A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined variable: ub

Filename: core/fonksiyon_helper.php

Line Number: 464

Backtrace:

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/helpers/core/fonksiyon_helper.php
Line: 464
Function: _error_handler

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/controllers/Web.php
Line: 11
Function: findBrowser

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/index.php
Line: 315
Function: require_once

38. Sayı -Hattiler » Aktüel Arkeoloji

38. Sayı -Hattiler

Anadolu'nun Kayıp Uygarlığı

Bu sayıda ise 2. binyıl öncesine bir göz atarak, Anadolu’nun bu eski, yerli, tarımcı, zengin ve belki de mutlu halklarının kısa tarihini anlatmak istedik. MÖ 2. binyıl Anadolu’sunu bize anlatan en önemli buluntular; Alaca Höyük mezarları, Mahmatlar, Horoztepe, Eskiyapar, Hasanoğlan ve son dönemde oldukça önemli bilgilerin gelmeye başladığı Resuloğlu gibi yerleşimlerden geliyor.

Birkaç sayı önce Prof. Dr. Önder Bilgi ile «Anadolu’dan İnsan Görüntüleri » üzerine hazırladığı kitaptan yola çıkarak bir röportaj gerçekleştirmiştik. Röportajımız MÖ 2. binyılın başında Anadolu’daki değişime odaklanmıştı. Hint – Avrupa kökenli halkların büyük göçleri, Mezopotamya’da kent devletlerinin sonlanıp merkezi Akkad Krallığı’nın güçlenip askeri hareketliliği başlaması ve Assurla başlayan ticaret ilişkileri, Anadolu’yu kültürel ve tarihsel olarak büyük bir değişim içine sokmuş görünüyordu.

Peki, tarihsel olarak görebildiğimiz bu büyük sosyo–kültürel ve ekonomik değişimden önce Anadolu nasıl bir yerdi? Akkad kaynaklarından isimlerini öğrendiğimiz bu tarımcı toplum Hattiler, uzun zamandır ilgimizi çeken ama bir türlü üzerine eğilemediğimiz bir konuydu. Daha önceki birkaç sayıda MÖ 2. binyıl ve sonrası küresel ticaret, Kültepe, yazının kökeni gibi konulara yer vermiş, daha çok Anadolu’ya ticaret ve yazının girmesi ile yaşanan gelişmeleri anlatmıştık. Bu sayıda ise 2. binyıl öncesine bir göz atarak, Anadolu’nun bu eski, yerli, tarımcı, zengin ve belki de mutlu halklarının kısa tarihini anlatmak istedik. MÖ 2. binyıl Anadolu’sunu bize anlatan en önemli buluntular; Alaca Höyük mezarları, Mahmatlar, Horoztepe, Eskiyapar, Hasanoğlan ve son dönemde oldukça önemli bilgilerin gelmeye başladığı Resuloğlu gibi yerleşimlerden geliyor.

Özellikle Alaca Höyük buluntuları Anadolu’nun bu erken yerli halklarını anlamamız açısından bize çok büyük bir perspektif sunuyor. Dünya değişiyor. Değişim dediğimiz olgu, içerisinde sayısız öğeyi içeriyor ve çok boyutlu ilerliyor. Kültür ve doğa olarak iki başlıkta toplayabileceğimiz bu değişim (ki buna evrimsel süreç de diyebiliriz) yaklaşık 250 yıl önce başlayan Sanayi Devrimi’nin günümüzdeki uzantısını oluşturuyor. Sanayi Devrimi ile başlayan değişim belki Neolitik Devrimden daha hızlı ilerleyecek ama ne kadar hızlı olursa olsun bu değişim gelecek binyıl boyunca da sürecek gibi görünüyor. Türkiye’nin yarım asır önce içine girdiği bu değişim süreci doğa ve kültür olarak büyük bir yıkıma, yok oluşa ve farklı kesimlere göre yozlaşmaya da yol açıyor. Bu süreçten doğa ve insan ile birlikte en fazla etkilenen üçüncü öğe ise insanın bin yıllardır var olmak için ürettiği kültürel kalıntılar.

Gelişen kentler ve değişen insan ilişkileri, geçmişi de hızlı bir şekilde yok ediyor. Phaselis Antik kentine yapılmak istenen otel, İstanbul’da sit alanlarının tahribi, İzmir Kemalpaşa’daki uygulamalar, Çanakkale’dekiler ve daha onlarcası bu yaşadıklarımızın göstergesi... Definecilerin yanı sıra yol, baraj ve otel inşaatlarının, doğa tahribatının ve bilinçsizliğin, boş vermişliğin her geçen gün biraz daha yok ettiği arkeolojik değerlerimiz için ne yapmalıyız? Kabul edelim ya da etmeyelim Türkiye’nin dört bir yanından sit alanlarına yönelik ihlallerin haberlerini sürekli duyacağız ve göreceğiz. Arkeologlar, Eskiçağ bilimcileri, restoratörler, konservatörler ve dolaylı veya doğrudan konuyla ilişkili tüm kurum ve kuruluşlar, zaman kaybetmeden bugünün ve gelecek on yılların yol göstericiliğini yapmak için bir araya gelmeli ve acil arkeoloji planları çıkarmalıdır.

EN ÇOK OKUNANLAR

“Batı Uygarlığı Bir Hellen Mucizesidir” Dogmasını Sorgularken

İLK “BİZ”DEN BAŞLAMALI

“Yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkarılan eserler bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini ifaya başlamıştır. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır”.

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

SON İÇERİKLER

Hiyeroglif Luvicesi

Luvicenin kullanımına dair ilk bulgu, MÖ 18. yüzyıla tarihlendirilen ve Kültepe/Kanišli Erken Asur tü...

Hitit İmparatorluğu’nda Luvice

Hitit Kanunlarında pek çok kez bahsi geçen luwili kelimesi, Hattuşa hükümetine bağlı bölg...

Hitit Dili ve Yazısı

Tanrılar ve Tapınaklar Ülkesi Hatti

Çiviyazısı öğrenmenin yolu klasik metinleri kopy...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız