletlerdir. Bu taşlar Sumaki’nin en son N1 Evresinde devşirme olarak taş dizilerinde kullanılmış. Bazalt kırıntıları aynı zamanda Sumaki’nin en eski yerleşimi N7 ve daha sonraki N5-N3 evrelerindeki Erken Mineral Katkılı kapların ana katkı malzemesi. Her ne kadar ilk nerede biçimlendirildiği kesinleştirilmese de Erken Mineral Katkılı kaplar Sumaki’deki yarı-göçerlerin mevsimlik yerleşmelerinde üretilmiş ve yaklaşık 1000 seneye yayılan uzun bir zaman diliminde kullanılagelmiştir.

İri el değirmenleri/öğütücüler genellikle yan kenarları kırılana ya da kullanım yüzeylerindeki gözenek oranının değişmesi sonucu işlev göremez hale gelene, hatta bazıları delininceye kadar yoğun kullanılmış oldukça derin ve söbe biçimli aletlerdir.

Toprak kap üretimi günlük yaşamı kolaylaştırıcı bir öğe: belli bir mevkii yerleşim alanı olarak belirleyip mevsim mevsim yer değiştiren yarı-göçerlerin ‘kampta’ bırakılmak istenen eşyaların hem saklanabileceği hem de bazı yiyecekleri hayvanlardan ve sel/taşkın gibi doğal olaylardan koruyan bir eşya.

Erken mineral katkılı kaplar, oldukça standart hafif içi dönük ağızlı, yatay iki tutamaklı ve düz geniş dipli, derin, yüzeyi açkılanmış ve iyi pişirilmiş kaplardır. Her ne kadar bu kapların ‘ilk tencereler’ olduğu ileri sürülse de Sumaki’dekilerin çoğunun üzerinde ateşle temas ettiğini gösteren emarelerin eksikliği daha çok yiyecek dahil saklama kapları olduğunu düşündürmektedir. Diğer yandan tutamakların çoğu içi dolu kabı ocaktaki ateşin üzerinden kaldırmaya da elverişli değil. Tutamakların büyük olasılıkla kabın ağzına kapatılan bez, deri, saz hasır örgü gibi malzemeyi bağlayan ipin sabit durmasına sağlayan bir işlevi vardır. Tıpkı günümüzde güneşin altına bırakılan salça ve/veya reçel tenceresinin ağzına gerilen tülbentin çevresinden dolandırılan ip veya lastiğin tencerenin kulpundan aşırılarak daha iyi gerdirilmesini sağlamak gibi. Sumaki’deki kutu şeklindeki kaplar da ideal saklama kapları.

Sumaki’deki kutu şeklindeki kaplar ideal saklama kaplarıdır

Nitekim, çok sayıdaki, daha sonraki dönemlerin creatulae veya bullelerinin öncüsü niteliğindeki bitumenli (katranlı) kilden yapılmış 2000’den fazla kil kapama ve parçası, kapların içindekilerin yayla dönüşü sağlam kalmalarının ya da kışlık erzakların belli bir süre açılmamasının garanti edilmiş olduğunun en belirgin verisi. Kil kapamalar çeşit çeşit, kimisi bastırıldığı yerin izlerini taşıyan kıvrımlı topan şeklinde, kimisi hayvan heykelciği veya üç ayaklı betimlerin deforme edilerek bastırılması şeklinde, kimisi müze depolarının veya eskiden su damacanalarının ağzına vurulan kurşun mühürlerin kil boncuk biçiminde olanlarından. Sumaki’deki kilden nesnelerin neredeyse çoğu, hayvan heykelcikleri ve üç ayaklı betimler dahil, sanki bu amaçlı üretilmiş. Deforme edilmemiş heykelcik oldukça az, tek istisna kadın heykelciklerinde, onların da sayısı çok değil.

Çeşitli kil kaplamalar

Kadın heykelciği

Sumaki’deki kilden nesnelerin neredeyse çoğu, hayvan heykelcikleri ve üç ayaklı betimlerdir

Sumaki için tek bir topluluktan söz etmek çok doğru olmayabilir. Elimizde hiç insan kalıntısının olmayışı, benzerlik taşısa da mimaride bazı farklı geleneklerin ipuçları gibi olgular Sumaki’nin farklı topluluklar tarafından kullanılmış olduğuna işaret ediyor. Ancak şurası bir gerçek ki, MÖ 7300-6360 yılları arasındaki dönemde, en azından dağ-eşik bölgesinde yaşayanların bir ortak kültürü var. Bu kültür, Son Çanak Çömleksiz Neolitik dönemde Kuzey Mezopotamya’daki birçok yerleşmede rastladığımız Hücre Planlı yapı geleneğini sürdürme ile pişmiş toprak kap kullanmamak gibi başat göstergelere sahip N6 evresinde kısmi bir değişime tanıklık etmekle birlikte esas değişim N2-N1evrelerinde belirgin. Başka bir anlatımla, daha güneyden, bugünkü Irak’tan belki de Zagroslar’dan çok farklı bir çanak çömlek geleneğine sahip bir topluluğun göçü söz konusu. Yeni gelenlerin kullandıkları kapların bitkisel katkılı olmasının yanı sıra biçimleri de Erken Mineral Katkılı kaplardan çok farklıdır: Açık ağızlı düz dipli sığ ekmek/ kek kalıbı tipli, bazıları Hassuna kültürünün tipik öğesi husking tray biçimlerini yakinen andıran alçak kenarlı kalın dipli sığ söbe kaplar, kısa boyunlu çoğunlukla ince kırmızı astarlı küresel gövdeli sıvı kapları ile hafif omurgalı gövdeli derin çömlekler. Bunların diğer özelliği de istinasız siyah-kurşuni özlü, iç ve dış yüzeylerinin devetüyü, pembe, açık kahverengi ve yüzeylerinin açkısız olmalarıdır. Tutamak çok nadirdir. Irak ve Kuzey Suriye’de eş zamanlı yerleşmelerde bu tip kaplarda memecik ve kabartma bezek daha yaygınken Sumaki’de sadece birkaç parçada ancak karşımıza çıkar.

