Noel Baba Gerçekte Var Mıydı?

Bugün İtalya’daki San Nikola Kilisesi gibi Antalya/Demre’deki Aziz Nikolaos Kilisesi de Hıristiyanların hac merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor ve en fazla Ruslar tarafından ilgi görüyor. Demre, her yıl Rus Çarları I. Nikolay (1825–1855) ve II. Nikolay’a (1894–1917) da ismini veren Nikolaos’a saygısını sunmak üzere gelen 500 bin Rus turisti ağırlıyor.

  • Yazar : Hüseyin Sami ÖZTÜRK / Ceren PİLEVNELİ
  • Tarih : 3 ay önce

Bugün özellikle çocukların hayallerini süsleyen Santa Claus ya da Noel Baba gerçekte var mıydı? Yoksa yalnızca popüler kültüre adapte edilmiş efsanevi bir kişilik miydi? Noel Baba ya da Santa Claus kırmızı kıyafeti, uzun beyaz sakalı ve bıyığı, sevimli yüzüyle aslında hepimizin aşina olduğu bir figür; ancak aynı zamanda tarihçiler için çok bilinmeyenli bir denklem.

Asıl adı Nikolaos olan Santa Claus; MS 4. yüzyılın başında, Bizans İmparatoru Büyük Constantinus zamanında Myra’da (Demre/Antalya) yaşamış bir aziz. Ancak hayat hikâyesinin pek çok noktası karanlık ve efsanelerle örülü; üstelik 6. yüzyılda aynı bölgede yaşamış bir başka Nikolaos ile de karıştırılıyor.

Elimizde Nikolaos’un doğum tarihi hakkında bilgi yok; ancak, Patara doğumlu olduğu ve 6 Aralık 345’te (?) öldüğü biliniyor. Gençliğinde Mısır ve Filistin’e hac yolculuğu gerçekleştiren Aziz, buradan döndükten sonra Myra piskoposu olarak atanmış. Diocletianus zamanında bir süre hapsedilen Nikolaos, Büyük Constantinus tarafından affedilmiş ve 325 yılında yapılan, imparatorun kendisinin de katıldığı, Hıristiyan Dünyası için büyük bir önem taşıyan meşhur Nikaia (İznik) Konsili’ne katılmış. Hatta bazı söylentilere göre burada Ortodoksi’nin büyük bir savunucusu olarak, heretik Arius’un burnuna yumruk atmış, çıkan karışıklık güçlükle bastırılmış. Ancak Nikaia Konsili’nde bulunan piskoposların imzaladığı belgede Myralı Aziz Nikolaos’un ismi ve imzası yerine Likya’dan yalnızca Pataralı Eudemios’un imzasının olması, hikâyenin gerçekliği konusunda şüphe uyandırıyor.

Aziz ve yaşamı hakkında çok fazla bilgi bulunmaması, ölümünden sonra onun hakkında anlatılan efsanelerin çoğalmasına da uygun ortam hazırlamış. Genellikle kilisede kabul gördüğü gibi acı çekmiş bir martyrios, şifacı ya da bir asker olmamasına rağmen Hıristiyan Doğu’da sevilen bir kişilik haline gelmiş, hatta Constantinopolis’te onun adını taşıyan yirmi beş kilise inşa edilmiş bu yüzden. Bunlardan en önemlisi de İmparator I. Iustinianus’un Blakhernai Bölgesi’nde inşa ettirdiği kilise ve bu kilise de Aziz’in Saint Khrysostomos olarak anılmasına sebep olmuş.

Bizans Dünyası’nın önde gelen azizlerinden biri olan Nikolaos, İmparatorluk tarafından Slavlara yapılan din ihracı sırasında Slav toplulukları, özellikle de Ruslar arasında saygı duyulan bir kişilik haline gelmiş.

Doğu Dünyası’nda çok sevilen ve çocukların, genç gelinlerin, tüccarların, öğrenci ve bilim adamlarının koruyucusu olarak kabul edilen Nikolaos hakkında anlatılan hikâyelerin çoğu aslında kendisinden çok önceki bir geleneğe, pagan kültürüne, Myra yakınlarındaki Sura’da bir Kehanet Merkezi bulunan ve çocukların, tüccarların, bilim adamlarının koruyucusu olan, geleceği gören Tanrı Apollon’un bilicilik geleneğine dayanıyor. Hıristiyanlık ile birlikte bu geleneğe ve Apollon’a olan tapınım ve saygı bir anlamda Nikolaos’un şahsında Hıristiyanlaştırılmış, efsaneler de İsa’nın yaşamına ve Hıristiyan ahlakına dayandırılmış. Nikolaos’un üç genç kıza çeyizlerini yapmaları için gizlice bıraktığı üç kese altının iyiliğin gizli yapılması esasına dayandırılması gibi.

