Yukarı Dicle Havzasında Meydana Gelen Depremlerin Arkeolojik Kanıtları

Arkeolojik kazılarda açığa çıkan yapı kalıntıları farklı etmendenler dolayı farklı tahribat özellikleri gösterir. Terk edilmiş ve hava koşullarına açık kalmış yapılar zamanla rüzgâr, yağmur gibi etkenlerle aşınır.

Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağından Etkilenen Kazı Alanları

Kerpiçler zamanla aşınarak tekrar toprağa dönüşürken taşlar da çamur harcın çözülmesiyle birlikte dağılır. Yapılar terk edilirken ağır olmayan eşyaların da birlikte götürülmesinden dolayı, yapı enkazında sadece kırılmış malzemeler kalırken, bir saldırıya maruz kalmışsa da arda kalan yağmalanmış ve yakılmış kalıntılar ile bazen de saldırı sırasında öldürülen bireylerin iskeletleri günümüze kalır. Bir yapının, üzerine yeni bir yapı inşa edilmesi sırasında, eski yapının ayakta kalan duvarları yıkılıp boşluklar doldurularak yeni yapı için bir düzlem oluşturulur. Bu etkenlerden dolayı yıkılmış yapılarda duvarlarda ve temellerde herhangi bir deformasyon meydana gelmez.

Yer sarsıntılarının etkisiyle hasar gören yapıların duvarlarında ve temellerinde ise yatay ya da dikey eksende dalgalanmalar, belli yönlere doğru yıkılma ve eğilmeler ile çatlamalar meydana gelir, kerpiç duvarlarda bazı kerpiç sıraları ezilerek incelir, yapı taşları ve kerpiçlerde ayrılmalar ortaya çıkar. Yapı içerisindeki eşya parçalanarak tabana yayılabilir ve yıkıntıların altında depremden dolayı yaşamını yitiren bireylere ait iskeletler bulunabilir.

Bu tip bulguların açığa çıktığı bir dizi arkeolojik kazıda, Yukarı Dicle havzasında son 11 bin yılda meydana gelen bazı tarihi depremlerin izleri açığa çıkarıldı. Tarih boyunca önemli depremler üreten Bitlis-Zagros Bindirme Kuşağı, Arabistan Plakasının Anadolu Bloğunun ve Avrasya Plakasının altına girdiği daralma hattıdır. Adıyaman ili Çelikhan ilçesinden başlayıp Diyarbakır’ın Çüngüş ve Ergani ilçelerinin kuzeyinden, Lice ile Kulp ilçelerinden geçen bindirme fayı, Richter Ölçeğine göre 6.9-7.1 büyüklüklerinde ve Mercali sınıflandırmasında VII şiddetinde yıkıcı depremler üretir. Ilısu Barajı ve Ambar barajı kurtarma kazılarında bu sisteme bağlı Silvan, Garzan ve Raman kör bindirme faylarının ürettiği depremlerin izlerine ulaşıldı.

Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem

Diyarbakır ili Kocaköy ilçesine bağlı Ambar köyü yakınlarında, Ambar Çayının batı kıyısına kurulmuş olan Gre Fılla, Silvan kör bindirme fayı üzerinde yer alıyor. MÖ 8. binde inşa edilen köşeleri yuvarlatılmış dörtgen planlı çukur yapılar yaklaşık 10 x 10 metre boyutlarda ve 3 metre derinlikte. Bu yapılar, kazılan çukurun kenarlarına kuru taş duvar tekniği ile yerleştirilen kireç taşları ile inşa edilmiş. Yapılardan ikisinde içe doğru kavis yapan duvarlar dikey eksende dalgalanmayı gösterirken, bazı duvarlarında yatay eksende dalgalanma meydana gelmiş.

Gre Fılla, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemçukur yapısında deforme olmuş duvarlar.

Çanak Çömlekli Neolitik Dönem

Gre Fılla’nın kuş uçumu 800 metre güney- güneydoğusuna, Ambar Çayının doğu yakasına kurulan Kendale Hecala’da Silvan Bindirme fayının kuzey ucu yakınında ve Lice fayının kuş uçumu 20 kilometre güneyinde yer alıyor. Kalibre edilmiş radyokarbon tarihlerine göre MÖ 5500 yıllarında kullanılan yapıların taş sıralarında yatay eksende dalgalanmalar ve mekân içine devrilmeler, bazı kerpiç sıralarında incelmeler ve bazı duvarlarda yarılmalar, eğilmeler meydana gelmiş.