Alçak kenarlı kalın dipli sığ söbe kaplar, kısa boyunlu, çoğunlukla ince kırmızı astarlı küresel gövdeli sıvı kapları ile hafif omurgalı gövdeli derin çömlekler

Ana toprağın üzerindeki N7 evresinin basit çadır ya da saz kulübelerden oluşan bir “Konak Alanı” niteliğinde olmasına karşın N6 evresindeki ‘L’ veya ‘T’ şeklindeki orta uzun mekanın her iki yanında dörtgen odacıklara sahip saz, otsu bitki, dal parçası ve sıkıştırılmış toprakla inşa edilmiş sıvalı tabanları olmayan Hücre Planlı Yapılarıyla Kuzey Mezopotamya’nın Son PPNB geleneğini yansıtan yerleşme diğer evrelere oranla ‘uzun süreli’ bir yerleşme özelliği taşır. Çanak çömlek kullanmayan bu topluluk PPNB geleneğinin son temsilcilerindendir. N5 evresinde Hücre Planlı Yapı geleneği, daha sonraki N4 evresinin hakim mimarisi 2 ve daha fazla odalı veya tek mekanlı yapılarla birlikte süregelir.

Hücre Planlı yapılar

Bu evredeki diğer bir “yenilik” ise birkaç yapının duvarlarının kerpiç olmasıdır. N4 evresi sel nedeniyle terk edilmiş alanın tekrar iskan sürecidir ancak çok da uzun bir zaman geçmeden gelen sel alanın tekrar terk edilmesine yol açar. N3 evresindeki tam anlamıyla mevsimlik geçici yapı ya da çadır benzeri barınaklar bu yöredeki toplulukların Sumaki’nin bulunduğu alana ‘kalıcı’ yerleşmek için temkinli yaklaştıklarına işaret etmektedir. Ancak güneyden, olasılıkla Zagroslar üzerinden gelen topluluklar bu alanın hep doğanın tehdidi altında olduğundan bihaber sazlardan konutlarını, ocak ve fırınlarını inşa edip yerleşmişler. Çok sayıdaki kap parçasından anlaşıldığı üzere bir süre oldukça rahat süren yaşamları bütün yerleşmeyi dağıtan kuvvetli bir sel ile sona ermiş. Son N1 evresinde ise artık çevredeki yerli -yabancı topluluklar için Sumaki’nin “yerleşmek için sakıncalı bir bölge olduğu” kabul edilmiştir. Olasılıkla bunu anlatan bir adlandırma bile takılmıştır, kim bilir? Aradan asırlar geçer, MS kal. 782-884 yıllarında alanın görece yüksek kısımlarına yapılan birkaç ev de doğanın dinamiğine karşı koyamaz tıpkı bugün akarsu yataklarına ve yakın çevresine kurulan yerleşimlerin bu doğa kanunu karşında elleri-kollarının bağlı kalmaları gibi…

Hücre Planlı Yapılarıyla Kuzey Mezopotamya’nın son Çanak Çömleksiz Neolitik B Dönemi geleneğini yansıtan yerleşme diğer evrelere oranla ’uzun süreli’ bir yerleşme özelliği taşır

Genel hatları ile baktığımızda, Sumaki höyük dağ-ova eşiği bölgesindeki konumu ile gerek Kuzey Mezopotamya düzlükleri gerekse Zagroslar üzerinden Doğu Anadolu dağları arasındaki insan topluluğu hareketliliğinin bir ara soluklanma /konaklama noktası işlevini taşıyor izlenimi bırakmaktadır. Son PPNB geleneği temsilcileri, bölgenin yerli yarı-göçebe ahalisi, Zagroslar bölgesi topluluklarının buluşma noktası, ortak kullanılan açık alanlar ocaklar, fırınlar, bazen ateş çukurları… olasılıkla ortak yenen yemekler, ortaklaşa kullanılan kemik, taş aletler, diğerleri… Hangi topluluk hangi yeniliği, örneğin dokumada kullanıldığı düşünülen kertikli aletleri, mineral katkılı kapları, kapların ağızlarının kil kapamalarla ‘mühürlenmesi’ni ‘Sumaki geleneğine’ soktu? Bilmiyoruz. Tek bildiğimiz hangi gelenek hangi topluluk olursa olsun Sumaki mevkiinde barışçıl bir kaynaşmanın izleri ortalıkta, defalarca su baskınlarına uğramalarına rağmen…

Hücre Planlı Yapı geleneği

Sumaki açık köye hoş geldiniz!

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

8000 Yıllık Spatula

Yeşilova Höyüğü Neolitik Dönemine ait IV. Tabakada ele geçen yaklaşık 15 cm. uzunluğundaki spatula, &nb...

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kalesi “Kef Kalesi”

Kef Kalesi, Bitlis ili, Adilcevaz İlçesi, Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında yer almaktadır. Kale,  ...

İsrail Kıyılarında 900 Yıllık Haçlı Kılıcı Bulundu

İsrail’in batısındaki Carmel kıyılarında dalış yapan Shlomi Katzin isimli bir dalgıç, deniz kabuklarıyla kaplı bü...