Tılsımlı Paralar

Önceleri sadece metalden olan, sonra da kağıda basılan gerçek anlamda bildiğimiz para hayatımıza yaklaşık 2650 yıl evvel girdi. Paranın maaş ödemelerinde kullanımını kolaylaştırma, ödeme süreçlerini düzenleme ve muhasebe kayıtlarını daha anlaşılır hale getirme fikrini ilk kez Lidyalılar geliştirmiştir.

Bu krallık, metalden pulları standart bir ağırlığa getirerek değerli madenden içeriğin saflığını sabitlemiş, ardından da üzerine krali bir damga vurarak ilk sikkeleri darp etmiştir. Bu icat hiç şüphesiz uygarlık tarihinin en önemli adımlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Üzerinden çok da zaman geçmeden Küçük Asya kıyılarındaki Hellen kentleri de Lidyalıları takip ederek kendi sikkeleri darp etmeye başlamışlardır. İlk sikkeler altın ve gümüşün alışımı olan elektron madeninden üretilmiştir. Ardı sıra, Kral Kroisos’la birlikte çift metalli sisteme geçilerek altından ve gümüşten iki ayrı sikke basımına başlanmıştır. Hellenlerin büyük bir kısmı sadece gümüş sikke basmayı tercih etmişlerdir. Kuzeydeki Karadeniz ve Balkan yarımadası ile sıkı ticari ilişkiler içinde olan Küçük Asya’nın kimi kentleri ise eskiden olduğu gibi elektron sikke darbına devam etmişlerdir.

Çok uzun bir süre değerli madenden sikkenin basım amacı askerlerin ve memurların maaşlarını ödemek, savaşları finanse etmek, çok maliyetli inşa faaliyetlerini gerçekleştirebilmek, harçları, vergileri kolayca ödeyebilmekti. Gündelik hayatta küçük ödemelerde sikke kullanımı ise Geç Klasik dönemde tedavüle girecek olan tunç sikkenin icadıyla yaygınlaşmıştır. Bu madenden sikkelerin maliyeti yok denecek kadar azdı ve çok küçük değerlerin karşılığı olarak oldukça pratik bir ödeme aracıydı. Neredeyse hiç para etmeyecek o yuvarlak metale, Geç Klasik Dönemde 12 tanesi bir araya geldiğinde 1 gram ağırlığında gümüş bir sikkeye eşit kıymet biçilmiştir. Artık kentler ve devletler piyasaya sürdükleri, yerel kullanıma yönelik paraların kullanımını empoze ederek uluslararası dolaşımı ve kullanımı olan, dışardan gelen gümüş sikkeleri ülkelerine çeker oldular ve bu da elbette onlar için kazanç demekti.

Hellenistik dönemle birlikte tunç sikke neredeyse en yoksulun dahi ulaşabileceği bir nesneydi artık; tabi ki şansı yaver gidebilecekler için. Para, tarih boyunca kimilerine zenginlik kimilerine ise felaket getiren olmuştur. İnsanlık için para, kimi zaman yönetilen, kimi zaman ise yöneten bir unsur olmaya devam etmektedir.

Düşünürler, paranın felsefesi üzerine daha MÖ 4. Yüzyılda kafa yormaya başlamıştır. MÖ 4. yüzyılda, paranın icadından yaklaşık 200/250 sene sonra Sinoplu Diogenes’e göre paraya olan sevgi, insanlar ondan çok şey bekledikleri içindi. Aristoteles de aynı yüzyıl paranın değeri insanların ona verdiği değerdir çıkarımında bulunmuştur. MS 1. yüzyılın en önemli Romalı düşünür ve devlet adamlarından Seneca’nın dediği gibi “Para, zenginler için bir süs, fakirler için bir ihtiyaç, akıllılar için bir araç ve aptallar için bir fetiştir”. Her şeyden önce sikke tabi ki bir ödeme ve yatırım aracıdır. Alım gücüne sahip bir nesnedir. Doğru kullanılırsa zenginlik yanlış kullanılırsa fakirlik getirendir. Tıpkı Voltaire’in dediği gibi: “Para, dünyanın en iyi ilacıdır ve aynı zamanda en ölümcül zehridir.”

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 109. Sayı Paranın Hafızası Antik Çağda Kült ve Propaganda

 

EN ÇOK OKUNANLAR

Tarlada Yürüyüş Yapan Kadın 2150 Gümüş Sikke Buldu

Prag'ın güneydoğusundaki Kutnohorsk kentinde tarlada yürüyüş yapan bir kadın, çiftçilik faaliyetleri sırasında yüzeye çıkan birkaç gümüş sikkeye rastladı. Çek Cumhuriyeti'nde şimdiye kadar bulunan en büyük erken ortaçağ sikke istifini açığa çıkardığının farkında değildi.

SON İÇERİKLER