Akkad İmparatorluğu Sonu Diyarbakır ili Bismil ilçesi yakınında, Salat Çayının kuzey kenarına kurulan Salat Tepe, Lice fayının 75 kilometre güneyinde, Batman-Raman fayının 40 kilometre batısında yer alır. Geç Akkad dönemine, MÖ 2200 civarına tarihlenen tabaka IIA:6 yapısının birbirinden ayrılmış ikiz duvarları ile kerpiçler arasında meydana gelen açılmalar, yapının bir yer sarsıntısından etkilendiğini gösteriyor. Yapının güneyindeki kerpiç terasın üzerini kaplayan yangın enkazı üzerine de bir kerpiç duvar devrilmiş. Depo odalarında taban üzerine yayılmış çok sayıda kırık kap da yer sarsıntısı sırasında tavanın çökmesinden kaynaklanıyor. Yapı deprem sırasında yangın da geçirmiş.

Erken Tunç Çağı Sonu

Geç Akkad dönemi yapısının ayakta kalan duvarları yontularak ve üzerine dere taşları döşenerek oluşturulan düzlemlere kerpiçler dizilerek onarılmış, yeni yapılar (tabaka IIA:5) inşa edilirken bazı duvarların temel seviyesine yaklaşık 20-30 metre aralıklarla birer hayvan parçası gömülmüş. Bu uygulama, yeni yapının yer sarsıntısından korunması amacını taşıyor, ancak, bu yerleşim de MÖ 2100/2050 yıllarında meydana gelen bir depremle yıkılmış. Bu yapılardan birinin tabanı üzerine kerpiç duvarlar devrilmiş, bazı yapıların duvarlarda dikey eksende dalgalanmalar meydana gelmiş. Bir yapının 1.20m kalınlıktaki, yaklaşık 3.50m yükseklikte korunmuş kerpiç duvarında eğilme ve çatlamalar görülüyor. Duvarları içe doğru eğilmiş ve yatay eksende dalgalanma geçirmiş iki yapının tabanı, tavanın çökmesi sonucu parçalanmış çok sayıda pişirme kabı ile kaplanmış.

Orta Tunç Çağı Başı

Depremle yıkılan yapıların ayakta kalan duvarları yontulup yeni kerpiçlerle tamamlanmış, tepe üzerine yeni bir yerleşim (tabaka IIB:4) kurulmuş. Bir yapının yaklaşık 4 metre yükseklikteki kerpiç duvarı yanık tabanı kaplayan küllü dolgu üzerine devrilmiş, kapı açıklıkları kerpiç moloz ile dolmuş. Bir yapının tabanı üzerine sırt üstü yatmış, bacaklarını iki yana açmış, kollarını dirseklerinden bükerek başı hizasında yumruk şekline getirmiş iskelet, orta yaşlı erkek bireye ait.

İskeletin kısmen yanmış olmasının yanı sıra, başına isabet eden yanmış merteğin parçaları, kafatası içerisine birikmiş. Bu bulgular, MÖ 1900 civarında meydana gelen bir yer sarsıntısından dolayı yangın çıktığını ve tavan üzerine çöken bireyin enkaz altına yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Yeni yapıların bazılarının temellerine birer çanak içerisine yerleştirilmiş domuz yavruları konurken, bazılarına da kırılmış pişmiş toprak figürinler eklenmiş. Bu eylem, yer sarsıntısına neden olduğuna inanılan kötü etkilerin pişmiş toprak figürlere tinsel olarak yüklenmesi ve figürlerin kırılarak gömülmesi suretiyle bu kötülükten kurtulmaya yönelik büyü işlemleridir. Halk arasında “günah keçisi” olarak bilinen uygulama, “taklit büyüsü” tarzında yerine getirilmiş. Bir yapının enkazı üzerine, içine domuz yavrusu yerleştirilen bir çanağın baş aşağı yerleştirilmesi, depreme neden olan kötülüğün bunun üzerine inşa edilecek yeni yerleşime etki etmemesi için yapılan bir uygulamanın kalıntısı…

Devamı; Aktüel Arkeoloji Dergisi 91. Sayı “Deprem”

EN ÇOK OKUNANLAR

Macaristan’da Zırhı, Silahları ve Atı İle Gömülmüş Avar Savaşçısı Bulundu

Déri Müzesi'nden arkeologlar, Macaristan'ın kuzeydoğusunda, Ebes yakınlarındaki bir Erken Avar mezarında eksiksiz bir lamel zırh seti ortaya çıkardılar. Bu eser 7. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir ve şimdiye kadar büyük ölçüde sağlam ve orijinal konumunda keşfedilen ikinci Panoniyen Avar lamel zırhıdır. İlki 2017 yılında Ebes'in sadece 16 kilometre güneyindeki Derecske'de bulunmuştu.

Türk Topraklarında 3400 Yıllık Piramit Bulundu

Bu yılın başlarında bilim insanları Kazakistan'da 4 bin yıllık sofistike bir bozkır piramidinin keşfedildiğini bildirmişti. Arkeologlar şimdi de Karaganda bölgesinin Shet ilçesine bağlı Taldy köyünün 13 km doğusunda, Taldy-Nura Nehri'nin yanındaki bir tepede başka bir piramit buldular.

SON İÇERİKLER