Aziz’in bu durumu Batı’da da benzer bir şekilde cereyan etmiş. Nikolaos’un Batı’da tanınmasını sağlayan olayın, kemiklerinin Papa’nın emriyle İtalyan tüccarlar tarafından 1087 yılında Bari’ye kaçırılması olarak yansıtılsa da, aslında bundan çok önce II. Otto zamanında Germanya’da saygı gördüğü anlaşılıyor. Bunda da II. Otto’nun eşi Bizans Prensesi Theophano’nun etkisi olduğu düşünülmekte. 972’de II Otto ile evlenen Prenses, Aziz’in ikonasını yanında Germanya topraklarına götürerek, Nikolaos’un kültünü de yanında taşımış ve Noel Baba efsanesinin oluşumuna büyük bir katkıda bulunmuş. Tabi yine pagan kültürle iç içe geçen bir şekilde: Bu kez, Germen dinlerinde Baştanrı olarak kabul edilen Odin, Nikolaos’un şahsında Hıristiyanlaşmış; Odin’in uzun beyaz sakalı ve göklerde dolaştığı atı bir şekilde Nikolaos’un simgesi haline gelmiş. Yukarıda bahsettiğimiz üç genç kız hikâyesi ve Aziz’in bir kasap tarafından katledilen üç çocuğu yeniden dirilttiği hikâyenin birleştirilmesiyle çocuklara hediye dağıtan Sinterklaas ortaya çıkmış. Aziz’in ölüm tarihi olan 6 Aralık da Sinterklaas’ın bütün bir yıl boyunca uslu durmuş olan çocuklara hediye dağıtmak üzere yeryüzüne indiği gün olarak kabul edilmiş.

Nikolaos’un serüveni bununla bitmiyor tabii. Batı Avrupa’ya olan yolculuğu gerçek anlamda bir yolculuk şeklinde gelişmiş. Papa’nın emriyle Barili tüccarlar tarafından Aziz’in kemikleri Bari’ye kaçırılıyor 1087 yılında. 1090’da kemiklerine ev sahipliği yapması için görkemli bir Norman kilisesi inşa edilmiş ve Nikolaos bundan sonra İtalya’da, İngiltere ve İskandinavya’da geniş kitlelere ulaşmış. Myralı azizimiz Avrupa’da o kadar çok sevilmiş ki aşağı yukarı üç yüz yetmiş altı, Belçika’da üç yüz, Roma’da otuz dört, Hollanda’da yirmi üç kilise ona adanmış.

18. yüzyılın sonlarında, Nikolaos kültünün Hollandalı kolonistler tarafından Amerika’ya taşınmasıyla, Sinterklaas olarak bilinen Aziz, Santa Claus’a dönüşmüş; son olarak 1931’de bir reklam kampanyasında Coca Cola’nın, onun için seçtiği, kırmızı-beyaz kıyafetiyle ticari bir simge haline gelerek tüm dünyada bilinir hale gelmiş.

Bugün İtalya’daki San Nikola Kilisesi gibi Antalya/Demre’deki Aziz Nikolaos Kilisesi de Hıristiyanların hac merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor ve en fazla Ruslar tarafından ilgi görüyor. Demre, her yıl Rus Çarları I. Nikolay (1825–1855) ve II. Nikolay’a (1894–1917) da ismini veren Nikolaos’a saygısını sunmak üzere gelen 500 bin Rus turisti ağırlıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Kaçakçılık Operasyonu

 İzmir Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Tarihinin en büyük eser kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirilmiş, 65 bin 511 adet tarihi eser yakalanmıştır. 

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

SON İÇERİKLER

Ayasofya'nın "Halk Bilimi"

Ayasofya bir harikadır! Güzelliği ve boyutu büyülüyor ve bir açıklama bekliyor. Nasıl tasarlandı ve nasıl ...

Ayasofya'nın mozaikleri: Propagandif Sanat

Ayasofya’nın mozaikleri son günlerde yine çok gündeme geldi. Aslında son günlerde Ayasofya’nın ...

Ayasofya'da Fossati Kardeşlerin Onarımları ve Yeni Eklemeler

Mimar kardeşler Gaspare (1809-1883) ve Giuseppe (1822-1891) Fossati’nin İstanbul’a yollarının düşmesi, R...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız