Pergeli Asclepiades

Halkı Tarafından Çok Sevilen Hekim

Asklepiades, antik cağda şifa arayışı içinde olan insanlara verilen özverili hizmetleri sunan bir hekimdir. Kendisi sadece tıbben değil, aynı zamanda halka sağlık konusunda eğitim vermek suretiyle de yardımcı olmuştur. Mesleki yaşamı boyunca yapmış olduğu bu yardımlar unutulmamış ve Perge ve Seleukia Halkları kendisini bu yazı ile ebedileştirmişlerdir. Antalya yöresinde 2000 yıl önce hizmet veren başarılı bir hekimin şanlı belgesidir.

“Tıp sanatı nerede seviliyorsa, orada insanlığın sevgisi de mevcuttur.’’ ~ Hippocrates

Antik dönemde sağlık ve hastalıklar dini törenlerle ve iatroilar yani hekimler tarafından ele alınırdı. Dini boyut dikkate alındığında Asklepios kültü ön plana çıkmaktadır. Asklepios tıbbın tanrısıdır ve Epione ile olan birlikteliğinden altı çocuğu olmuştur. İki oğlu Podaliros ve Machaon, Homer’in İlliada’sında hekim olarak ifade edilirler. Dört kızı Akeso, Iaso, Panakeia ve Hygieia’dır. Panakeia her şeyi iyileştiren ve Hygieia sağlık anlamına gelmektedir. Hygeia çocuklarıyla kültün parçası haline gelmiştir. Asklepios ise heykellerde sakallıdır ve kendisine yılan, horoz ve kablumbağa eşlik eder. Hayvanlar hekimleri sembolize eden temkinlilik ve sağduyuyu temsil etmektedir. Asklepios’un nerede ve hangi yıllarda yaşamış olduğuna dair farklı rivayetler mevcuttur. Bulunduğu kutsal alanlar ve merkezler kısa sürede çok ünlenmiştir. Örneğin Epidaurus kenti en ünlülerindendi. Burada Asklepios adına düzenlenen spor ve drama festivalleri dört yılda bir düzenlenirdi (Asklepiatlar). Bu kült beşinci yüzyılın son yıllarında Atina, Girit ve Anadolu’da (özellikle Bergama’da) yer bulmuştur.

Asklepios sağlık ile ilgili en önemli tanrı olarak kabul görse de, Apollo da vebayı tedavi edebilen bir tanrı olarak saygı görürdü. Kendisine bu yüzden Apollo latros ünvanı verilmiştir. Zeus çare için çağrıldığında Zeus Soter (kurtarıcı) ünvanını alırdı.

Asklepios kültü, kentin olanaklarına göre değişik özellikler arz etmekle birlikte bir tapınak, kutsal su kaynağı, çeşme ve bir yatakhaneden oluşmaktaydı. Epidaurus yanı sıra Kos, Atina, Bergama, Eretria, Troezen, Lebena, Lissos gibi kentlerde bu tarz şifa merkezleri bulunmakta idi. Hasta hacılar bu merkezlere başvurmuşlardır. Merkez rahipleri ücret karşılığında hizmet vermekteydiler ve hastaları iyileştikleri takdirde tanrıya bağışta bulunacaklarına söz verirlerdi. Kutsal suda yıkandıktan sonra, tanrının gözü altında yatarlardı. Mabete yakın bir yerde abaton olarak adlandırılan sütunlü bir mekanda ya da yatakhanede uyunurdu. Hacılar uykularında şifa verici bir rüya görmeyi ümit ederlerdi. Rüyalarında dertlerine deva verilmesini beklerlerdi. Kutsal yılanların üzerlerinde hareket etmelerini dilerlerdi. Ertesi gün rüyasında tanrıyı görenler kendilerini iyileşmiş olarak kabul ederlerdi.

Epidaurus’lu rahipler güçlerini tesis etmek için MÖ dördüncü yüzyılın ikinci yarısında kutsal alanın içinde bulunan stellere bazı hasta öykülerini kazımışlar ve tanrının etkinliğini belgelemeye çalışmışlardır. Bu yazıtlar tıbbi uygulamalar ve reçete içerikleri ile ilgili ayrıntılar içermese de, kent adına övgüler ya da benzeri konuları içermektedir.

Bu durum Antalya’da bulunan Perge kenti için de söz konusu olmuştur. Tahminen MÖ 200-100 yıllarında kente kamusal ya da özel hizmet sunan bir hekimi ödüllendirmek ve onurlandırmak için, hekime oylama sonucu onur kararı/derecesi verilmiştir. Küçük Asya’dan bir hekimden söz eden 50 satırlık, grekçe yazılmış bir yazıt yayınlanmıştır. Bu yazıt Myron’un Oğlu Asklepiades için hazırlanmış Perge ve Seleukia kentlerine ait iki onursal övgü içermektedir. Myron’un Oğlu Asklepiades’e antik kayıtlarda rastlanmamaktadır. Bu ismin antik çağda sıklıkla kullanılmış olması olasıdır. Aynı stel üzerinde iki kentin adının geçmiş olması bu yazının özel bir girişim ile yapılmış olduğunu düşündürmektedir. O dönemde Seleukia dahil hiçbir kent diğer kentin adının bir övgü yazıtına eklenmesine izin vermezdi. Bir ihtimal bu stel Myron’un Oğlu Asklepiades’in gitmiş olduğu üçüncü bir kentte hazırlanmış olabilir. Burada biyografik bir belge olarak dikildiği düşünülebilir.

Samama’ya göre stelde Bergama asıllı Myron’un Oğlu Asklepiades’in Perge kenti tarafından onurlandırılıp; verdiği sağlık hizmetleri, gymnasiumda halka yönelik yaptığı konuşmaları, başarılı tedavi ve reçeteleri için teşekkür edilmektedir. Bunun yanı sıra Seleukia kenti kendisini hizmetleri için övmüştür ve hizmetleri karşısında 1000 Drahmi aldığı yazılmaktadır. Böylece MÖ 200-100 yıllarında çalışan hekimlerin maaşları konusunda bilgi edinilmektedir. Devamında hastalarını kurtarmak için hiçbir şeyden sakınmadığı ve kişilerin şahitliği altında kendisi, karısı ve çocuklarına vatandaşlık hakkının verildiği bildirilmektedir. Kendisinin Seleukia spor yarışmasında altın bir taç ve bir bronz ile ödüllendirilmesinin uygun olacağı da bildirilmektedir.

Asklepiades, antik cağda şifa arayışı içinde olan insanlara verilen özverili hizmetleri sunan bir hekimdir. Kendisi sadece tıbben değil, aynı zamanda halka sağlık konusunda eğitim vermek suretiyle de yardımcı olmuştur. Mesleki yaşamı boyunca yapmış olduğu bu yardımlar unutulmamış ve Perge ve Seleukia Halkları kendisini bu yazı ile ebedileştirmişlerdir. Antalya yöresinde 2000 yıl önce hizmet veren başarılı bir hekimin şanlı belgesidir.

“ Tıp sanatı nerede seviliyorsa, orada insanlığın sevgisi de mevcuttur.’’ ~ Hippocrates

Kaynaklar:

  1. Samama E. Asklepios, Hippocrates and their followers: some aspects of healing and physicians in the Ancient World. Capa . 2000/2001; 13/14 (13-14): 301-314.
  2. AN ANCIENT GREEK INSCRIPTION. Volume 187, ISSUE 4828, P579, March 11, 1916Published:March 11, 1916 DOI:https://doi.org/10.1016/S0140-6736(01)11384-X
  3. Samama, Évelyne. Les médecins dans le monde grec: sources épigraphiques sur la naissance d’un corps medical. Gèneve. 2003; 77. 341.
  4. Frances AJ. Putting Humanity and the Humanities Back Into Medicine. Psychology Today. Erişim: https://www.psychologytoday.com/us/blog/saving-normal/201507/putting-humanity-and-the-humanities-back-medicine . Erişim tarihi: 08.05.2020.

EN ÇOK OKUNANLAR

Kültepe Kazılarında Yeni Buluntular

Kültepe-Kaniş kazılarında Eski Tunç Çağı'na tarihlenen Kültepe'ye özgü 4300 yıllık 10 yeni alabaster (gypsum) idol bulundu. 

Prof. Dr. Jale İnan

Antalya’da Bir Arkeoloji Çınarının Gölgesinde   

Ülkemiz ama özellikle Antalya arkeoloji camiası 2014’ün 1 Şubat’ında 100 yaşına basan Türkiye’nin ilk kadın arkeologu Jale İnan’ı bir kez daha andı. 26 Şubat 2001’de aramızdan ayrılışının ardından onlarca yıl geçmesine rağmen Jale Hoca hiç unutulmadı. 

SON İÇERİKLER

İskit Savaşçı Mezarından Önemli Buluntu

Rusya, Voronezh, Ostrogozhsky bölgesinde bir savaşçı mezarını kazan arkeologlar İskit eserleri keşfettiler. İskitler, ...

41500 Yıllık Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu

Mamut Dişinden Yapılmış Kolye Ucu Avrasya’da Bulunan En Erken Süslemeli Takı Örneği Olabilir. Kolye, güney Kr...

Malazgit’te Türk Devri Eserleri

Müslüman Türklerin Anadolu’yla ilk tanışmalarının genellikle 9. yüzyılda Abbasilerin yaptığı seferler sı...